Aylık Arşiv: Nisan 2013

Uyarmak Vatan Borcumdur 60 – MHP, Milli Cephe ve Vatanımızın Kahraman İhtiyacı

MHP

Milli Cephe ve

Vatanımızın Kahraman İhtiyacı

Böyle bir yazıyı kaleme almak istemezdim.

Ancak; ülkemizin içinde bulunduğu

Durum ciddidir, hatta vahimdir.

Bu dakikadan sonra bütün Türkiye elitleri

Yaşantılarını günlük, sosyal ihtiyaçlarına göre

Değil, ideallerine göre, ülkemizin

Karşı karşıya bulunduğu yeni şartlara

Göre tanzim etmelidirler.

 

Ülkemizde meydana gelen olaylar, malumunuzdur ki, tamamen organize olaylardır.

Tanzimat Fermanı, Islahat hareketleri, Osmanlı padişahı Abdülaziz Han’ın şehit edilmesi, 31 Mart Vak’ası tamamıyla organize olaylardır.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 59 – Savaş Stratejileri ve Akil Adamlar

Savaş Stratejileri ve Akil Adamlar

Değerli dostlar, şimdi size bir KCK kurmayının; “PKK’nın geri çekilmesi ve Çözüm Süreci’nin ne anlama geldiğini” izah eden çok güzel bir analizini aktaracağım. Bu analiz gerçekten, tam manasıyla askeri bir analizdir.

Amacım şudur: Devletimizin içinde alabildiğine bir iç savaş sürdürülmektedir. 5. Kol kuvvetleri bu savaşı sürdürürken, savaşın bütün kurallarını tam anlamıyla uygulamaktadır. Düşmanlarımız ise bu konuda tecrübelidir. Bizler, hiçbir art niyet taşımadan, “barış yapacağız”, “kan dökülmeyecek”, “analar ağlamayacak” diye, saf saf bütün bu olan bitenlere inanıyoruz.

Görüyoruz ki, hala, “büyük devlet olacağız”, “İMF’ye borç verir hale geldik”, “sınırlarımız büyüyecek”, “Osmanlı devletini yeniden kuracağız”, “özgürlüklerimize kavuştuk”, “bir daha kan dökülmeyecek”, “kardeşlerimizle barışıyoruz” vesaire gibi düşüncelerle, düşman stratejilerine aldanan yöneticilerimiz var. Türk milletini de bu şekilde inandırmayı başardılar. Bunun sonu felaket olacaktır.

Savaşan bir komutan; hedefine ulaşmak için, kuvvetlerini yere ve zamana göre en güzel bir şekilde nasıl sevk ve idare edeceğini ve düşmanını aldatmak için “taktik geri çekilmelerin” nin nasıl uygulanabileceğini askeri okullarda ilim olarak okumaktadır.

İlmin de ötesinde, yıllardır bütün dünyaya kan kusturan düşmanlarımız bu konuda büyük tecrübe kazanmışlardır.

Sonraki Sayfa »

Mikdat Topçu | Uyarmak Vatan Borcumdur 58

Müslüman Mahallesinde Salyangoz Satmanın Dayanılmaz Hafifliği
Yurt dışında okuyan oğlum, bana bir link gönderdi. Şöyle diyor:
Babacığım bakın hele şu kadının yazdıklarına!  Meğerse biz aslında yokmuşuz, tepeden gelmişiz buralara kadar.”
Değerli dostlar, bağlantıya bakabilirsiniz. (Bağlantı- Link aşagıdadır) Ayşe Hür adlı bir yazarın Radikal Gazetesi’nde yazdığı bir yazı bu!
Cumhurbaşkanlığı forsuna konulacak 17. Yıldızın yeni kurulan Kürt devletini temsil edip edemeyeceğini araştırıyor.
Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 57 – Anadolu’da At İzi İt İzine Karışmıştır.

  Anadolu’da At İzi İt İzine Karışmıştır.

 Geçmiş yazılarımı okumuş olanlar, ülkemizde bir iç savaşın yaşandığından sürekli olarak bahsettiğimi hatırlayacaklardır.

Kanaatim budur. Ülkemizde maskeli bir işgal vardır. Düşman sinsi, örtülü, şimdilik kamufle etme ihtiyacını duyduğu bir iç savaşı yurdumuzda sürdürmektedir. Bu savaş şu anda 5. Kol faaliyeti olarak yapılmaktadır.

Olayı benim gibi tespit eden bir gazeteci ağabeyim bu konuda şu tespitleri yapmaktadır:

Evet, örtülü ve açık savaş halindeyiz aslında; servislerin Türkiye’ de hâkimiyet savaşları var.Her yerde Amerikalı uzmanlar, adı uzman ABD özel ajanları hepsi. Türkiye masası uzmanı adamlar!

