Değerli dostlar,
Takip edenler bilirler.”Uyarmak Vatan Borcumdur” başlığı ile birçok yazı yazmıştım. O yazılarda, mevcut yönetimin bugüne kadar yaptığı hataları tek tek anlatmıştım. “Aldatıldık, kandırıldık, Allah’tan da, milletten de af diliyoruz” dedikleri bütün hataları tek tek yazmıştım.
2013 yılında “Artık bir Türk Entelijansiyası Yoktur” başlığı altında bir yazı yazmıştım. Yazının bir kısmını aşağıya alıyorum.
Gerçekten de iktidar bugüne kadar çok hata yapmıştır.
Meselâ;
TRT Şeş’i kurmak büyük bir hata idi.
Yer adlarının değiştirilmesi konusu büyük bir hata idi.
Alfabemize, yabancı o üç harfi sokmak büyük bir hata idi.
Andımızı kaldırmak büyük bir hata idi.
Ne mutlu Türk’üm diyene ifadesini kaldırmak büyük bir hata idi.
Ergenekon, Balyoz vs. kumpasları büyük bir hata idi.
Suriye sınırından mayınların temizlenmesi büyük bir hata idi.
Sınırı giriş çıkışa açık bırakarak kevgir haline getirmek büyük bir hata idi. Acaba Amerika buradan ne kadar canlı bomba, ne kadar ajian soktu içeriye? Belli mi?
Cemaatle ittifak büyük hata idi.
Taraf gazetesine teşvik vermek, finanse etmek büyük bir hata idi.
Amerika ile ittifakın tehlikesini anlamamak büyük bir hata idi. Bu hata da hala devam ediyor.
Barış süreci, akil adamlar meselesi büyük bir hata idi.
17-25 Aralık olayı büyük bir hata idi.
Rus uçağının düşürülmesi ve sonrası efelenmeler büyük bir hata.
Bazı sakıncalı kişileri danışman, baş danışman yapmak büyük bir hata idi.
Bu liste aslında çok uzun. Aklıma gelenleri yazdım. Bu hataların çoğu hala devam ediyor.
Meselâ;
Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili bazı densizlerin yakıştırmaları konusunda hala “Susun bakayım, siz ne diyorsunuz, sizin aklınız başınızda mı” denmiyor. Toplumun bazı kesimlerinde Cumhurbaşkanına yapılan olmayacak yakıştırmalar hala devam ediyor. Ve bundan Cumhurbaşkanı rahatsız olmuyor.
Meselâ;
“Cumhurbaşkanımız Allah’ın bütün sıfatlarını üzerinde taşıyor”, veya “Hepimiz Cumhurbaşkanımızın helaliyiz” gibi söylemlerden hiç rahatsız olmuyor ve bu kesimleri susturmuyor.
Meselâ;
Bazı internet siteleri, haber portalları veya televizyonlar var ki, hemen kapatılmaları gerekiyor. TESEV gibi, AÇIK TOPLUM VAKFI, AÇIK TOPLUM ENSTİTÜSÜ ve A9 televizyonu gibi. Sayın Cumhurbaşkanı bunlardan hiç rahatsız olmuyor. TESEV yapılanmasında rolü olan ve 15 Temmuz gibi büyük bir suçu işleyenlerin beyni olan insanların hiçbirisini FETÖ olayından dolayı almadılar. Almıyorlar. Taraf gazetesinin kurucusu İbrahim Betil, Etem Sancak gibi isimler TESEV vakfı kurucularıdır. Bunlara hiç dokunulmuyor. Nedeni hala belli değil.
Bunlar da çok büyük hatalar olarak hala devam ediyor. ABD’nin ülkemizde kurduğu Beşinci Kol ordusu ile ilgili çok yazılar yazmıştım. Bu beşinci kol ordusunun beyni hala tespit edilemedi ve bu ordu dağıtılmadı. Anlaşılır gibi değil.
Şu yukarıda saydığım konuların hepsinde kandırıldık, yanıldık, aldatıldık, hata yaptık diyenler, şimdi yapılan yeni bir hatayı, hem de çok büyük bir “hata” olduğunu anladıklarında iş işten geçmiş olacaktır.İttihat Terakki dönemini, Balkan Savaşları’nı ve Birinci Dünya Savaşı’nı lütfen iyi okuyun. O zamanki karar vericilerin hatalarını lütfen görün.
Halen yapılmakta olan büyük hatanın ne olduğunu bilmek ister misiniz? BAŞKANLIK!
Bu konu baştan sona büyük bir hatadır. Bu konunun ülkemize neye mal olduğunu ancak ülkemiz dağıldıktan sonra anlayabilirsiniz. O zaman “yanılmışız” demeye zamanınız bile kalmayacak.
