Kategori Arşivi Uyarmak Vatan Borcu

Uyarmak Vatan Borcumdur Demiştim

Değerli dostlar,

Takip edenler bilirler.”Uyarmak Vatan Borcumdur” başlığı ile birçok yazı yazmıştım. O yazılarda, mevcut yönetimin bugüne kadar yaptığı hataları tek tek anlatmıştım. “Aldatıldık, kandırıldık, Allah’tan da, milletten de af diliyoruz” dedikleri bütün hataları tek tek yazmıştım.

2013 yılında “Artık bir Türk Entelijansiyası Yoktur” başlığı altında bir yazı yazmıştım. Yazının bir kısmını aşağıya alıyorum.

Gerçekten de iktidar bugüne kadar çok hata yapmıştır.

Meselâ;

TRT Şeş’i kurmak büyük bir hata idi.

Yer adlarının değiştirilmesi konusu büyük bir hata idi.

Alfabemize, yabancı o üç harfi sokmak büyük bir hata idi.

Andımızı kaldırmak büyük bir hata idi.

Ne mutlu Türk’üm diyene ifadesini kaldırmak büyük bir hata idi.

Ergenekon, Balyoz vs. kumpasları büyük bir hata idi.

Suriye sınırından mayınların temizlenmesi büyük bir hata idi.

Sınırı giriş çıkışa açık bırakarak kevgir haline getirmek büyük bir hata idi. Acaba Amerika buradan ne kadar canlı bomba, ne kadar ajian soktu içeriye? Belli mi?

Cemaatle ittifak büyük hata idi.

Taraf gazetesine teşvik vermek, finanse etmek büyük bir hata idi.

Amerika ile ittifakın tehlikesini anlamamak büyük bir hata idi. Bu hata da hala devam ediyor.

Barış süreci, akil adamlar meselesi büyük bir hata idi.

17-25  Aralık olayı büyük bir hata idi.

Rus uçağının düşürülmesi ve sonrası efelenmeler büyük bir hata.

Bazı sakıncalı kişileri danışman, baş danışman yapmak büyük bir hata idi.

Bu liste aslında çok uzun. Aklıma gelenleri yazdım. Bu hataların çoğu hala devam ediyor.

Meselâ;

Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili bazı densizlerin yakıştırmaları konusunda hala “Susun bakayım, siz ne diyorsunuz, sizin aklınız başınızda mı” denmiyor. Toplumun bazı kesimlerinde Cumhurbaşkanına yapılan olmayacak yakıştırmalar hala devam ediyor. Ve bundan Cumhurbaşkanı rahatsız olmuyor.

Meselâ;

Cumhurbaşkanımız Allah’ın bütün sıfatlarını üzerinde taşıyor”, veya “Hepimiz Cumhurbaşkanımızın helaliyiz” gibi söylemlerden hiç rahatsız olmuyor ve bu kesimleri susturmuyor.

Meselâ;

Bazı internet siteleri, haber portalları veya televizyonlar var ki, hemen kapatılmaları gerekiyor. TESEV gibi, AÇIK TOPLUM VAKFI, AÇIK TOPLUM ENSTİTÜSÜ ve A9 televizyonu gibi. Sayın Cumhurbaşkanı bunlardan hiç rahatsız olmuyor. TESEV yapılanmasında rolü olan ve 15 Temmuz gibi büyük bir suçu işleyenlerin beyni olan insanların hiçbirisini FETÖ olayından dolayı almadılar. Almıyorlar. Taraf gazetesinin kurucusu İbrahim Betil, Etem Sancak gibi isimler TESEV vakfı kurucularıdır. Bunlara hiç dokunulmuyor. Nedeni hala belli değil.

Bunlar da çok büyük hatalar olarak hala devam ediyor. ABD’nin ülkemizde kurduğu Beşinci Kol ordusu ile ilgili çok yazılar yazmıştım. Bu beşinci kol ordusunun beyni hala tespit edilemedi ve bu ordu dağıtılmadı. Anlaşılır gibi değil.

