Aylık Arşiv: Eylül 2020

21. Yüzyıl Haçlı Seferleri ve Türkiye

  1. Yüzyıl Haçlı Seferleri ve Türkiye

Selçuklu döneminde yapılan Haçlı Seferleri:

1)  Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)

2) İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)

3)  Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192)

4) Dördüncü Haçlı Seferi (1204)

5) Beşinci Haçlı Seferi (1217-1221)

6) Altıncı Haçlı Seferi (1228-1229)

7) Yedinci Haçlı Seferi (1248-1254)

8) Sekizinci Haçlı Seferi (1268-1270)

 

Osmanlı devleti döneminde yapılan Haçlı Seferleri:

9)   Sırpsındığı Savaşı 1364

10) Birinci Kosova Meydan Muharebesi 1389

11) Niğbolu Savaşı 1396

12) Varna Savaşı 1444 (Son Haçlı ittifakı)

13)İkinci Kosova savaşı 1448

14)İstanbul’un fethinden sonra 20 devlete karşı Osmanlı’nın 16 yıl süren mücadelesi.

15) ….. bekleniyor…

Değerli dostlar, şu tabloya iyi bakmak lazım. 1. Haçlı Seferi 1096 yılında yapılmış. Yani Malazgirt Meydan Savaşı’ndan 25 yıl sonra. Bu demektir ki Batı alemi Türkleri Anadolu’ya sokmak istememiştir. Bin yıl önce başlamış Batı ile bu temas. Orta Asya’dan gelip Anadolu’yu vatan yapalı bin yıl olmuş neredeyse.

Sonra ardı ardına 14 defa Haçlı Seferi düzenlemişler Türklerin üzerine. Selçuklular döneminde sekiz sefer yapılmış. Osmanlılar Anadolu’ya hakim olduktan sonra ise 6 sefer yapılmış. Batılılar, II. Kosova Savaşı’ndan sonra artık ümitlerini kesmişler. Türkler’in önlerinin kesilemyeceğini anlamış ve geri çekilmişler.

İstanbul’un fethi çok önemli bir dönüm noktası olmuş. Fetihten sonra Türklerin üzerine 20 devlet toplanarak gelmiş. Bu 20 devlete İran ve Gürcistan ve Karaman Oğulları dahildir. Türkler bu 20 devletle 16 yıl süren bir savunma savaşı yapmış. Büyük bir deha ve büyük bir kumandan olan Fatih, bu 20 devleti birbirine düşürerek teker teker yenmiş. Aşağıdaki alıntıyı lütfen okuyunuz.

“Bu sebeple Venedik ile Türkiye arasında 16 yıl sürecek büyük harp patlak vermiştir. Bu harpte Türkiye, büyük devletlerden VENEDNİK, MACARNİSTAN, ALMANYA, LEHİSTAN, ARAGON, KASTİLYA, NAPOLİ, İRAN, diğer devletlerden KIBRIS, RODOS, PAPALIK, PLORANSA, MİLANO, SAOVİE, FERRARA, MODENA, SİENA, LUCCA, PİSA, MANTUA, TRENTO, BURGONYA, CENEVİZ, KARAMAN, GÜRCİSTAN ile savaşa girmiştir ve tek başına hepsini yenmiştir. Yine bu harbi, tahrik eden, organize eden PAPA olmuştur. Bu sefer meseleyi kökünden halletmek için ittifaklar yapmışlardı. Artık gündemde Türkiye’nin taksimi vardı. Yani Türkler’in Avrupa’dan tamamen sürülmesi kararlaştırılmıştı. Uzun-Hasan da Osmanlıları Anadolu’dan Balkanlara atmak azminde idi. Yine Osmanlılara hayat hakkı tanınmıyordu. Durum çok nazikti. Zira Türkiye aleyhine koalisyona girmeyen sadece Çin ve Japon imparatorlukları vardı.”

Dikkat ederseniz 15. Haçlı Seferi için “bekliyoruz!” diye yazdım. Doğu Akdeniz meselesi her an bir yeni haçlı seferinin başlamasına sebep olabilir.

Basından ve televizyon haberlerinden gelişmeleri takip ediyorsunuz. Yine bütün Batı alemi birleşip Türkiye’ye saldırma hesabı içinde. NATO üyesi olduğumuz halde NATO üyesi olan Hıristiyan ülkeler bile bize karşı cephe almış durumda. Hatta stratejik ortağımız olan ABD bile.

