Neler düşünüyorum!
Neler düşündüğümü anlatabilmem için neler okuduğumu da yazmam lazım.
Hayır, kitap değil. Anayasa değişikliği konusu ile ilgili yazılar. Köşe yazıları meselâ!
Ahmet Taşgetiren çok güzel bir hatırlatma yapmış. “Ya CHP’nin adayı kazanırsa!” demiş. Tabii, şimdi bu anayasa değişikliğine evet diyenlerin hemen hemen hepsi Sayın Erdoğan’ın tek adamlığına garanti olarak bakıyorlar. Bilseler ki aynı hakları elde edebilecek bir CHP adayı kazanacak, asla bu değişiklikleri kabul etmezler.
Ciddî köşe yazarlarının hemen hemen hepsi değişikliği, ülkemizi tek adam sistemine götüreceği için eleştiriyorlar. Yandaş yazarlar bu konuda, CHP üzerinden giderek olumlu görüş bildiriyorlar. Gerçekten de CHP kafasıyla böyle bir düzen kurulursa tek kelime ile facia olur bana göre de…. Eğer CHP hala eski CHP ise bu böyledir. Ama bunca tecrübeden sonra hala eski harmanları savunacaksa bence de CHP iktidarı çok tehlikeli olur ülkemiz için.
Hemen hemen bütün yazarlar değişikliğin teknik yönlerini sorguluyorlar. Mesela 18 yaş konusunu veya Cumhurbaşkanının tek adam olacağı konusunu yazıyorlar. Taha Akyol, Bekir Bozdağ’ın “Atatürk Anayasası’na dönüş” ifadelerini eleştirmiş. Gerçekten de Bozdağ, abesle iştigal etmiş. Acaba kendi camiasını aldattığı gibi bizleri de aldatabileceğini sanıyor! Merak ediyorum.
Bir değerli dostum da Anayasa değişikliği için “III. MEŞRUTİYET” demiş. Bence en doğru teşhis de bu. III. Meşrutiyet!
Bu konuları daha önce yazdım. Okuyanlar bilirler.
Bu değişikliklerin ana hedefi yeni bir İMPARATORLUK yapısı kurmaktır. Sayın Cumhurbaşkanı kendisine tarihi bir misyon biçmiş olmalı! Herhalde onu uygulamak istiyor. Tarihinde örnekleri görülen büyük devlet adamları gibi yeni bir devletin temellerini atmak istiyor. Kendisi açısından bunu başarabilirse ve Türk milleti de bunu doğru bulup onaylarsa mesele yoktur. Türkiye dünya üzerinde yeni bir JEOSTRATEJİK OYUNCU olabilecekse gerçekten sorun yoktur.
Ancak; bugünkü yapı ile, Sayın Erdoğan’ın devlet aklı ile bunun mümkün olamayacağını düşünüyorum. Büyük devlet adamı olmayı istemek yetmez. Aynı zamanda büyük devlet adamı olmak da gerekir. Bugüne kadar yüzlerce defa hata yapmış olan, “kandırıldık”, “aldatıldık” diye dönüşler yapan birinin devlet adamlığını tarih sorgular. Böyle bir kafa büyük devlet adamı kafası olamaz. Olsa olsa İttihat Terakki liderlerinin kafası olur ve devletin sonu da hüsran olur.
Dün bir video izledim. Bir televizyon muhabiri şehrin caddelerinde rast geldiği insanlara “KIBRIS NEREDE?” diye soruyor. Bu soruyu sorduğu sayın vatandaşlarımızın hemen hemen hiçbiri doğru cevap vermedi. Kıbrıs Karadeniz’de, Kıbrıs Sicilya adası açıklarında, Kıbrıs Hatay taraflarında vs. diye cevaplar verdi vatandaşlarımız. Hepsi de olgun yaşta insanlardı. Düşünün bunların çoğu Kıbrıs Barış Harekâtını da gören insanlar. Ve bugün (12.01.2017) Kıbrıs konusunda çok önemli bir anlaşma yapılacak. Kıbrıs bizim için hayati derecede önemli bir yer. Daha Kıbrıs’ın nerede olduğunu bilmeyen bu bilinçsiz seçmenin vereceği oylarla kurulacak yeni bir “Başkanlık Sistemi”, daha doğrusu bu tür insanların oyunu alarak tek adam olmak isteyen Sayın Cumhurbaşkanı, kendisinin hayal ettiği tarihi misyonu, TARİHİ ANLAMDA BÜYÜK DEVLET ADAMI OLMA İMKÂNINI yakalayamaz. Çünkü bu kafa ile devlet yok oluşa sürüklenir. Böyle bilinçsiz bir milletin desteklediği lider, ülkesini ancak yıkılışa götürür. Bence olacağı da budur.
Bendeniz şahsen bu gidişi doğru bulmuyorum. Tehlikeli buluyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın yüreği, kafası, aklı, tarih tecrübesi, siyasî tecrübesi, stratejik aklı, devlet aklı, hatta çevresindeki danışmanlarının aklı bu sıkleti kaldırmaya yetmez. Ben yetersiz buluyorum. Acaba Sayın Cumhurbaşkanı kendisine Oğuz Kağan, Alparslan, Kanunî, Fatih veya Atatürk misyonu mu biçti? Veya Büyük İskender mi olmak istiyor? Tabii ki bilemeyiz. Ancak; bugünkü istekler, ancak bu hayallerin sahibi tarafından elde edilmek istenebilir. Korkarım ki bu büyük ham hayal ülkemizi korkunç bir badireye sürükler.
Bu açıdan, yeni Anayasa değişikliğini ülkemiz için tehlikeli buluyorum.
Bazı aklı başında eski siyasîler uyarı mektupları yazıyorlar milletvekillerine. Yeter mi bilmiyorum. Görünen o ki bu iş bitmiştir. Vatandaşlarımız bu gidişin ne yöne gidiş olduğunu bilmeden onaylıyorlar. Vekillerin konuşmalarını yanlış ve aldatıcı buluyorum. Bu vekiller gerçekten körü körüne mi hareket ediyorlar. Hiç mi araştırmıyorlar, okumuyorlar? Merak ediyorum.
Son olarak şunu söyleyeyim. Bu Anayasa değişiklikleri kabul edilir de Sayın Erdoğan istediği “Büyük İskender” gücünü elde ederse, biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti’nin sonu Anadolu Selçuklu Devleti’nin sonu gibi olacaktır. Anadolu Selçuklu Devleti dağılmış ve 12 Beyliğe bölünmüştü. Sayın Erdoğan’ın görüşü bu tür bir bölünmeyi öngörmektedir. 15 Yıllık geçmişinde ortaya koyduğu görüş budur. Hukukçular sadece Anayasa tekniği yönünden konuyu ele almaktadırlar. Konunun tarihî boyutu çok önemlidir. Sayın Erdoğan, yukarıda kültür yapısını arz ettiğim seçmene güvenerek imparatorluk, padişahlık hayalleri kurmaktadır. Yapılmak istenen Anayasa değişikliği ile asıl elde edilmek istenen sonuç budur. Bu asla bir niyet okuma değildir. Gelişmeleri yakından takip etmenizi önemle öneriyorum.
Değerli dostlar, kafanızı lütfen kaldırın ve etrafınıza bakın.
Yine haykırıyorum: UYARMAK VATAN BORCUMDUR!
Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.
0 Yorumlar.