Şu yukarıda saydığım konuların hepsinde kandırıldık, yanıldık, aldatıldık, hata yaptık diyenler, şimdi yapılan yeni bir hatayı, hem de çok büyük bir “hata” olduğunu anladıklarında iş işten geçmiş olacaktır.İttihat Terakki dönemini, Balkan Savaşları’nı ve Birinci Dünya Savaşı’nı lütfen iyi okuyun. O zamanki karar vericilerin hatalarını lütfen görün.

Halen yapılmakta olan büyük hatanın ne olduğunu bilmek ister misiniz? BAŞKANLIK!

Bu konu baştan sona büyük bir hatadır. Bu konunun ülkemize neye mal olduğunu ancak ülkemiz dağıldıktan sonra anlayabilirsiniz. O zaman “yanılmışız” demeye zamanınız bile kalmayacak.

AKP hükumetlerinin yaptığı hatalarla ilgili olarak zamanında uyarı yazıları yazıyordum. Ve bazı dostlar, hemen karşı atağa geçerek bana saldırıyorlardı. Şimdi bu konulardaki hataların bazılarını hükumet hata olarak kabul ediyor. Numan Kurtulmuş “Suriye politikası bir hata idi” dedi. O zaman bunun hata olduğunu biz de yazmıştık ve bize bu dostlar saldırmışlardı. Şimdi bu dostların durumlarını merak ediyorum. Acaba onlar hala “HATA” yapmaya devam ediyorlar mı?

Yani sözüm AKP seçmenine tabii ki! Bari sizler hatadan dönünüz. Şartlanmışlıklarınızdan vazgeçiniz. Ülkemize Selçuklu Devleti’nin sonu hazırlanmaktadır.

Uyanınız.

 

Uyarmak vatan borcumdur. Bizden söylemesi.

 

Aşağıdaki yazıyı lütfen okuyunuz. Bugünleri anlamak için sizlere ışık tutacağına inanıyorum.

 

“Ellerinizi, ayağınızı öpeyim. Harbe girmeyiniz. Bilhassa  Maren Savaşı’ndan sonra Almanların başarılı olamayacakları yüzde yüz meydana çıkmıştır. İslamiyet’i ikinci bir Gırnata hezimetine uğratmayınız”.

 

Bu yalvarış kime ait, acaba bileniniz var mı? Paris sefirimiz (Büyükelçimiz) Rıfat Paşa’ya. Rıfat Paşa, Almanlarla pazarlık usulü ile Birinci Dünya Savaşına girmeye çalışan İttihatçı ekibe telgraf çekmiş ve bu şekilde yalvarmıştır.

“Ellerinizi, ayağınızı öpeyim. Harbe girmeyiniz. Almanların başarılı olamayacakları yüzde yüz meydana çıkmıştır. İslamiyet’i ikinci bir Gırnata hezimetine uğratmayınız.”

 

Osmanlı Devleti’nin 1683’ten sonraki tarihini okuyan Türk çocuklarının herhalde yüreği burkulmaktadır. Viyana bozgunundan sonra milletimizin yaşadığı olaylara ben de şahsen kahrediyorum. Ah! Nasıl büyük hatalar yapılmış! Nasıl yanlış kararlar alınmış! Ne kadar şehit vermişiz! Devlet adamlarımız İngiliz, Fransız ve Rus siyaseti tarafından nasıl kuşatılmış, nasıl saf dışı bırakılmış!

Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’nden koparılarak bir devlet olarak kurulması, Girit’in elimizden çıkması olaylarını acaba bugün AKP siyasetini takip eden, beğenen çocuklarımız biliyor mu, okuyor mu? Bunlardan ders çıkarıyor mu?

Bu kardeşlerim diyeceklerdir ki, “Cumhuriyet tarihinde ülkemiz ilk defa böyle cesaretli bir siyaset gördü, ilk defa böyle başarılı bir hükümet gördü!”

Bu şekilde bakan kardeşlerimin aslında çok iyi niyetli olduklarını biliyorum.