Amerika Birleşik Devletleri için; “ABD’nin Türk Milleti ile ve İslam alemi ile müttefik olması mümkün değildir” diye yazmıştım. 2010 yılında yayınlanan kitabımda bu konuyu anlattım. 1950 li yıllardan beri ABD Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sömürmüştür, kendi emelleri için kullanmıştır. Hala da kullanmaya devam etmiştir. Düşünün ki, savaş yapmak üzere olduğumuz düşmanımıza silah yardımı yapmaktadır. (Kıbrıs Rum kesimine uyguladığı silah ambargosunu kaldırmıştır.) Şu anda NATO müttefiki olan Türkiye toprakları içinde ABD’nin üsleri bulunmaktadır. Mesela; İncirlik. Kürecik! Son derece vahim bir durum. Batı sınırlarımızın hemen ötesinde, Yunanistan toprakları içinde bulunan Dedeağaç’ta üs kurmuş durumda.

Sadece ABD örneğini verdim. Türklerin, Batılı milletler için yapmadığı fedakarlıklar kalmamıştır. Açlıktan ölen İrlanda’ya, Napolyon öncesi Fransız milletine büyük yardımlarımız olmuştur. Görüyoruz ki bu yardımların, bu fedakarlıkların, milletlerarası mücadelelerde hiçbir değeri olmamaktadır.

Türk basınında bazı köşe yazarları hamaset kokan çok güzel yazılar kaleme almaktadır. Bunlardan biri Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül’dür. Bakın Türkiye’nin yeni dönemde aldığı pozisyonu, geldiği noktayı nasıl değerlendiriyor:

“Çünkü savunma yüzyılı bitti.

Çünkü, savunma yüzyılı bitti.

Çünkü, dilenme yüzyılı bitti.

Çünkü, acizlikler yüzyılı bitti.

Çünkü, başkalarının cephesi olma, başkalarının güvenlik ve çıkarlarına göre pozisyon alma, rol üslenme dönemi bitti. O parantez kapandı.

Artık Batı; ABD ve Avrupa Türkiye ile ilişkilerini Türkiye’nin gerçekleri üzerinden yeniden şekillendirmek zorunda kalacak.

Artık Türkiye değil, onlar kendi ezberlerini terk etmek zorunda kalacak.

Çünkü artık durduramayacakları, eski taktiklerin etki edemeyeceği bir güç var. Eski blöflerin, tehditlerin, şantajların, baskıların, aldatma yöntemlerinin işe yaramayacağı bir gerçek var.

Çünkü Avrupa bizim için büyülü bir hedef değil artık. Çünkü biz kendi adresimizi, kendi yolumuzu, kendi gücümüzü kendimiz belirliyoruz. Engellenemeyen, diz çöktürülemeyen, vesayet altında tutulamayan Türkiye’ye bu yolla gelmelerinin hiçbir karşılığı olmayacak.” İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 1 Eylül 2020

Sayın yazarın bu konudaki değerlendirmesi gerçekte çok yerinde. Bir Türk çocuğu olarak böyle duyguları paylaşmamak mümkün değil. Keşke dediği gibi olsaydı her şey…

Türkiye’nin durumu şu anda büyük özellik arz ediyor. Türk Ordusu için “Yavuz’un, Fatih’in, Kanuni”nin” ordusu olduğunu düşünerek kaleme alınan bu yazı bizi yanıltır. Türk Ordusu Ergenekon ve 15 Temmuz tertipleri ile çökertilmiştir. Uçakları kullanacak pilotları, donanmada tatbikat yapacak amiralleri bulamadığımız zamanlar olmuştu. Bana göre şu anda -İbrahim Karagül’ün düşündüğü gibi- Batı aleminin haçlı ittifakını bize saldırmaktan caydıracak bir durumda değiliz. Türkiye’yi böyle bir savaşın içine atmayı düşünen devlet adamlarımızın bir daha düşünmesi lazımdır. Bölgede müttefikimiz bile yoktur. Katar’la, Filistin’le bu iş olmaz. Zaten onlar da uluslararası konularda aleyhimize oy kullanmaktadır.

Böyle bir haçlı saldırısı olursa bana göre Türkiye için büyük bir yıkım olur.

Bundan endişe ederim.

Böyle bir savunmayı, ordumuzun güçlendiği, ekonomimizin güçlendiği, müttefiklerimizin çoğaldığı bir zamana ertelemek gerekir diye düşünüyorum.

