Değerli Dostlar,
Bugün yine beş şehidimiz var. Onlara “ölüdür” demiyorum. Şehadetlerini Allah Teala İnşallah kabul eder. (Şehitlere “ölüdür” demeyiniz, zira onlar diridirler, fakat siz bilmezsiniz. – Ayet-i Kerime)
28.01.2013 ‘te yazdığım bir yazıda “Hala Bir Zamanımız Var” demiştim. Şimdi hala bir zamanımız var mı bilmiyorum.
Devlet adamlarımız, hükümetimiz, hala hata yapmaya devam ediyor. Hükûmet nasıl yönlendiriyorsa, seçmen kitlesi de aynı şekilde düşünmeye ve tabii ki hata yapmaya devam ediyor.
TRT Şeş’in kurulması, Çözüm süreci, akil adamlar meselesi, Habur rezaleti, devlet adamlarımızın Şivan Perver’le kongrelere katılması, Dersim için devlet adına özür dilenmesi, Şeyh Sait İsyanının elebaşlarının heykellerinin Diyarbakır’a dikilmesi, Mahsum Korkmaz’ın heykelinin sözde Kürt Şehitliği’nin tepesine dikilmesi, Valilere; “dokunmayın” talimatı verilerek PKK’lıların, omuzlarında roketatarlarla karakolların önünden bay bay yaparak geçmelerine seyirci kalınması, çözüm sürecinde PKK’nın bütün şehirlerimizde yığınak yapmasına müsaade edilmesi, TC’nin kaldırılmak istenmesi, Anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilmek istenmesi, “Türk ırkı diye bir ırk yoktur” diyenlerin milletvekili yapılması, Ergenekon, Balyoz davaları, yer adlarının değiştirilmesi… Daha bir sürü hata…
Bu saydıklarımın hepsi hata idi. Devlet adamlarımız bu hataları işlediler. Sonra da “kandırıldık” dediler.
Değerli dostlar, durum “kandırıldık” demekle kurtarılacak kadar basit değildir. Devletimiz şimdi, tarihinde hiç olmadığı kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Ve devlet adamlarımız da, onlara gözü kapalı oy veren halkımız da durumun ciddiyetinin hala farkında değildir.
Bir yakınım, değerli kardeşim, samimiyetinden, vatanperverliğinden asla şüphe etmediğim değerli dostum, Osman Baydemir’in mecliste ağlarken çekilen resmini kullanmış ve altına şunları yazmış:
“Samimi değilsiniz, gerekeni zamanında yapmadınız, bugün ölüyorlar diye ağladığınız çocuklara silahları siz verdiniz, hendekleri siz kazdırdınız, halada devam ediyorsunuz, kardeşlik ve barış sürecini sabote edenler sizlersiniz, biz hiç kimse ağlamasın diye büyük bir risk alırken siz bunu istismar ettiniz, şimdi kendinize kızınız, kabahatli olduğunuz bu büyük ihanetten hemen vazgeçin, silahları bırakın.” (aynen aldım)
Görüyorsunuz ki, değerli dostum hala anlamamakta ısrarlı. “Kandırıldık, hata yaptık” diyenler de hala durumun ciddiyetini anlamamakta ısrarlı.
Hayır! Anlamadıklarını da anlamıyorlar. Asıl tehlikeli olan da bu!
Düşman, “bütün esbab-ı cefasın” toplamış gelmiş.
Dünyanın bütün büyük devletlerinin donanmaları şu anda bölgemizdedir bulunmaktadır.
Tarihin şakası olmadığını, savaşın ciddi bir iş olduğunu, düşmanlarımızın çok ciddi olduklarını, medeniyetimizi meydana getiren Müslüman nüfusu kırmaya devam ettiklerini, gözlerini kırpmadan kafa kestiklerini, hiç vicdanları sızlamadan bütün medeniyet tarihimizin şaheserlerini ortadan kaldırdıklarını, güvenlik güçlerimize saldırdıklarını, şehit ettiklerini her gün izliyorsunuz. Düşmandır bu, elbette yapacaktır!
Stratejinin, yere ve coğrafyaya göre kuvvet kullanma ilmi olduğunu bilmeyenlerin, “medeniyetlerin çatışmasının” farklı medeniyetler var olduğu sürece devam edeceğini bilmeyenlerin dostu düşmanı ayırması mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi büyük bir devletin “kandırıldık” diyebilen bir ekibin elinde bulunması büyük bir talihsizliktir. Bu kadroya bu kadar büyük devlet imkânlarının sunulması başlı başına büyük hatadır. Milletimizin, propaganda mekanizmasına yenilerek bu ekibi desteklemesi tarihî manada büyük bir hata olmuştur. Bu durum tıpkı İttihat Terakki dönemine benzemektedir.
