Devletler birbirlerine karşı hep derin stratejiler izlerler. Özelikle Osmanlı Devleti’ne karşı Fransa-İngiltere ve Rusya her zaman derin hesaplar içinde olmuşlardır.
Rusya Osmanlı’dan Kudüs’ün kontrolünü ister. Amacı Akdeniz’e inmektir. Bu amaçla Prens Mençikof başkanlığında bir heyet ile Osmanlı Devleti’ne nota verir. Osmanlı hükümeti bu notayı reddeder. Rus heyeti geri döner. Ve Ruslar Tuna Nehri’ni geçerek Romanya’ya saldırır. Osmanlı orduları komutanın Müşir Ömer Paşa Rusları Tuna Nehri’nin doğusuna atar. Bu defa Ruslar Kafkasya’dan aşağı inmeye çalışır. Başarırlar. Bunu fırsat bilen Midhat Paşa İngiliz ve Fransız ittifakını sağlar. Bu politika Midhat Paşa’nın ince hesabıdır. Çünkü kendisi “İngiliz Proteston modelini Müslüman devlet hayatına uygulayarak, kendisini mutlak hakimiyete götürecek” ince hesapların içindeydi.
Ve öyle oldu. İngilizler de, Türk silahlanmasını durduran Midhat Paşa’nın Rusya karşısında İngiltere’nin ittifakını isteyeceğini kesin biliyorlardı. Pan Slavizm’e karşı İngiliz yardımı gerekiyordu.
“Karşılık beklemeden yapılan İngiliz yardımı” Midhat Paşa’yı kuvvetlendirecekti. Ama ülke büyük bir yara almış olacaktı, o Midhat Paşa’nın umurunda değildi.
Öyle de oldu. İngiltere’nin yardımı ile 1853-1856 Kırım Savaşı Ruslara karşı kazanıldı. Ama sonunda Paris Konferansı’na “İçinizdeki azınlıkların haklarını verin, sonra konferansa katılın” denildi. Aslında yardımın karşılığı isteniyordu.
İşte ince hesap buydu.
Bu gün de bu ince hesaplar devam ediyor. Nasıl devam ediyor, kim kimi aldatıyor, kim kiminle müttefik, Türk Milleti acaba neyi göremiyor?
Bütün bunları anlamak için devletler arasında daima bu ince hesapların var olduğunu düşünmek gerekir. Olayları dışarıdan bakıldığı gibi gelişmiyor. Görüldüğü gibi herkesin bir ince hesabı var.
Halen devam eden “azınlıklar” meselesi acaba hangi ülkelerin ince hesabı? Ve acaba bu günün Midhat Paşa’ları kimler???
İnce hesapları anlayabilmek için iyi bir takip gerekiyor değerli dostlar.
Son Yorumlar