Böyle bir zamanda hamaset yapmak, böylesine uçarı duygulara kapılmak son derece yanlıştır. Türk Milleti’ne yeni bir Balkan bozgunu, yeni bir dünya savaşı bozgunu yaşatmaktan kaçınılmalıdır. Anlaşmazlıklar diplomasi yoluyla çözülmeye ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. “İntiharı göze alabilen bir milletiz” söylemlerine kulak asılmamalıdır. Yeni bir istiklal savaşı yapmak zorunda kalmak bu çağda son derece tehlikeli olur.

Allah, ordumuza, devletimize ve milletimize zeval vermesin.

Uyarmak vatan borcumdnur.

Mikdat Topçu

03.09.2020

 

21. Yüzyıl Haçlı Seferleri ve Türkiye

21. Yüzyıl Haçlı Seferleri ve Türkiye

Selçuklu döneminde yapılan Haçlı Seferleri:

1)  Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)

2) İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)

3)  Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192)

4) Dördüncü Haçlı Seferi (1204)

5) Beşinci Haçlı Seferi (1217-1221)

6) Altıncı Haçlı Seferi (1228-1229)

7) Yedinci Haçlı Seferi (1248-1254)

8) Sekizinci Haçlı Seferi (1268-1270)

 

Osmanlı devleti döneminde yapılan Haçlı Seferleri:

9)   Sırpsındığı Savaşı 1364

10) Birinci Kosova Meydan Muharebesi 1389

11) Niğbolu Savaşı 1396

12) Varna Savaşı 1444 (Son Haçlı ittifakı)

13)İkinci Kosova savaşı 1448

14)İstanbul’un fethinden sonra 20 devlete karşı Osmanlı’nın 16 yıl süren mücadelesi.

15) ….. bekleniyor…

Değerli dostlar, şu tabloya iyi bakmak lazım. 1. Haçlı Seferi 1096 yılında yapılmış. Yani Malazgirt Meydan Savaşı’ndan 25 yıl sonra. Bu demektir ki Batı alemi Türkleri Anadolu’ya sokmak istememiştir. Bin yıl önce başlamış Batı ile bu temas. Orta Asya’dan gelip Anadolu’yu vatan yapalı bin yıl olmuş neredeyse.

Sonra ardı ardına 14 defa Haçlı Seferi düzenlemişler Türklerin üzerine. Selçuklular döneminde sekiz sefer yapılmış. Osmanlılar Anadolu’ya hakim olduktan sonra ise 6 sefer yapılmış. Batılılar, II. Kosova Savaşı’ndan sonra artık ümitlerini kesmişler. Türkler’in önlerinin kesilemyeceğini anlamış ve geri çekilmişler.

İstanbul’un fethi çok önemli bir dönüm noktası olmuş. Fetihten sonra Türklerin üzerine 20 devlet toplanarak gelmiş. Bu 20 devlete İran ve Gürcistan ve Karaman Oğulları dahildir. Türkler bu 20 devletle 16 yıl süren bir savunma savaşı yapmış. Büyük bir deha ve büyük bir kumandan olan Fatih, bu 20 devleti birbirine düşürerek teker teker yenmiş. Aşağıdaki alıntıyı lütfen okuyunuz.

21. Yüzyıl Haçlı Seferleri ve Türkiye

Selçuklu döneminde yapılan Haçlı Seferleri:

1)  Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)

2) İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)

3)  Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192)

4) Dördüncü Haçlı Seferi (1204)

5) Beşinci Haçlı Seferi (1217-1221)

6) Altıncı Haçlı Seferi (1228-1229)

7) Yedinci Haçlı Seferi (1248-1254)

8) Sekizinci Haçlı Seferi (1268-1270)

Osmanlı devleti döneminde yapılan Haçlı Seferleri:

9)   Sırpsındığı Savaşı 1364

10) Birinci Kosova Meydan Muharebesi 1389

11) Niğbolu Savaşı 1396

12) Varna Savaşı 1444 (Son Haçlı ittifakı)

13)İkinci Kosova savaşı 1448

14)İstanbul’un fethinden sonra 20 devlete karşı Osmanlı’nın 16 yıl süren mücadelesi.