İlk etapta; “olur mu öyle şey!” diye isyan ederek, kendilerinin bile kabul edemeyecekleri siyasi kararları, daha sonra parti toplantılarında, gazete köşelerinde bin dereden bin su getiren propagandalarla kabul etmek zorunda kalmaktadırlar.

Kabul etmek zorunda kalmaktadırlar. Buna eminim.

İktidarın, Türk milletinin inadına;  Türklükle, Cumhuriyetle, Kürtlerle, Ermenilerle, Kiliselerle, azınlıklarla, cemaat vakıflarıyla, yer adlarıyla, Türk alfabesine eklenen üç harfle ve şimdi vatana ihanet edenlere ödül verilmesiyle ilgili kararlarına, inanıyorum ki, kim olursa olsun, bu milletin çocukları önce “hayır, böyle bir şey olamaz!” diye nara atıyorlar, sonra da, Hasan Karakaya’nın, Yiğit Bulut’un, Ahmet Kekeç’in, Mümtazer Türköne’nin vb. yazılarını okuyarak “ikna” oluyorlar.

Milletimin çocukları içinde bulunduğumuz vahim durumu bir “savaş stratejisi” içinde değerlendiremiyor. Uygulanan siyasetin, tam anlamıyla yabancıların dayatmalarıyla uygulandığını anlayamıyor.

Bana göre Türk İntelijansiyasının aldatılmıştır. Akılları başlarından alınmıştır. Bugün uygulanan politikalar devletimizi Birinci Dünya Savaşı’na sokan ekibin uyguladığı politikalardan daha vahimdir.

 

Evet,

UYARMAK VATAN BORCUMDUR DEMİŞTİM.

Dün Yine Şehitlerimiz Vardı

Tabii ki milletimiz şehitlerine ağlıyor.

Bir kesim var ki, “Elbette şehitler gelecek” diyor. Şehitlerin niçin geldiğini, aslında ne olduğunu bilmiyorlar tabii! Asıl düşmanın kim olduğunu, ne yapılmak istendiğini bilmiyorlar. İsrail, mutlaka Kürt devleti kurulmalıdır, diyor. Bizim politikamız ise İsrail ile beraber. Şimdi İsrail en büyük dostumuz oldu. Şehitler acaba niçin geliyor?
Türkiye devleti son derece tehlikeli bir viraja girmiştir.
ABD’li yetkililerin PYD ile el sıkışması, özellikle Merkel’in ülkemizi ziyaret etmesi son derece manidardır.
Hatırlatmak istiyorum:
Birinci Dünya Savaşı’na girerken İngilizler ve Almanlar, Osmanlıların kendi yanlarında olması için çok mücadele etmişlerdi. Sadrazam Sait Halim Paşa, Almanların yanında olmamızı istemiyordu. O, İngiliz yanlısı idi. Bazı akıllı paşalar ise Almanlarla birlikte savaşa girmenin çok yanlış olacağını söylüyorlardı. Paris Büyükelçimiz Halil Rıfat Paşa; “Elinizi ayağınızı öpeyim, Almanlarla birlikte savaşa girmeyin. Bunlar Maren Savaşı’nda yenildiler” diye o günkü idarecileri uyarıyordu. Tabii ki fayda etmedi.
Almanya’nın İstanbul Büyükelçisi Walkenhaim çok çaba gösterdi Osmanlı ile ittifak yapmak için. Enver Paşa ve ekibini ikna etti. Hem de para vaadi ile ikna etti. Sonra bir bakıldı ki Alman gemileri Sivastopol’u bombalıyor. O günkü iktidar yetkilileri bir oldubitti ile karşı karşıya kaldıklarını anlamamışlardı bile.
Şimdi yine durum aynı! Bana göre Almanlar yine Türkiye ittifakını sağlamak için bastırıyorlar. “Göçmenler” konusu, işin perdeleme tarafıdır. Merkel Üçüncü Dünya Savaşı’nda “Türkiye İttifakı” için gelip gidiyor.
Bugünkü devlet yetkilileri de, İttihat Terakki yetkilileri gibi, işin stratejik yönünü bilemiyorlar. Bu sebeple devlet iki arada bir derede kalmış bulunuyor.
Bakınız; Rusya, uzun vadeli bir amaç için önce Kırım’ı işgal etti. Prof. Halil İnalcık bunu açıkladı. “Rusya, Türkiye hedefini ele geçirmek için Kırım’ı işgal etti” dedi. Bu görüşü çok doğru buluyorum.
Milletler uzun vadeli, orta vadeli, kısa vadeli stratejik hedefler koyuyorlar. Kurmay adamları büyük mesai sarf ediyor. Adamlar düşünüyorlar, üretiyorlar ve yapıyorlar.
Güneydoğu’da güvenlik güçlerimizle çarpışanlar arasında neden her milletten savaşçı bulunmaktadır?
Bu konuda nasıl bir politika izlenmesi gerektiğini 2010 yılında yayımladığım “Batı ve İçindekiler Çatışacak-Domuzları Köpeklere-Köpekleri Domuzlara” adlı kitabımda izah etmiştim.
Bakınız o gün bu konuyu değerlendirirken neler yazmışım:

