Aylık Arşiv: Ocak 2019

Aydın Ünal Yeni Şafaktan Ayrılırken

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski danışmanı ve eski AK Parti milletvekili Aydın Ünal, Yeni Şafak gazetesindeki yazılarına son verdiğini açıkladı.

AK Parti’nin önceki dönem vekili olan ve bir dönem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın metin yazarlığı ve danışmanlığını yapan Ünal, veda yazısında, “Kaçışımız çürümeden, seviyenin düşmesinden, tahammülsüzlükten kaçıştır. Kaçışımız düşmandan değil, ‘dost’ görünenden kaçıştır. Kaçışımız korkudan değil, pervasızlıktan; tehditten değil, aldırmazlıktan, gözü dönmüşlükten, hırstan kaçıştır. Kaçışımız, masumane kaygılarla dostça uyarılarımızı sınırsız iştihalarının ve kifayetsiz ihtiraslarının önünde mania olarak görenlerin iftiralarından, ithamlarından kaçıştır.

Kaçışımız Rahmet-i Rahman’adır.

Okur da bilir ki, elin ve kalemin naçar kaldığı zor zamanlarda dervişane sükut eylemden evladır.”

21 Ocak 2019 Pazartesi.

Çağrışım

10.07.1908 ‘de meşrutiyet ilan edilir. Bazı aydınlar II. Meşrutiyet’in ilanına inanamazlar, şüpheyle karşılarlar. O kadar korkmuşlardır ki, bu olayı da Abdülhamit’in şeytanca bir hilesi olduğunu düşünmüşlerdi.

Aşağıya bazı aydınların bu duygularını anlatan bazı alıntılar yapacağım. Belki zihinlerde bir çağrışım yapar.

 

“On Temmuz Galebe-i Milliyesi bende üç devri tahassüs geçirdi.

Korku,

Tereddüt,

Dayanağını yitirmiş, eskimiş duygular.” Tahsin Nahit

Padişah, uzun zamanlı yönetiminde milleti ve aydınları o kadar sindirmiştir ki herkesin içinde büyük bir kin bulunmasına karşın kimse hürriyetin bir gün Osmanlı topraklarına uğrayacağına ihtimal vermemektedir.

Bakınız Ahmet Hikmet’in duygularına:

“Evet, gökler çöker, dağları ezer, denizler kabarır yıldızları söndürür, güneşle ay çarpışır nurdan, alevden gülleriyle dünyayı alt üst eder. Bunlar hep olur… Lâkin Abdülhamit Türklere hürriyetini iade etmez. Herkesin gözlerinden okunan meali-i istibdat (baskının sonucu, açıklaması) bu idi.”

Bu düşünceler bende bazı çağrışımlar yaptı. Acaba sizlerde de yaptı mı?