15) ….. bekleniyor…

Değerli dostlar, şu tabloya iyi bakmak lazım. 1. Haçlı Seferi 1096 yılında yapılmış. Yani Malazgirt Meydan Savaşı’ndan 25 yıl sonra. Bu demektir ki Batı alemi Türkleri Anadolu’ya sokmak istememiştir. Bin yıl önce başlamış Batı ile bu temas. Orta Asya’dan gelip Anadolu’yu vatan yapalı bin yıl olmuş neredeyse.

Sonra ardı ardına 14 defa Haçlı Seferi düzenlemişler Türklerin üzerine. Selçuklular döneminde sekiz sefer yapılmış. Osmanlılar Anadolu’ya hakim olduktan sonra ise 6 sefer yapılmış. Batılılar, II. Kosova Savaşı’ndan sonra artık ümitlerini kesmişler. Türkler’in önlerinin kesilemyeceğini anlamış ve geri çekilmişler.

İstanbul’un fethi çok önemli bir dönüm noktası olmuş. Fetihten sonra Türklerin üzerine 20 devlet toplanarak gelmiş. Bu 20 devlete İran ve Gürcistan ve Karaman Oğulları dahildir. Türkler bu 20 devletle 16 yıl süren bir savunma savaşı yapmış. Büyük bir deha ve büyük bir kumandan olan Fatih, bu 20 devleti birbirine düşürerek teker teker yenmiş. Aşağıdaki alıntıyı lütfen okuyunuz.

21. Yüzyıl Haçlı Seferleri ve Türkiye

Selçuklu döneminde yapılan Haçlı Seferleri:

1)  Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)

2) İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)

3)  Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192)

4) Dördüncü Haçlı Seferi (1204)

5) Beşinci Haçlı Seferi (1217-1221)

6) Altıncı Haçlı Seferi (1228-1229)

7) Yedinci Haçlı Seferi (1248-1254)

8) Sekizinci Haçlı Seferi (1268-1270)

Osmanlı devleti döneminde yapılan Haçlı Seferleri:

9)   Sırpsındığı Savaşı 1364

10) Birinci Kosova Meydan Muharebesi 1389

11) Niğbolu Savaşı 1396

12) Varna Savaşı 1444 (Son Haçlı ittifakı)

13)İkinci Kosova savaşı 1448

14)İstanbul’un fethinden sonra 20 devlete karşı Osmanlı’nın 16 yıl süren mücadelesi.

15) ….. bekleniyor…

Değerli dostlar, şu tabloya iyi bakmak lazım. 1. Haçlı Seferi 1096 yılında yapılmış. Yani Malazgirt Meydan Savaşı’ndan 25 yıl sonra. Bu demektir ki Batı alemi Türkleri Anadolu’ya sokmak istememiştir. Bin yıl önce başlamış Batı ile bu temas. Orta Asya’dan gelip Anadolu’yu vatan yapalı bin yıl olmuş neredeyse.

Sonra ardı ardına 14 defa Haçlı Seferi düzenlemişler Türklerin üzerine. Selçuklular döneminde sekiz sefer yapılmış. Osmanlılar Anadolu’ya hakim olduktan sonra ise 6 sefer yapılmış. Batılılar, II. Kosova Savaşı’ndan sonra artık ümitlerini kesmişler. Türkler’in önlerinin kesilemyeceğini anlamış ve geri çekilmişler.

İstanbul’un fethi çok önemli bir dönüm noktası olmuş. Fetihten sonra Türklerin üzerine 20 devlet toplanarak gelmiş. Bu 20 devlete İran ve Gürcistan ve Karaman Oğulları dahildir. Türkler bu 20 devletle 16 yıl süren bir savunma savaşı yapmış. Büyük bir deha ve büyük bir kumandan olan Fatih, bu 20 devleti birbirine düşürerek teker teker yenmiş. Aşağıdaki alıntıyı lütfen okuyunuz.

“Bu sebeple Venedik ile Türkiye arasında 16 yıl sürecek büyük harp patlak vermiĢtir. Bu harpte Türkiye, büyük devletlerden VENEDİK, MACARİSTAN, ALMANYA, LEHİSTAN, ARAGON, KASTİLYA, NAPOLİ, İRAN, diğer devletlerden KIBRIS, RODOS, PAPALIK, PLORANSA, MİLANO, SAOVİE, FERRARA, MODENA, SİENA, LUCCA, PİSA, MANTUA, TRENTO, BURGONYA, CENEVİZ, KARAMAN, GÜRCİSTAN ile savaşa girmiştir ve tek başına hepsini yenmiştir. Yine bu harbi, tahrik eden, organize eden PAPA olmuştur. Bu sefer meseleyi kökünden halletmek için ittifaklar yapmışlardı. Artık gündemde Türkiye’nin taksimi vardı. Yani Türkler’in Avrupa’dan tamamen sürülmesi kararlaştırılmıştı. Uzun-Hasan da Osmanlıları Anadolu’dan Balkanlara atmak azminde idi. Yine Osmanlılara hayat hakkı tanınmıyordu. Durum çok nazikti. Zira Türkiye aleyhine koalisyona girmeyen sadece Çin ve Japon imparatorlukları vardı.”