Osman Baydemir’in ağlayan resmine bakarak, “Gerekeni zamanında yapmadınız, PKK’ya silahları siz verdiniz, kardeşlik ve barış sürecini sabote edenler sizlersiniz, biz hiç kimse ağlamasın diye büyük bir risk alırken siz bunu istismar ettiniz, ihanetten hemen vazgeçin, silahları bırakın.” gibi sitemlerde bulunmak, bu konuyu hala anlayamamış olmak demektir. Çok görmüyorum, milletimin çocuklarının oy verdiği kişiler de aynı hataları yapmaya devam ediyorlar.
Değerli dostlar, dostu düşmanı iyi tanımak gerekir. Düşmana; “istismar ettiniz, ihanetten vazgeçin” demek doğru bir söylem değildir. Bu demektir ki düşman henüz tanınmamıştır. Düşmanını bilmeyen ona karşı nasıl mücadele edebilir.
Şimdi karşımızdaki PKK’nın içinde Alman, İngiliz, Fransız, Rus, Amerikan, İsrail istihbaratçıları var. Şehirlerde onlarla çarpışıyoruz. Sırp keskin nişancıları yiğitlerimizi şehit etmektedir. Bu demektir ki, mesele sadece PKK meselesi değil.
Cenevre’ye kimleri çağırıyorlar. Cenevre toplantısı niçin yapılıyor, bu toplantıyı kim organize ediyor? Bir sorun kendinize. Osmanlı devletini nasıl yıktılarsa, şimdi aynı yöntemlerle Türkiye devletini de yıkmaya çalışıyorlar. Bu apaçık görülmüyor mu?
O halde, bütün gücü ile devletimize vuran düşmana, -evet düşmana-, “ihanetten” vazgeçin denilebilir mi? Bu sizce de komik kaçmıyor mu?
Değerli dostlar, bu saatten sonra bir devletimizin, içinde bulunduğu büyük bir savaşı nasıl kazanması gerekiyorsa o şekilde savaşması gerekiyor. Bize kurşun sıkanlara, şehirlerimizi yakıp yıkanlara, milletimizi ortadan kaldırmaya ant içmiş olanlara; “kandırıldık”, “ihanette vazgeçin”, “samimi değilsiniz” gibi söylemlerde bulunmak ya büyük bir cehaletin eseridir. Ya da büyük “İHANETİN!” Devlet; düşmanlarına karşı böyle büyük hatalara düşmemelidir. Bu bir zaaf göstergesidir.
Düşman, doğudan bize darbe vurmaktadır. Bu büyük bir savaştır. Bunu önce böyle değerlendirmek gerekir.
Bit hatırlatma daha yapmam gerekiyor.
Biliyorsunuz, Vatikan ile Fener Patrikhanesi barıştı. Şimdi Ortodoks aleminin en büyük devleti olan Rusya ile Katolik aleminin en büyük devleti olan Amerika anlaşmış bulunuyor. Hatta bu devletler İran ile de anlaştılar.
Dikkat edin, İran devlet başkanı Hamaney İtalya’ya gitti. İran, İtalya ile bir dizi anlaşmalar yapıyor.
Bu durum size Fatih döneminin Uzun Hasan olayını hatırlatıyor mu? Uzun Hasan, Venedik ile ittifak yapmıştı. “Balkanlar sizin olsun, İstanbul’dan sonraki bütün İslam alemini ben kontrol edeyim, Osmanlı’yı ortadan kaldıralım” demişti Uzun Hasan. Şimdiki Uzun Hasan “Hameney” İtalya ile anlaşmalar yapıyor. Osmanlı Devleti’ne karşı kurulan “kutsal ittifak” bugün yine aynen kurulmuş bulunuyor. (Fatih, Otlukbeli Savaşı ile sonunu çözmüştü.)
O halde düşmanı iyi tanımak lazım. PKK’ya sadece PKK olarak bakmamak lazım! Öcalan’a sadece “Öcalan” olarak bakmamak lazım! Osman Baydemir’e sadece “Osman Baydemir” olarak bakmamak lazım.
HDP milletvekili, polisimizle münakaşa ederken hışımla kolunu kaldırmış ve “çekin gidin topraklarımızdan” demişti. Hatırlayınız.
Ve siz hala hata yapaya devam ediyorsunuz.
Unutmayınız, “düşmanını bilmeyen millet yok olur!”
Unutmayınız, hata yapmaya devam ederseniz tarih de, millet de sizi affetmeyecektir.
Unutmayınız, “Doğudan darbe almayan Türkiye’yi Batı asla yenemez”
Bilmiyorum, hala bir zamanımız var mı?
27.01.2016
Son Yorumlar