AKP hükumetlerinin yaptığı hatalarla ilgili olarak zamanında uyarı yazıları yazıyordum. Ve bazı dostlar, hemen karşı atağa geçerek bana saldırıyorlardı. Şimdi bu konulardaki hataların bazılarını hükumet hata olarak kabul ediyor. Numan Kurtulmuş “Suriye politikası bir hata idi” dedi. O zaman bunun hata olduğunu biz de yazmıştık ve bize bu dostlar saldırmışlardı. Şimdi bu dostların durumlarını merak ediyorum. Acaba onlar hala “HATA” yapmaya devam ediyorlar mı?
Yani sözüm AKP seçmenine tabii ki! Bari sizler hatadan dönünüz. Şartlanmışlıklarınızdan vazgeçiniz. Ülkemize Selçuklu Devleti’nin sonu hazırlanmaktadır.
Uyanınız.
Uyarmak vatan borcumdur. Bizden söylemesi.
Aşağıdaki yazıyı lütfen okuyunuz. Bugünleri anlamak için sizlere ışık tutacağına inanıyorum.
“Ellerinizi, ayağınızı öpeyim. Harbe girmeyiniz. Bilhassa Maren Savaşı’ndan sonra Almanların başarılı olamayacakları yüzde yüz meydana çıkmıştır. İslamiyet’i ikinci bir Gırnata hezimetine uğratmayınız”.
Bu yalvarış kime ait, acaba bileniniz var mı? Paris sefirimiz (Büyükelçimiz) Rıfat Paşa’ya. Rıfat Paşa, Almanlarla pazarlık usulü ile Birinci Dünya Savaşına girmeye çalışan İttihatçı ekibe telgraf çekmiş ve bu şekilde yalvarmıştır.
“Ellerinizi, ayağınızı öpeyim. Harbe girmeyiniz. Almanların başarılı olamayacakları yüzde yüz meydana çıkmıştır. İslamiyet’i ikinci bir Gırnata hezimetine uğratmayınız.”
Osmanlı Devleti’nin 1683’ten sonraki tarihini okuyan Türk çocuklarının herhalde yüreği burkulmaktadır. Viyana bozgunundan sonra milletimizin yaşadığı olaylara ben de şahsen kahrediyorum. Ah! Nasıl büyük hatalar yapılmış! Nasıl yanlış kararlar alınmış! Ne kadar şehit vermişiz! Devlet adamlarımız İngiliz, Fransız ve Rus siyaseti tarafından nasıl kuşatılmış, nasıl saf dışı bırakılmış!
Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’nden koparılarak bir devlet olarak kurulması, Girit’in elimizden çıkması olaylarını acaba bugün AKP siyasetini takip eden, beğenen çocuklarımız biliyor mu, okuyor mu? Bunlardan ders çıkarıyor mu?
Bu kardeşlerim diyeceklerdir ki, “Cumhuriyet tarihinde ülkemiz ilk defa böyle cesaretli bir siyaset gördü, ilk defa böyle başarılı bir hükümet gördü!”
Bu şekilde bakan kardeşlerimin aslında çok iyi niyetli olduklarını biliyorum.
İlk etapta; “olur mu öyle şey!” diye isyan ederek, kendilerinin bile kabul edemeyecekleri siyasi kararları, daha sonra parti toplantılarında, gazete köşelerinde bin dereden bin su getiren propagandalarla kabul etmek zorunda kalmaktadırlar.
Kabul etmek zorunda kalmaktadırlar. Buna eminim.
İktidarın, Türk milletinin inadına; Türklükle, Cumhuriyetle, Kürtlerle, Ermenilerle, Kiliselerle, azınlıklarla, cemaat vakıflarıyla, yer adlarıyla, Türk alfabesine eklenen üç harfle ve şimdi vatana ihanet edenlere ödül verilmesiyle ilgili kararlarına, inanıyorum ki, kim olursa olsun, bu milletin çocukları önce “hayır, böyle bir şey olamaz!” diye nara atıyorlar, sonra da, Hasan Karakaya’nın, Yiğit Bulut’un, Ahmet Kekeç’in, Mümtazer Türköne’nin vb. yazılarını okuyarak “ikna” oluyorlar.
Milletimin çocukları içinde bulunduğumuz vahim durumu bir “savaş stratejisi” içinde değerlendiremiyor. Uygulanan siyasetin, tam anlamıyla yabancıların dayatmalarıyla uygulandığını anlayamıyor.
Bana göre Türk İntelijansiyasının aldatılmıştır. Akılları başlarından alınmıştır. Bugün uygulanan politikalar devletimizi Birinci Dünya Savaşı’na sokan ekibin uyguladığı politikalardan daha vahimdir.
Evet,
UYARMAK VATAN BORCUMDUR DEMİŞTİM.
Son Yorumlar