Dikkat ederseniz 15. Haçlı Seferi için “bekliyoruz!” diye yazdım. Doğu Akdeniz meselesi her an bir yeni haçlı seferinin başlamasına sebep olabilir.

Basından ve televizyon haberlerinden gelişmeleri takip ediyorsunuz. Yine bütün Batı alemi birleşip Türkiye’ye saldırma hesabı içinde. NATO üyesi olduğumuz halde NATO üyesi olan Hıristiyan ülkeler bile bize karşı cephe almış durumda. Hatta stratejik ortağımız olan ABD bile.

Amerika Birleşik Devletleri için; “ABD’nin Türk Milleti ile ve İslam alemi ile müttefik olması mümkün değildir” diye yazmıştım. 2010 yılında yayınlanan kitabımda bu konuyu anlattım. 1950 li yıllardan beri ABD Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sömürmüştür, kendi emelleri için kullanmıştır. Hala da kullanmaya devam etmiştir. Düşünün ki, savaş yapmak üzere olduğumuz düşmanımıza silah yardımı yapmaktadır. (Kıbrıs Rum kesimine uyguladığı silah ambargosunu kaldırmıştır.) Şu anda NATO müttefiki olan Türkiye toprakları içinde ABD’nin üsleri bulunmaktadır. Mesela; İncirlik. Kürecik! Son derece vahim bir durum. Batı sınırlarımızın hemen ötesinde, Yunanistan toprakları içinde bulunan Dedeağaç’ta üs kurmuş durumda.

Sadece ABD örneğini verdim. Türklerin, Batılı milletler için yapmadığı fedakarlıklar kalmamıştır. Açlıktan ölen İrlanda’ya, Napolyon öncesi Fransız milletine büyük yardımlarımız olmuştur. Görüyoruz ki bu yardımların, bu fedakarlıkların, milletlerarası mücadelelerde hiçbir değeri olmamaktadır.

Türk basınında bazı köşe yazarları hamaset kokan çok güzel yazılar kaleme almaktadır. Bunlardan biri Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül’dür. Bakın Türkiye’nin yeni dönemde aldığı pozisyonu, geldiği noktayı nasıl değerlendiriyor:

“Çünkü savunma yüzyılı bitti.

Çünkü, savunma yüzyılı bitti.

Çünkü, dilenme yüzyılı bitti.

Çünkü, acizlikler yüzyılı bitti.

Çünkü, başkalarının cephesi olma, başkalarının güvenlik ve çıkarlarına göre pozisyon alma, rol üslenme dönemi bitti. O parantez kapandı.

Artık Batı; ABD ve Avrupa Türkiye ile ilişkilerini Türkiye’nin gerçekleri üzerinden yeniden şekillendirmek zorunda kalacak.

Artık Türkiye değil, onlar kendi ezberlerini terk etmek zorunda kalacak.

Çünkü artık durduramayacakları, eski taktiklerin etki edemeyeceği bir güç var. Eski blöflerin, tehditlerin, şantajların, baskıların, aldatma yöntemlerinin işe yaramayacağı bir gerçek var.

Çünkü Avrupa bizim için büyülü bir hedef değil artık. Çünkü biz kendi adresimizi, kendi yolumuzu, kendi gücümüzü kendimiz belirliyoruz. Engellenemeyen, diz çöktürülemeyen, vesayet altında tutulamayan Türkiye’ye bu yolla gelmelerinin hiçbir karşılığı olmayacak.” İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 1 Eylül 2020

Sayın yazarın bu konudaki değerlendirmesi gerçekte çok yerinde. Bir Türk çocuğu olarak böyle duyguları paylaşmamak mümkün değil. Keşke dediği gibi olsaydı her şey…