“Bu saatten sonra düşmanın bu iç savaşı nasıl yürüttüğü ve Türkiye devletini kuşatarak sömürge haline nasıl getireceği ile ilgili teknik detayları tartışmanın faydası yoktur. ABD’nin metotlarını yorumla-manın anlamı yok artık. Dünya hegemonyasını nasıl sağlayacak? Stratejisi ne olacak? Politikası yumuşak mı olacak, sert mi olacak? Birleşmiş Milletlerle mi, NATO ile mi, İngiltere veya İsrail’le mi, yoksa tek başına mı hareket edecek? Vietnam’da, Japonya’da, Irak’ta olduğu gibi, yine atom bombası atarak mı, soykırım cürümlerini işleyerek mi bütün milletlere baş eğdirecek? Bu tartışmaların artık mevcudu tespit etmekten başka bir işe yaramayacağını anlamak gerekir.
Düşman, bütün köşe başlarını da tutarak, milletimizde akıl tutulması meydana getirmiştir. Akıl tutulmasına uğrayarak farkında olmadan düşman saflarına geçenler, kuşatmayı yarmada işimizi zorlaştır-maktadır. Çünkü askeri bilimler bakımından da, toplum bilimleri bakımından da bunun adı “asimetrik” savaştır. Kaidesi, kuralı yoktur. Artık, Anadolu’daki tabiriyle “at izi it izine karışmıştır”. Evet, bunun adı tam da İÇ SAVAŞTIR.”
Aradan yaklaşık altı yıl geçmiş. Ve ülkemiz adım adım iç savaşa sürüklenmiştir. Nizamî ordumuz “şehir gerillası” ile şehir savaşına saplanmıştır. Ve kaçınılmaz son elbette bizi bulmaktadır. Şehitlerimiz arka arkaya gelmektedir.
Bu savaş şeklini hatalı bulduğumu söylemeliyim. Kurmay aklımızı yitirmiş bulunuyoruz. 443 generali “hain” ilan ettik, 1500 albayımızı emekli ettik. Balkan savaşları arifesinde İttihat Terakki Partisi de aynı hatayı yapmıştı. 175 bin askeri terhis etmiş, dört taburu Trakya’dan alıp Yemen’e göndermişti. Aynı hatalar şimdi yapılmaya devam ediyor. Enver Paşa 32 yaşında yarbay rütbesinde iken Osmanlı ordularının başına getirildi. Ve arkadan Balkan faciası geldi.
Şimdi benzer bir durumla karşı karşıyayız.
“Şehitler elbette gelecek” diyenlerin ne demek istediklerini anlamak mümkün değildir. Yöneticilerimizin durup durum 10’ar maddelik “çözüm süreci” planları açıklamalarını anlamak mümkün değildir. Kullanılan ifadeleri kabul etmek mümkün değildir.
Bu konuda en büyük görev milletimize düşmektedir. Rahmetli Durmuş Hocaoğlu şöyle söylemişti.
“Devlet dara düştüğünde, herkesin çil yavrusu gibi dağıldığı bir ortamda, yalnız devletine kan bedeli ödemek için, yine devlet asıl kurucularının çocuklarını göreve çağırır.”
Bendeniz de şimdi devletin asıl kurucularını göreve çağırıyorum.
Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Uyarmak vatan borcumdur.