Bir savaş halindeyiz bu savaşta tank, top, tüfek, piyade yok bu savaşta ajanlar, uzmanlar var. Vatikan var, İsrail var, Fransa var, İngiltere var, Çin var, İran var, sermaye var!

Bu savaşta patrikhane var, Ermeni kilisesi var, Süryaniler var, Yezidiler var, Zerdüştler var.
Bir savaş yaşanıyor ülkemde taşeronlar 
önde servisler arkada, gizlendikleri yerler vakıflar, şirketler, yardım kuruluşları,dini kurumlar, iş adamı dernekleri, gazeteler, televizyonlar!” (RefikKeser-millirefleks.com)

Savaşlar; bir kurmay planlama sonucu, bir strateji sonucu olarak ortaya konulur ve uygulanır. Savaş; savaşı yapan ülkenin, hedefini siyaseten, yani politik olarak elde edemeyince başvurduğu son çaredir. Savaşlar, siyasetin uzantısı olarak yapılırlar.

Savaşlar,yüzde elli oranında barış zamanında kazanılmaktadır.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 56 – İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER YÜZÜNDEN BİZİ HELAK EDER MİSİN ALLAH’IM!

İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER YÜZÜNDEN BİZİ HELAK EDER MİSİN ALLAH’IM!

Başbakan dün akil adamlara yönelik konuşma yapıyordu. Televizyonun karşısına geçtim, baştan sona izledim.

Malazgirt Savaşı’ndan, Çaldıran Zaferi’nden, Türk İstiklal Savaşı’ndan bahsediyordu. Dikkat kesildim. Hayret ettim!

Biliyorsunuz aynı savaşlardan Abdullah Öcalan da bahsediyor. Meğer sebebi neymiş değerli dostlar, biliyor musunuz? Bu savaşların hepsinde Kürtler Türklere yardım etmişler, zaferler kazanıldıktan sonra Türkler Kürtlerin hakkını vermemişler.

Başbakanın bu savaşları dile getirmesinin asıl sebebi buymuş meğer! İnanamıyorum Vallahi! İnanamıyorum. Kulaklarıma inanamıyorum.

Ha! Bir de “helalleşme” konusunu dile getirdi. APO da helalleşelim diyordu ya! Neyse!

Başbakan konuşma yaptıktan sonra televizyonlara şöyle bir baktım. Ne kadar Ermeni, dönme, hain, gafil, cahil varsa hepsi televizyonlarda bir güzel aklanıyorlardı. Bir bakıma “ibra” ediliyorlardı. Aman Kürtleri kızdıracak, kışkırtacak hareketlerden kaçınalım diyorlardı. Yarabbi! Sen aklıma mukayyet ol! Meğer çok çileler çekmişler! Adı Robert’miş de, Türk devletinden zulüm görmesin diye babası ona Mehmet adını vermiş!

Bu topraklardaki hukukun bin senedir Türk milletinin hukuku olduğunu unutuyorlar.

E onlar unutuyor olabilirler! Bizim çocuklarımızın kendi haklarını, milletimizin kendi hükümranlığını unutmasına ne dersiniz? Bunu kabul edebilir misiniz? İşte sorun burada zaten!

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 55 – Önemli Bir Durum Muhakemesi

 Önemli Bir Durum Muhakemesi

Düşüncelerimiz acaba hangi bilgi kaynaklarından besleniyor?

Kafamızda olgunlaştırdığımız düşüncelerin ana kaynağı hangi haber ajanslarının haberleri!

Biz, aynı milletin çocukları olarak, aynı olayların yorumunu, birbirine tam 180 derece zıt, nasıl yapabiliyoruz?

İtikattaki ana bilgi kaynaklarımız aynı. Bundan hiç şüphemiz yok. Kur’an, Sünnet, İcma’ı Ümmet, Kıyas-ı Fukaha. Tamam. Kesin bilgi kaynaklarımız bunlar. Ancak, nasıl oluyor da bu kaynakların verilerini bile taban tabana zıt yorumlayabiliyoruz? 1400 yıldır elimizde bulunan, her türlü tahriften azade Kuran’ın bazı hükümleri konusunda bile bizi tenakuza düşüren şey nedir? Bu nasıl bir iştir? Biz 1400 yıldır hala bu meseleleri çözemedik mi?