Türkiye’nin durumu şu anda büyük özellik arz ediyor. Türk Ordusu için “Yavuz’un, Fatih’in, Kanuni”nin” ordusu olduğunu düşünerek kaleme alınan bu yazı bizi yanıltır. Türk Ordusu Ergenekon ve 15 Temmuz tertipleri ile çökertilmiştir. Uçakları kullanacak pilotları, donanmada tatbikat yapacak amiralleri bulamadığımız zamanlar olmuştu. Bana göre şu anda -İbrahim Karagül’ün düşündüğü gibi- Batı aleminin haçlı ittifakını bize saldırmaktan caydıracak bir durumda değiliz. Türkiye’yi böyle bir savaşın içine atmayı düşünen devlet adamlarımızın bir daha düşünmesi lazımdır. Bölgede müttefikimiz bile yoktur. Katar’la, Filistin’le bu iş olmaz. Zaten onlar da uluslararası konularda aleyhimize oy kullanmaktadır.

Böyle bir haçlı saldırısı olursa bana göre Türkiye için büyük bir yıkım olur.

Bundan endişe ederim.

Böyle bir savunmayı, ordumuzun güçlendiği, ekonomimizin güçlendiği, müttefiklerimizin çoğaldığı bir zamana ertelemek gerekir diye düşünüyorum.

Böyle bir zamanda hamaset yapmak, böylesine uçarı duygulara kapılmak son derece yanlıştır. Türk Milleti’ne yeni bir Balkan bozgunu, yeni bir dünya savaşı bozgunu yaşatmaktan kaçınılmalıdır. Anlaşmazlıklar diplomasi yoluyla çözülmeye ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. “İntiharı göze alabilen bir milletiz” söylemlerine kulak asılmamalıdır. Yeni bir istiklal savaşı yapmak zorunda kalmak bu çağda son derece tehlikeli olur.

Allah, ordumuza, devletimize ve milletimize zeval vermesin.

Uyarmak vatan borcumdnur.

Mikdat Topçu

03.09.2020

Dikkat ederseniz 15. Haçlı Seferi için “bekliyoruz!” diye yazdım. Doğu Akdeniz meselesi her an bir yeni haçlı seferinin başlamasına sebep olabilir.

Basından ve televizyon haberlerinden gelişmeleri takip ediyorsunuz. Yine bütün Batı alemi birleşip Türkiye’ye saldırma hesabı içinde. NATO üyesi olduğumuz halde NATO üyesi olan Hıristiyan ülkeler bile bize karşı cephe almış durumda. Hatta stratejik ortağımız olan ABD bile.

Amerika Birleşik Devletleri için; “ABD’nin Türk Milleti ile ve İslam alemi ile müttefik olması mümkün değildir” diye yazmıştım. 2010 yılında yayınlanan kitabımda bu konuyu anlattım. 1950 li yıllardan beri ABD Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sömürmüştür, kendi emelleri için kullanmıştır. Hala da kullanmaya devam etmiştir. Düşünün ki, savaş yapmak üzere olduğumuz düşmanımıza silah yardımı yapmaktadır. (Kıbrıs Rum kesimine uyguladığı silah ambargosunu kaldırmıştır.) Şu anda NATO müttefiki olan Türkiye toprakları içinde ABD’nin üsleri bulunmaktadır. Mesela; İncirlik. Kürecik! Son derece vahim bir durum. Batı sınırlarımızın hemen ötesinde, Yunanistan toprakları içinde bulunan Dedeağaç’ta üs kurmuş durumda.

Sadece ABD örneğini verdim. Türklerin, Batılı milletler için yapmadığı fedakarlıklar kalmamıştır. Açlıktan ölen İrlanda’ya, Napolyon öncesi Fransız milletine büyük yardımlarımız olmuştur. Görüyoruz ki bu yardımların, bu fedakarlıkların, milletlerarası mücadelelerde hiçbir değeri olmamaktadır.

Türk basınında bazı köşe yazarları hamaset kokan çok güzel yazılar kaleme almaktadır. Bunlardan biri Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül’dür. Bakın Türkiye’nin yeni dönemde aldığı pozisyonu, geldiği noktayı nasıl değerlendiriyor:

“Çünkü savunma yüzyılı bitti.

Çünkü, savunma yüzyılı bitti.

Çünkü, dilenme yüzyılı bitti.

Çünkü, acizlikler yüzyılı bitti.

Çünkü, başkalarının cephesi olma, başkalarının güvenlik ve çıkarlarına göre pozisyon alma, rol üslenme dönemi bitti. O parantez kapandı.

