Değerli Dostlar,
“Paslikilit.com da “Yeni Bir İmparatorluk Mu Kuruyoruz?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Biliyorsunuz ki, çağımız artık “imparatorluklar çağı” değil. “Üniter-Milli Devletler” çağı. Emperyalist ülkeler ısrarla dünyadaki millî karakterli devletleri yıkmaya çalışıyor. Tabii ki parçalıyor, bölüyor ve yutuyor.
Yaklaşık yüz yıl önce bizler bir imparatorluk toplumuyduk. Diğer bütün çağdaş büyük imparatorluklar gibi bizim imparatorluğumuz da yıkıldı. Yıkılan imparatorluğun enkazından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni güç bela kurtardık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuranlar herhalde imparatorluk rejiminden ders almış olmalılar ki, kurdukları devleti üniter yani millî devlet olarak kurdular. Bu millî devleti kuranlar da unutulmamalıdır ki imparatorluk döneminde yetişmiş insanlardı. İmparatorluklar millî devlet değil, halklar topluluğudur. Bu karakter ilk çağ imparatorluklarında da vardı. Bu yönüyle imparatorluklar kurgulanmış, yapmacık devletlerdir. İmparatorluğu kuran asıl tebaa; ayrı ırktan, ayrı dilden, ayrı yollardan gelen çeşitli milletleri silah gücü ile bir sınır içinde birleştirir. Bu sınırları çizen, ayrı ırktan, ayrı dilden olan ve ayrı yollardan gelen kavimleri bir araya getirip zorla yöneten asıl tebaa, sınırları belirli bir toprak üzerinde toplayıp idare etmeye çalıştığında, kurduğu yeni düzene yeni bir medeniyet ve üstün bir kültürle idare edebiliyorsa, bu yeni kurgulanmış toplumları adaletle idare edebiliyorsa belki bu devlet biraz uzun bir ömür sürdürebilir.
Bu şekilde kurulmuş bütün imparatorluklar tarihin çöplüğüne atılmış bulunmaktadır. Biz tarih kitaplarında sadece isimlerini okuyoruz. Sun’i bir şekilde bir araya getirilen ve asıl tebaanın üstün gücüyle bir arada bir zaman devlet halinde yaşayan toplulukları, zamanla başka güçler onlara millî kimliklerini hatırlatıyor, ayaklandırıyor ve düşmanı olan imparatorluğu yıkabiliyor. En yakından bildiğimiz kendi imparatorluğumuz sadece bir yüz yıl içerisinde Rusya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve diğer Batılı güçler tarafından bu yöntemle yıkılmıştır. Kendisine “Osmanî” dediğimiz milletlerin hepsini kışkırtmışlar, desteklemişler, ayaklandırmışlar ve imparatorluktan kopmasını sağlamışlardır. Osmanlı Devleti’nin yıkılış hikâyesi kısaca tamamen budur. Bulgarların, Sırpların, Rumların, Arnavutların hatta Ulahların kafasına girilmiş, onlara millet oldukları hatırlatılmış, silahla desteklenmiş ve devlete karşı ayaklanmaları sağlanmıştır. Ve tabii ki sonuçta çöküş gelmiştir. Osmanlının çöküşünün serüveni budur. Tarihteki bütün imparatorlukların çökmesinin sebebi; sun’i olarak bir araya getirilen toplulukların zamanla uyanması, uyandırılması ve mensup oldukları imparatorluğa karşı ayaklandırılmasıdır. Çöküşler, ayrılıklar hep böyle gelmiştir. Bu durum Roma’da da iran İmparatorluğu’nda da, İlk Çağ imparatorluklarında da hep böyle olmuştur. İmparatorlukların yıkılmasının kanunu budur. Sun’i bir şekilde bir araya gelen topluluklar bir zaman sonra imparatorluğa baş kaldırıp yıkılmasına sebep olmaktadır.
Halen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni idare edenler de böyle bir “İmaparatorluk kurma” hevesi görüyorum. Bunun büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. İmparatorlukların yıkılmasının kanununu hatırlatmak istiyorum. Böyle bir heves varsa bundan dönülmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti “milli devlet” olarak yaşatılmalıdır. Millî devlet olmanın bütün özellikleri uygulanmalıdır. Kendi yerli ve millî kültürümüzü bağlayıcı bir doku olarak işleyip, yüceltmeliyiz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “İmaparatorluk kurma” hayalleriyle yeni bir maceraya sürüklememeliyiz.
Uyarmak vatan borcumdur.
Yaşasın Millî Devlet.
Son Yorumlar