Ders Almanın Zamanı Gelmedi Mi?

Bir onurlu aydın bakın neler söylüyor:

“Azıcık ulusal onurumuz kalmışsa ve gerçekleri okumayı biliyorsak, ders almayı biliyorsak, oltanın ucundan kurtaramadığımız balığın, bu kez bir ağda çırpınışını seyrettirmek isteyenlere ders vermenin gününü geciktirmemeliyiz” 3.10.2002 M. Emin Değer

Aradan 14 yıl geçmiş. İkili anlaşmaların imzalanmasından sonra da yarım asırdan fazla zaman geçmiş. Biz hala oltanın ucundan kurtaramadığımız balığın ağda çırpınışını izlemeye devam ediyoruz.

Bu kader mi? Teslimiyet mi? Tembellik mi? Cesaretsizlik mi? Tecrübesizlik mi? Devlet adamı yokluğu mu? Korkaklık mı? Yoksa ihanet mi? Bunu nasıl izah edeceğiz? Kim izah edecek? Kim anlayacak? Kim çözüm bulacak. Türk Milleti’ni emperyalistlerin elinden kim kurtaracak? Büyük Türk Hakanlığı’nı stratejik oyuncu haline kim getirecek? Türk Milleti tarihin sahnesine nasıl çıkacak? Türk Milleti’ni tarihe verdiği randevuya kim getirecek?

Hiç ders alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi?

Uyarmak vatan borcumdur.

Yine Geldik Aynı Yere

1915 Ermeni olaylarının 100. yılı münasebetiyle.

Almanya kralı Friedrich’in, İstanbul’un fethinden 45 gün sonra aklı başına geldiğinde Papa’ya bir mektup yazarak;

“Mehmet, çoktandır aramızda hükümferma bulunuyor. Türk kılıcı, çoktan beri başımızın üzerinde asılıdır. Karadeniz, çoktan bize kapalı ve Romanya, çoktan Türklerin hâkimiyetindedir. Oradan Macaristan’ı ve sonra Almanya’yı ele geçirecekler ve bu zaman esnasında biz, aramızdaki düşmanlık ve anlaşmazlıkla idame-i hayata devam edeceğiz. İngiltere ve Fransa kralları, birbirlerine karşı silaha sarıldılar. İspanya, ancak nadir anlardadır ki huzura kavuşuyor. İtalya ise, yabancı hükümetler için yapılan kavgalarla asla sulha kavuşamayacaktır. Eğer ordu ve silahlarımızı imanımızın düşmanlarına karşı tevcih edebilseydik, ne kadar iyi olurdu. Bu vazifenin ise Zat-ı Mukaddeslerinden daha ziyade kalbimde yer etmiş olduğunu söyleyemem ey Mukaddes Pederim”.

dediğini biliyorsunuz. Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 83 – “Cemaat General Seviyesine Ulaştı”

Uyarmak Vatan Borcumdur 83

“Cemaat General Seviyesine Ulaştı”

Başlıktaki bu iddia asla bir paranoya değildir. Çok gizli olarak yapılması gereken, “savaş” kararlarının alındığı bir toplantının bile dinlendiği, izlendiği bir ortamda, bunu yapan güçlerin ajanlarının, devletimizin hangi seviyesinde bulunduğunu düşününce insan adeta ürperiyor.

Türkiye’de “Cemaat adlı örgütün artık Türk Ordusu’nda general seviyesinde adamları bulunmaktadır” iddiasını okuyunca kanım dondu.

