Değerli dostlar,
Hamza Andreas Tzortzis hakkında daha önce de yazmıştım. Bu adam bir İngiliz profesör. Karşıdan bakarsanız güzel, nurlu bir yüze sahip. Uzunca sakalları var. İlk görüşte “Müslüman bir insan!” dersiniz. Tabii ki bilemeyiz kimin hidayete ermiş olduğunu! Belki gerçekten Müslümandır! Biliyorsunuz Boğaziçi Üniversite’sine Müslüman öğrenciler tarafından bir konferans için çağrılmıştı.
Hamza’nın aslen Mısır’lı olduğunu, sonra Yunanistan’a yerleştiğini ve daha sonra da İngiltere’de olduğunu yazılanlardan anlıyoruz.
“Hakikatın İzinde, Din Bilim ve Ateizm” adlı bir kitap yazmış Andreas. Kitabı Türkiye’de bastırmış. Tabii ki “hakikati” hiçbir zaman araştırmayan bizim bazı basın organlarımız, yazarlarımız, -özellikle Müslüman yazar ve basın organları- Hamza’nın kitabını tanıtmışlar. Mesela; 2019 Aralık ayında yayınlanan Haksöz dergisi’nde Elif Nuran Özgün adlı kızımız bu kitabı bir güzel tanıtmış. Yazısının bir ara başlığında ” Ortodoks Hıristiyanlık’tan İslam’a Uzanan Bir Ömür” diye anlatmış Hamza’yı. Haksöz dergisi dini içerikli bir dergi. Yazar kızımız da muhakkak ki Müslüman bir insandır. İnanıyorum ki hiçbir art niyeti olmadan, objektif bir şekilde kitabın tanıtımına soyunmuştur. Olaya düz bir şekilde baktığınızda her şey normal. Eleştiri de çok güzel yapılmış.
Değerli dostlar,
Zaman zaman İngilizler hakkında yazıyorum. Bir yazımda İngiltere kraliçesinin Bakingam Sarayı’nda verdiği bir resepsiyona bizim basından sadece bir kişiyi çağırdığını yazmıştım. (İlgili basın organının adını ve katılan kişinin adını yazmıştım.) Bendeniz, İngiltere’nin, İslam alemindeki bütün dini müesseselere bir şekilde sızdığı kanaatindeyim. Bu noktada çok önemli insanları ajan olarak kullanmış. Duymuşsunuzdur, bilmem hangi camide 20 yıl imamlık yapan Hıristiyan…
Düşman elbette düşmanlığını her zaman yapacaktır. Önemli olan bizim düşmanımızı tanımaktaki irademiz, ferasetimizdir. İşte Türkler maalesef bu aklı kullanmıyorlar.
Ülkemiz aydınlarının bu konuda hassasiyet göstermesi çok önemlidir. Düşmanımızın kim olduğunu bilmeliyiz. Her sakal koyan bizim dedemiz değildir. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur.
Size bir örnek daha vermekten çekinmeyeceğim.
Biliyorsunuz, bundan önceki cumhurbaşkanımız, Abdullah Gül’dü. Abdullah Gül, Tayyip Bey tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterildiği sırada “Cumhurbaşkanı adayımızı tanıtıyorum: Kardeşim Abdullah GÜl” şeklinde takdim etmiştir.
Abdullah Gül, İngiltere’de okumuş. Bir müddet önce İngiltere’de “Türkiye’nin geleceği” ile ilgili bir toplantıya katılmış. Basında açıka yazıldı, çizildi. Saklanacak bir şey değil.
Bu beyefendi ile birlikte toplantıya katılan diğer insanların kim olduğunu yazarsam bu konuda herhalde bir fikir edinmiş olursunuz.
Toplantıya katılanları sırasıyla yazayım: Abdullah Gül ile birlikte:
Ekseter Üniversitesi’nden iki öğretim üyesi profesör. Bu insanların İngiliz istihbaratı MI6’dan olduğuna kalıbımı basarım.
Naci Koru. Biliyorsunuz bu şahıs Fehmi Koru’nun kardeşi. Naci Bey’in eşi ile Abdullah Gül’ün eşi akraba imiş.
Kerim Yıldız: İngiltere’de bulunan Demokratik Gelişim Enstitüsü başkanı. Yani Kürt Enstitüsü başkanı, PKK’nın Londra temsilcisi.
Akın İpek. Bu adamı tanımayan yoktur. İngiltere’ye kaçan büyük FETÖ’cü.
İsmail Nazlı adlı bir başka FETÖ’cü.
Mehmet Sarımermer. Abdullah Gül Bey’in damadı.
Cafer Mahiroğlu. Bu şahıs şu anda Halk TV’nin sahibi görünüyor. CHP adına bu toplantıda.
Özetle; Türkiye’nin geleceğinin planlanması toplantısında Abdullah Gül, FETÖ, CHP, PKK ve İngiliz makamları birlikte bulunuyorlar.
Değerli dostlar, düşünmek, üzülmek gerekmez mi? Aklımızı başımıza toplamamız, daha derin düşünüp, düşmanımızı tanımamız gerekmez mi? İnanır mısınız, düşünebileceğiniz en milliyetçi bazı insanların bu konuda ne kadar gafil olduklarını gördükçe kahroluyorum.
Görüldüğü gibi, Türk milletinin başına daha ne Hamza Andreas’lar musallat edilmiş! Allah Türk milletine akıl ve basiret versin. Uyanmak nasip etsin.
UYARMAK VATAN BORCUMDUR.
Not: Hamza Anderas Tzortzis ile ilgili daha önceki yazımı paslikilit.com’da bulup okuyabilirsiniz.
Son Yorumlar