Anayasa Değişikliği Üzerine Düşüncelerim 2

Değerli dostlar,

Ülkemizdeki anayasa değişikliği hareketinin ne anlama geldiğini iyi anlamak zorundayız. Sayın Başbakan “Cenevre’ye gitmeyeceğim, buradaki işlerimiz daha önemli!” dedi. Biliyorsunuz Cenevre’de Kıbrıs görüşmeleri var. Ve bu görüşmeler son derece önemli. Ülkemiz açısından da hayati. Başbakan bu önemli toplantıya gitmemiş, Kıbrıs görüşmelerini kaderine terk etmiş. Anayasa değişikliklerini daha önemli buluyor.

Olabilir.

Ak Parti için Anayasa değişiklikleri neden bu kadar önemli. Ülkemizdeki rejim değişikliği hareketi Kıbrıs’ın elden gitmesinden daha mı önemli?

Tabii ki bu sayın başbakana göre böyle. Bize sorarsanız, Kıbrıs konusu çok daha önemlidir. Ve Kıbrıs konusunda bence sona gelinmiştir. Kıbrıs elden çıkmak üzeredir. Kıbrıs konusunda kampanyalar başlatan bazı duyarlı partiler, vatanperver insanlar var. Onlar yeri göğü inletiyorlar. Feryat ediyorlar. AK Parti yöneticilerinin bu konuda attıkları tek bir adım yoktur.

Peki, ülkemizdeki Anayasa değişiklikleri ne anlama gelmektedir?

Bana göre anayasa değişikliklerinin hedefi rejimi değiştirmektir.

Bu düşüncemi, aşağıya aldığım bir alıntı yazı ile size açıklamak istiyorum. Aslında daha detaylı yazmak istiyorum. Çok uzun olur. Kısa bir alıntı yapıyorum.

“İran’da 1970’lerin başında Humeyni yanlıları, geniş kapsamlı bir propaganda çalışmasına başladılar, bu süreçte yanlarına bazı solcuları da aldılar.

İran solu, Şah’ın devrilmesini ve yerine demokrasinin gelmesini bekliyor ve Mollalarla birlikte bunu başarabileceğini düşünüyordu.

İran Şah’ı 16 Ocak 1979’da İran’ı terk etti.1 Şubat 1979’da Humeyni Tahran’a döndü!

Demokrasi çığlıkları atan Humeyni yanlıları, halkın desteğini alıp kendi diktatörlüklerini kurmanın hesaplarını yapıyordu.

 

Humeyni yanlıları halkın desteğini alabilmek için 1 Nisan 1979’da referanduma gittiler. Halk, “İslam cumhuriyetine evet mi hayır mı?” sorusuna cevap verecekti.

Yapılan propagandalarda Humeyni’nin, Şah’ın diktatörlüğüne son vererek demokratik bir sistem kuracağı anlatıldı. Bu propagandaya en çok da bazı solcular kandı!

Nihayet referandum yapıldı ve halk Şah’ın gitmesine “evet” dedi.

Evet’i alan Humeyni, halktan bu sefer de “Tüm yargının atamalarını yapmayı” istedi.

Halk bunu da kabul etti!

(Bizim Anayasa değişikliğinde de Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nın hükümetin kontrolüne girecek olmasına dikkat!)

Daha sonra ise halka “İslam Kültür Devrimi Paketini” oylattı.

İşte bu paketin kabulünden sonra İran solu uyandı!

Günaydın!

Ama artık çok geçti!

Humeyni’nin ülkeyi Şeriata ve dikta rejimine götürdüğünü anlayanlar harekete geçti:

Üniversitelerde gösteriler yapıldı.

Bu gösterilerin halkı etkileyeceğini düşünen Humeyni, iki yıllığına üniversiteleri kapattı.

Humeyni diktatörlüğünü son olarak 1982’de perçinledi. Bu süreçte yaklaşık 2 milyona yakın muhalif solcu katledildi.

Dünyanın en köklü kültürlerinden birini yaratan, tarihin en eski uygarlıklarından biri olan İran, 1970-1982 arasında göz açıp kapayıncaya kadar, “alıştıra alıştıra” değiştirilmiştir.

1979’da İslam devrimiyle kabuğuna çekilen İran’da en büyük darbeyi de kadınlar yemiştir. Demokrasi bekleyerek referandumlarda Humeyni’yi destekleyen İran kadını, taşlanarak recm edilmeye başlayınca gerçekle yüz yüze gelmiştir!

Ama artık çok geçti!” (Bu yazı 2002 yılında Odatv.’de yayınlanmıştır)

Rejim değişikliği İran’da böyle gelişmiş.

Humeyni’nin amacı Şeriat getirmekti. Ve Şeriatı İran’a getirdi. Yöntemini okudunuz. Bizdeki yönteme çok benziyor. Herhalde benzerliği hemen anladınız.

Değerli dostlar, burada söz konusu olan ŞERİAT’tir. Hepimiz Müslümanız Elhamdülillah! Mevcut değişikliklerin bizi Şeriat idaresine götüreceği açık. Hiçbir Müslüman “Şeriat istemiyorum” demez. Tabii ki benim de demem mümkün değil.

Amaç şeriat idaresi olarak görünüyor. Eğer bizler, şeriat idaresini istiyorsak kararımızı ona göre vermeliyiz. Çünkü Anayasa değişikliği dahil, bütün yollar aslında büyük bir rejim değişikliğine çıkmaktadır. Bu büyük bir devrim hareketidir. Devrimi yapanlar bunu açıkça ilan etmiyor. İran’da olduğu gibi halkı alıştırarak yapmak istiyor.

Değerli dostlar, ülkemizi şeriat idaresine götürecek değişiklikleri şu anda yaşıyoruz. Bu değişikliklerin sonunda ülkemizin idare tarzı artık Şeriat olacak.

Ancak, mevcut devrimcilerin bu şeriat meselesini büyük bir istekle, samimiyetle, hiçbir yere, hiçbir üst akıla bağlı olmadan, tamamen bağımsız düşüncelerle yapıp yapmadığına bakmamız gerekiyor. Bir de milletimizin açıkça böyle bir idareye geçmek isteyip istemediğini anlamak gerekiyor. İran’daki gibi, çaktırmadan, alıştıra alıştıra yapılmak istenen bir “devrim” hareketi var. Bunu açıkça ilan etmiyorlar. Devrimi yapmak isteyenlerin bu niyetlerini tam olarak % 50 kendi seçmenleri dahi bilmiyor.

Mevcut anayasa değişikliklerini bir “REJİM DEĞİŞİKLİĞİ” olarak görmek gerekiyor. Bu değişikliği kabul edip etmemekten ziyade, aslında ne yapılmak istendiğini anlamak sıkıntısı var. Devrimcilerin tam olarak niyetlerini Türk milletine açıklayarak bu rejim değişikliğini yapmaları gerekiyor. Sonra, İran’da olduğu gibi binlerce insanı katletmek durumu ile karşı karşıya kalınır.

Ayrıca, bu devrim işini yapanların birçok şeyi hesaba katması gerekiyor. Bu normal bir hareket değil. Normal bir seçim hareketi değil. Bizim devrimcilerin bu işin altından kalkabileceklerini sanmıyorum.

Bu iş çok su kaldırır.

Herkesin hesabını buna göre yapması gerekir.

 

Yorum Yap