Elbette insan inanmak istemiyor.

Ama ülkemizde halen yürütülmekte olan korkunç mücadeleyi görünce bu iddianın doğru olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Evet, Cemaat bence de Türk Silahlı Kuvvetleri’nde general seviyesinde elemana sahip hale gelmiştir.

Bu ne demektir?

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 82

Aaahhh Milletim Ah!

Batı ve İçindekiler Çatışacak-Domuzları Köpeklere Köpekleri Domuzlara adlı kitabımda, halen içinde bulunduğumuz durumun, doğrudan doğruya bir “İç Savaş” olduğunu yazmıştım. Ve orada, ülkemizde artık “At izi it izine karışmıştır!” demiştim.

Gerçekten de ülkemizde bir savaş vardır. Bu tam anlamıyla bir TÜRK AMERİKAN savaşıdır. Yazılarımı takip edenler bu konuyu sürekli yazdığımı bilirler.

Hükümet ısrarla karşı tarafın, yani savaşın diğer tarafının Cemaat olduğunu vurgulamaya çalışıyor. Basit bir taşra politikası yaparak, seçim meydanlarında, nasıl muhalefet partilerini eleştiriyorsa, Cemaati de öyle eleştiriyor. Yani hükümet, bilerek ve isteyerek “Cemaat” diyor ve ülkemizdeki iç çatışmanın diğer tarafının ABD olduğunu gizlemeye çalışıyor.

Bu tutum, son derece tehlikelidir. Hükümetimiz; hem tehlike anında vatanını koruyacak olan kendi seçmenini aldatıyor, hem de milletimizin tümünü aldatıyor. Türkiye ile savaş halinde olan ABD bu durumu kurgulamıştır. Bu bir savaş stratejisidir. Hükümet bu oyuna çok kolay bir şekilde gelmektedir. Amerika’nın bu konudaki hükmü şudur: Oltaya takılan balığın yeme ihtiyacı yoktur.

Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü, çok acele bir şekilde Amerika ile “İkili Anlaşmalar”ı imzalar. Bu ikili anlaşmaları hangi akla hizmet ederek Türkiye devletinin imzaladığını aklım almamaktadır.

İkili anlaşmaların gereği olan girişimleri Amerika yapınca da; bu defa aynı İsmet İnönü şikâyete başlamıştır. Bakınız aynen şunu söylemektedir.

Yıl 1963’tür.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 77 – Türk – Amerikan Savaşı

Türk – Amerikan Savaşı

Olaylar hepimizin gözümüzün önünde cereyan ediyor. Yıllardan beri Hükümet ve Cemaat, yoğun bir ittifak heyecanı ile ülkemizde büyük askeri, siyasi ve hukukî skandallar meydana getirdi. Bu kesif kirli ittifak, ülkemize ve ordumuza resmen diz çöktürdü. Kaderimizi etkiledi.

Bu kirli ittifakın göstermelik çatışması, ülkemize yapılan büyük bir saldırının perdelenmesi içindir. Ülkemize bu saldırı yapılırken, ülkesini savunması gereken çok büyük, yerli-milli-mütedeyyin kitlenin psikolojisi tam bir savaş stratejisi içinde kontrol altına alındı ve bu büyük kitle saldırıyı yapanlara hak verir hale getirildi.

Kirli ittifakı planlayan, kullanan büyük kurmay düşünce çok ustaca bu kitlenin iradesini kontrol altına aldı. Öyle ki, ne söylenirse söylensin, ne yapılırsa yapılsın bu kitleyi ikna etmek mümkün olmadı. En ufak bir itirazda bulunanları bile “ırkçılıkla”, “ulusalcıkla” suçladılar. Çünkü askeri stratejistler Müslüman kitlenin iradesini siyasal ümmetçilik bilinci ile doldurdular ve bu kitleyi şaşırttılar.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 76 – Devlet Yeniden

Devlet Yeniden

“İkinci bombayı patlattığınızda, birinci bombayı patlatmış mıydınız?”

