Öyle Bir Milletiz Ki! (4)

Alp Arslan

 

“Alp Arslan 24 Ağustos 1071 çarşamba günü çok üzüldü, endişe duydu ve mukadder bir savaşa hazırlandı.

Buharalı İmam-ı Ebu Cafer Muhammed: Ey Sultan! Sen Allah’ın başka dinlere zafer vaad eylediği İslamiyet uğrunda cihad yapıyorsun. Bütün Müslümanlar mimberlerde sana dua eylediği Cuma günü savaşa giriş. Ben Tanrı’nın zaferi senin adına yazdığına inanıyorum.” diyerek bimr keramet müjdesi verdi ve Alp Arslan’ın maneviyatını yükseltti.

Gerçekten Halife, bu münasebetle, camilerde okunmak üzere şu ibarelerle başlayan güzel tarihî bimr dnua ve hutbe metnini gönderdi: ” Alahım! İslamın sancaklarını yükseltmek için hayatını esirgemeyen mücahidlerini yalnız bırakma. Alp Arslan’ı muzaffer kıl ve askerlerini meleklerinle te’yid eyle”

26 Ağustos Cuma günü askerlerini toplayan Alp Arslan atından indi ve secdeye vardı:

“Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ey Tanrım, niyetim halistir. Bana yardım et. Sözlerimde hilaf varsa beni kahret!” duası ile derin imanını belirtti. Sonra askerlerine dönerek:

“Burada Allah’tan başka bir Sultan yoktur. Emir ve kader O’nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta veya benden ayrılmakta serbestsiniz” dedi.

Bu heyecanlı ve kararlı sözlerine karşı askerler bir ağızdan:

“Asla emrinden ayrılmayacağız!” mukabelesinde bulundular.

Sultan beyazlar giyerek ve eski Türk usulüne göre atının kuyruğunu bağlayarak son hitabını yaptı:

“Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır.”

 

Görüyorsunuz değil mi?

Öyle bir milletiz ki!

Ne mutlu Türküm diyene…

 

 

 

 

Yorum Yap