Aylık Arşiv: Mart 2019

Zaferin Şartı

 

Değerli dostlar,

Aşağıdaki yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bu konuya ilgi duyanlar mutlaka ne demek istediğimi anlayacaklardır.

 

“İhtilal, Zafer Çanlarını Çalıyor”

 

İhtilali sayılar değil, fikirler kazanır. Eğer ihtilal, onu kaçınılmaz kılan şartlara dayanıyorsa ve bu şartar, onları dile getirecek kahramanlarını bulursa ihtilal zafer gongunu bir gün mutlaka çalacaktır.

Sayı ve birikim, şartları olgunlaştırır. Bu olgunlaşma zirve noktasına varınca toplumun kabuğu çatlar. O zaman eski düzen yeni düzene döner. Ve ihtilalin topları bu dönüşü haber vermek için ufukları inletir!”

İttihat Terakki Partisinin II. Meşrutiyeti ilan etmesini ihtilal ve zafer olarak değerlendiren Şevket Süreyya Aydemir’in konunun girişinde yazdığı yazı.

Enver Paşa, Cilt I sayfa 558

Asacaklarsa Beni Assınlar

Değerli dostlar,

Aşağıya bir köşe yazısı kopyaladım. medyasiyaset.com haber portalında yazan Fethi Akar adlı bir yazarın 20.03.2019 tarihili yazısı.

Lütfen sonuna kadar okuyunuz.

Yorumu sizlere bırakıyorum.

 

“Asacaklarsa İlk Beni Assınlar!

Fethi Akar

Yok böyle bir şey.

Ne gördüm ne duydum.

AKP Genel Başkanı
söyledikleriyle ülkenin moralini
bozmaya devam ediyor.

Olacak iş değil yahu.

Bu nasıl bir tarz,
bu nasıl bir anlayış Allah aşkına?

İstediğini hedef gösteriyor,
yargı hemen harekete geçiyor.

Kendisi gibi düşünmeyenlere
bağırıyor çağırıyor.

Kürtler benim kardeşim diyor, 
rakibi Millet İttifakına resmen
terörist diyor.

Yemin ediyorum yok böyle bir şey
***
Hele son Millet İttifakının Ankara
Büyükşehir Belediye Başkan Adayı

Mansur Yavaş’a sarf ettiği sözler 
en uysal insanı bile çileden 
çıkartır cinsten.

Ne dedi?
“Bu seçime böyle girebilse dahi,
seçimden sonra çünkü bunun 

dokunulmazlığı yok, bunlar milletin 
önüne geldiği zaman burada çok ciddi 
bir bedeli kendisi ödeyeceği gibi 
maalesef tabii Ankaralı hemşehrilerimize de 
ödetme durumuna düşüyor. Yani burada 
çok dikkatli olmak gerekiyor.”

Oldu o zaman herkes çekilsin,
Bir tek onlar girsin seçime…
***
İdam için de bir şeyler söyledi.

“Biz bir yanlış yaptık idamı kaldırdık. 
Bana göre yanlış yaptık. Eğer parlamentomuz 
bir karar verirse ben onaylarım.”

Bu ne demek?
İdamı çıkartalım kim bize
yanlış yaparsa…

Aklıma gelen o…

Akit midir nedir diye bir sözde tv var.
Onun sözde muhabiri Kılıçdaroğlu
idam edilsin dedi ya.

Hem de Darağacının yanında
canlı yayında.

Yok ya neyini 
yazacağım Allah aşkına.

Görüyorsunuz,
cümle bile kuramıyorum.

Yavaş yavaş nereye gittiğimiz
gün gibi ortada.

Madem o koltuklarda ölümsüzlüğü 
bulacaklarına inanıyorlar,
Madem muhalifleri susturmak için
çare olacak,

ASACAKLARSA İLK BENİ ASSINLAR.

Onlar harici hepimiz haksızız.

Hatta insan bile değiliz…

Ülke göz göre göre uçuruma gidiyor.

“Hep birlikte nasıl düzeltiriz” diye
kafa yoracakken nelerle uğraşıyoruz…”

Jeopolitik Zorlayacaktır

Değerli dostlar,

Şevket Süreyya Aydemir’in II. Abdülhamit zamanını anlattığı bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yazı mutlaka sizlerde bir çağrışım yapacaktır.

“Jeopolitik Zorlayacaktı!

Bu gidiş elbetteki bir takım karşı hareketleri davet edecekti. Çünkü her baskı, müspet kuvvet demek değildir. Tutucu baskı ve zulüm, aczin ve dünyanın gidişine ayak uyduramamanın alametidir.

Abdülhamit nizamında da dünyanın gidişini görmemek isteyen bir idareye karşı, devletin yuvarlandığı uçurumu gören veya görmeye çalışan insanların tepkileri, örgütlenme çabaları elbette olacaktı. Memlekette; zekaları oynak, muhayyileleri renkli, ihtirasları sınırsız ve aktif hayatlarının eşiğinde bulunan genç insanlar vardı. Yüksek okullarda veya ordu saflarında bunlardan yüzlercesi, binlercesi, er geç bir çıkış yolu arayacaklardı. Bu gelişmeleri önlemek, hiçbir kudretin yetkisi dahilinde olamazdı. Bu gelişmeleri önlemeye, hibir kudretin gücü yetmezdi. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu bir Hindistan maharacalığı değildi Osmanlı İmparatorluğunun jeopolitiği, bir Hindistan maharacalığının, dünyadan tecrit edilmiş, ufukları içinde uyuşmuş, bir coğrafya veya tarih kalıntısına benzemezdi.

Hayır!

Bu İmparatorluğun, dünyanın en çelişmeli bölgesinde, üç kıtanın birleştiği yerde ve üzerinde çağımızın en büyük çatışmaları esip duran, bambaşka bir jeopolitik, bu ülkede bir takım reaksiyonları bir gün harekete geçirecekti!.

Bu durum, ülkeyi bir gün ve eğer ülkenin insanlarından bir direniş hamlesi gelmezse ya büsbütün tarih sahnesinden silecekti. Yahut da yeni yetişen, gidişattan memnun olmayan, pusuda bekleyen ve bir gün kuvvetlerini derlemek kudretini gösterecek bir genç nesil er geç, başlarındaki gafil Sultana ve memleketin karanlık gidişatına “DUR” demek cesaret ve kabiliyetini göstereceklerdi.

Nitekim öyle oldu.!

ENVER PAŞA

Şevket Süreyya Aydemir

Cilt I,

Sayfa 108-109