Bu soru Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “Ergenekon” ve “Balyoz” davaları sebebiyle Silivri’ye hapsedilen komutanlarına sorulmuştu.

Hafızalarınızı biraz yoklamanızı istiyorum.

Hatırlayınız! Türkiye’de büyük bir savaş başlatılmıştı. Bu savaşa millet hazır değildi. Çünkü haberi yoktu. Gafil avlanmıştı.

Taraf Gazetesi tam anlamıyla büyük bir görevi üstlenmişti. Gazetenin başında Ahmet Altan ve Yasemin Çongar vardı. Ahmet Altan tam anlamıyla “ateist” olduğu halde, Amerika’nın stratejik hedeflerine hizmet için, hükümet ve cemaat desteği ile çıkardığı gazete camilerimizin çay ocaklarında satılıyordu.

Müslümanlar, sırf ordu düşmanlığı yaptığı için, Taraf Gazetesi okuyorlardı. Mest oluyorlardı.

Mevcut hükümet Taraf Gazetesi’ne teşvik vermişti.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 75 – Geçmiş Olsun Sayın Başbakan

Geçmiş Olsun Sayın Başbakan

Günlerdir ülkemizde bazı bakan çocuklarının ve uluslar arası ajanların yaptığı yolsuzluklar konuşuluyor. Tabii ki; yapılan yolsuzluk tek kelime ile korkunç bir olay! Demek ki bu tür yolsuzluklar, soygunlar ülkemizde yapılabiliyormuş! Türk İstihbaratı’nın bunların hepsinden haberi olması gerekiyordu. Her ne hikmetse devletin haberi olmamış!

Başbakan şimdi bu yolsuzluklar için “Bunlar komplo!” diyor. “Çeteler var, bu çetelere fırsat vermeyeceğiz, milletimizle birlikte bu komploları boşa çıkaracağız!” diyor.

Aslında doğru söylüyor. Ama ben buradan başbakana “Geçmiş olsun!” diyorum. Geçmiş olsun! Başbakanın ayaklarının altından halı çekilmiştir. Diplomatik tabiri ile başbakan “deliğe süpürülmüştür!”

Bu komplo ABD’nin bütün ülkelerde uyguladığı komplolar gibi sıradan bir iştir. Bu önceden bilinmeliydi!

Başbakan; “BOP eşbaşkanıyım” diye kendine övünç payı çıkarıyordu. Bu eş başkanlık görevi kendisine kim bilir hangi tavizler, verdiği hangi sözler sonucunda takdim edilmişti!

Bunları hep yazdık, çizdik. Amerikan düşünce kuruluşlarından madalya almıştı Sayın Başbakan! Partinin tüzüğü bile Amerika’dan gönderilmişti.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 74 – Ülkemizde Olup Bitenlerin Anlamı Nedir.

Ülkemizde Olup Bitenlerin Anlamı Nedir.

Geçtiğimiz günlerde Sayın Yusuf Halaçoğlu çok güzel bir tespitte bulunmuştu. “Türkiye’de Kürdistan diye bir yer yoktur, eğer Kürdistan diye bir yer olsaydı, Anadolu Selçuklu Devleti 12 beyliğe bölündüğünde bu beyliklerden birinin de adı Kürdistan Beyliği olurdu!”, demişti.

Gerçekten de doğru değil mi?

Aslında Güney Doğu Anadolu bölgemizin Kürdistan olarak değerlendirilmesi orada yaşayan Kürt kardeşlerimiz için önemli de değil. Bizim için de önemli değil. Önemli olan orada niçin bir savaşın yürütüldüğü ve bu savaşın taraflarının kimler olduğunun anlaşılmasıdır.

Şimdilik “Kürdistan” diye ilan edilen, Pentagon’un daha önceleri haritasını hazırladığı bölgeden Amerika, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne girmek istemektedir. ABD fiili savaşı, sıcak savaşı Türkiye’nin güneyinden başlatmıştır.

Sonraki Sayfa »