Artık Batı; ABD ve Avrupa Türkiye ile ilişkilerini Türkiye’nin gerçekleri üzerinden yeniden şekillendirmek zorunda kalacak.

Artık Türkiye değil, onlar kendi ezberlerini terk etmek zorunda kalacak.

Çünkü artık durduramayacakları, eski taktiklerin etki edemeyeceği bir güç var. Eski blöflerin, tehditlerin, şantajların, baskıların, aldatma yöntemlerinin işe yaramayacağı bir gerçek var.

Çünkü Avrupa bizim için büyülü bir hedef değil artık. Çünkü biz kendi adresimizi, kendi yolumuzu, kendi gücümüzü kendimiz belirliyoruz. Engellenemeyen, diz çöktürülemeyen, vesayet altında tutulamayan Türkiye’ye bu yolla gelmelerinin hiçbir karşılığı olmayacak.” İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 1 Eylül 2020

Sayın yazarın bu konudaki değerlendirmesi gerçekte çok yerinde. Bir Türk çocuğu olarak böyle duyguları paylaşmamak mümkün değil. Keşke dediği gibi olsaydı her şey…

Türkiye’nin durumu şu anda büyük özellik arz ediyor. Türk Ordusu için “Yavuz’un, Fatih’in, Kanuni”nin” ordusu olduğunu düşünerek kaleme alınan bu yazı bizi yanıltır. Türk Ordusu Ergenekon ve 15 Temmuz tertipleri ile çökertilmiştir. Uçakları kullanacak pilotları, donanmada tatbikat yapacak amiralleri bulamadığımız zamanlar olmuştu. Bana göre şu anda -İbrahim Karagül’ün düşündüğü gibi- Batı aleminin haçlı ittifakını bize saldırmaktan caydıracak bir durumda değiliz. Türkiye’yi böyle bir savaşın içine atmayı düşünen devlet adamlarımızın bir daha düşünmesi lazımdır. Bölgede müttefikimiz bile yoktur. Katar’la, Filistin’le bu iş olmaz. Zaten onlar da uluslararası konularda aleyhimize oy kullanmaktadır.

Böyle bir haçlı saldırısı olursa bana göre Türkiye için büyük bir yıkım olur.

Bundan endişe ederim.

Böyle bir savunmayı, ordumuzun güçlendiği, ekonomimizin güçlendiği, müttefiklerimizin çoğaldığı bir zamana ertelemek gerekir diye düşünüyorum.

Böyle bir zamanda hamaset yapmak, böylesine uçarı duygulara kapılmak son derece yanlıştır. Türk Milleti’ne yeni bir Balkan bozgunu, yeni bir dünya savaşı bozgunu yaşatmaktan kaçınılmalıdır. Anlaşmazlıklar diplomasi yoluyla çözülmeye ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. “İntiharı göze alabilen bir milletiz” söylemlerine kulak asılmamalıdır. Yeni bir istiklal savaşı yapmak zorunda kalmak bu çağda son derece tehlikeli olur.

Allah, ordumuza, devletimize ve milletimize zeval vermesin.

Uyarmak vatan borcumdnur.

Mikdat Topçu

03.09.2020

Dikkat ederseniz 15. Haçlı Seferi için “bekliyoruz!” diye yazdım. Doğu Akdeniz meselesi her an bir yeni haçlı seferinin başlamasına sebep olabilir.

Basından ve televizyon haberlerinden gelişmeleri takip ediyorsunuz. Yine bütün Batı alemi birleşip Türkiye’ye saldırma hesabı içinde. NATO üyesi olduğumuz halde NATO üyesi olan Hıristiyan ülkeler bile bize karşı cephe almış durumda. Hatta stratejik ortağımız olan ABD bile.

Amerika Birleşik Devletleri için; “ABD’nin Türk Milleti ile ve İslam alemi ile müttefik olması mümkün değildir” diye yazmıştım. 2010 yılında yayınlanan kitabımda bu konuyu anlattım. 1950 li yıllardan beri ABD Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sömürmüştür, kendi emelleri için kullanmıştır. Hala da kullanmaya devam etmiştir. Düşünün ki, savaş yapmak üzere olduğumuz düşmanımıza silah yardımı yapmaktadır. (Kıbrıs Rum kesimine uyguladığı silah ambargosunu kaldırmıştır.) Şu anda NATO müttefiki olan Türkiye toprakları içinde ABD’nin üsleri bulunmaktadır. Mesela; İncirlik. Kürecik! Son derece vahim bir durum. Batı sınırlarımızın hemen ötesinde, Yunanistan toprakları içinde bulunan Dedeağaç’ta üs kurmuş durumda.

Sadece ABD örneğini verdim. Türklerin, Batılı milletler için yapmadığı fedakarlıklar kalmamıştır. Açlıktan ölen İrlanda’ya, Napolyon öncesi Fransız milletine büyük yardımlarımız olmuştur. Görüyoruz ki bu yardımların, bu fedakarlıkların, milletlerarası mücadelelerde hiçbir değeri olmamaktadır.

Türk basınında bazı köşe yazarları hamaset kokan çok güzel yazılar kaleme almaktadır. Bunlardan biri Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül’dür. Bakın Türkiye’nin yeni dönemde aldığı pozisyonu, geldiği noktayı nasıl değerlendiriyor:

“Çünkü savunma yüzyılı bitti.

Çünkü, savunma yüzyılı bitti.

Çünkü, dilenme yüzyılı bitti.

Çünkü, acizlikler yüzyılı bitti.

Çünkü, başkalarının cephesi olma, başkalarının güvenlik ve çıkarlarına göre pozisyon alma, rol üslenme dönemi bitti. O parantez kapandı.

Artık Batı; ABD ve Avrupa Türkiye ile ilişkilerini Türkiye’nin gerçekleri üzerinden yeniden şekillendirmek zorunda kalacak.

Artık Türkiye değil, onlar kendi ezberlerini terk etmek zorunda kalacak.

Çünkü artık durduramayacakları, eski taktiklerin etki edemeyeceği bir güç var. Eski blöflerin, tehditlerin, şantajların, baskıların, aldatma yöntemlerinin işe yaramayacağı bir gerçek var.

Çünkü Avrupa bizim için büyülü bir hedef değil artık. Çünkü biz kendi adresimizi, kendi yolumuzu, kendi gücümüzü kendimiz belirliyoruz. Engellenemeyen, diz çöktürülemeyen, vesayet altında tutulamayan Türkiye’ye bu yolla gelmelerinin hiçbir karşılığı olmayacak.” İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 1 Eylül 2020

Sayın yazarın bu konudaki değerlendirmesi gerçekte çok yerinde. Bir Türk çocuğu olarak böyle duyguları paylaşmamak mümkün değil. Keşke dediği gibi olsaydı her şey…

Türkiye’nin durumu şu anda büyük özellik arz ediyor. Türk Ordusu için “Yavuz’un, Fatih’in, Kanuni”nin” ordusu olduğunu düşünerek kaleme alınan bu yazı bizi yanıltır. Türk Ordusu Ergenekon ve 15 Temmuz tertipleri ile çökertilmiştir. Uçakları kullanacak pilotları, donanmada tatbikat yapacak amiralleri bulamadığımız zamanlar olmuştu. Bana göre şu anda -İbrahim Karagül’ün düşündüğü gibi- Batı aleminin haçlı ittifakını bize saldırmaktan caydıracak bir durumda değiliz. Türkiye’yi böyle bir savaşın içine atmayı düşünen devlet adamlarımızın bir daha düşünmesi lazımdır. Bölgede müttefikimiz bile yoktur. Katar’la, Filistin’le bu iş olmaz. Zaten onlar da uluslararası konularda aleyhimize oy kullanmaktadır.

Böyle bir haçlı saldırısı olursa bana göre Türkiye için büyük bir yıkım olur.

Bundan endişe ederim.

Böyle bir savunmayı, ordumuzun güçlendiği, ekonomimizin güçlendiği, müttefiklerimizin çoğaldığı bir zamana ertelemek gerekir diye düşünüyorum.

Böyle bir zamanda hamaset yapmak, böylesine uçarı duygulara kapılmak son derece yanlıştır. Türk Milleti’ne yeni bir Balkan bozgunu, yeni bir dünya savaşı bozgunu yaşatmaktan kaçınılmalıdır. Anlaşmazlıklar diplomasi yoluyla çözülmeye ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. “İntiharı göze alabilen bir milletiz” söylemlerine kulak asılmamalıdır. Yeni bir istiklal savaşı yapmak zorunda kalmak bu çağda son derece tehlikeli olur.

Allah, ordumuza, devletimize ve milletimize zeval vermesin.

Uyarmak vatan borcumdnur.

Mikdat Topçu

03.09.2020