Hayır! Bu meseleleri çözdük çok şükür. Çok da tecrübe kazandık. Neyse ki, dini konular, mezheplerle ilgili ayrılıklar bizi bir çatışmaya şimdilik götürmüyor. İnşallah da hiçbir zaman götürmez.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 54 – Bütün Vatanseverler Birleşiniz

Bütün Vatanseverler Birleşiniz

Ülkemizde gelişmekte olan olaylar karşısında endişe duyan büyük bir kitlenin varlığı inkâr edilemez.

Bu kitlenin büyük bir kesimi, içinde bulunduğu parti, dernek veya sivil toplum kuruluşlarının bu saatten sonra kendisi için fazla bir şey ifade etmediğini, gelinen noktanın vatanımızın geleceğini belirleyen önemli bir nokta olması sebebiyle, artık ortak bir aidiyet duygusu ile hareket etmek gerektiğine inanan bir kesimdir.

Bu hafta içinde anayasadan Türk kelimesinin kaldırılmaması yönünde ortak bir paydada buluşan büyük bir aydın kesimin bu girişimi milletimiz için ümit verici olmuştur.

Aslında buna benzer birçok değişikliğin yapıldığını, milletin gönlünde ve vicdanında yer etmiş birçok değerin teker teker yıkıldığını, bu büyük değişikliği yapan kurmay ekibin, toplum mühendislerinin, kılı yağdan çeker gibi, hissettirmeden, toplumun bütün değerlerini değiştirdiğini görmek gerekir.

Eski sistemin bütün değerlerinin bir kâğıt gibi buruşturulup atılarak, yerine yeni bir sistemin kurulmaya çalışıldığını, toplumumuzun büyük bir kesimi henüz anlayamamıştır. Evet, bir değişiklik olmaktadır ama bu değişikliği yapanların kimliğine bakarak, yapılanların muhakkak devletimizin menfaatine yapılmakta olduğunu düşünerek kitle ses çıkarmamaktadır.

Muhakkak ki, yapılanların sistemli bir şekilde devletinin yıkılmasına sebep olduğunu anladığı anda toplum büyük bir tepki verecektir.

Kazana konulan suyun içindeki kurbağanın, suyun kaynaması anına kadar mevcut ortama yavaş yavaş alışması gibi bir olay bu!

Kelime-i Tevhid’den “Muhammeden Resulullah” ı kaldırdılar (ilkokul kitaplarında) ses çıkarmadık. Türk bayrağı demeyelim, devlet bayrağı diyelim, dediler, ses çıkarmadık. Dağlardan “Ne mutlu Türküm diyene” sözlerini kaldırdılar, ses çıkarmadık. And’ımızı kaldırdılar ses çıkarmadık. Anadolu’da bir İstiklal Savaşı yapılmamıştır, dediler ses çıkarmadık. Kürdistan dediler, eyalet dediler, özerklik dediler, sayın dediler, sıfır sorun diyip bütün komşularla problem yarattılar ses çıkarmadık. Ordumuzu dize getirdiler ses çıkarmadık. Kozmik odaya girdiler, ses çıkarmadık.  Sivil savunmanın bütün planlarını, bütün sivil savunma personelinin kimliklerinin herkese açık mahkeme dosyalarına koydular ses çıkarmadık. Bedrin arslanları ile Çanakkale şehitleri bir mi, dediler, ses çıkarmadık. İstiklal Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy için “1400 yıllık İslam geleneğini bozan bu adam Müslümanlara örnek bir şahsiyet olarak sunulamaz” dediler, ses çıkarmadık.

Bu liste böyle uzayıp gider.

Biliyorsunuz ki, çok güzel bir hikâye vardır. Mahallenin bakkalını götürdüler, ses çıkarmadık, kasabını götürdüler ses çıkarmadık, papazı, öğretmeni götürdüler ses çıkarmadık. Ama bir gün gelip bizi götürdüler. Baktık ki arkamızda bizi destekleyecek kimse kalmamış.

Bizim olay tıpkı buna benziyor.

Şu anda bizim milletimize bu olay şaka gibi geliyor. Çünkü idareciler büyük bir toplum mühendisliği programı uyguluyorlar. Arkalarında bu projeyi destekleyen büyük milletler var. Hâlbuki bu büyük milletler şu anda 21. Yüzyıl Haçlı Savaşları’nı yapıyorlar. Milletimize 2. Sevr’i dayatıyorlar. Henüz idarecilerimiz bunun farkında değiller. Dolayısıyla bu idarecilerimizi destekleyen milletimizin büyük bir kesimi bu olayın farkında değil.

Her şeye rağmen milletimizin bu hükümete desteğini sürdürmesi, kesinlikle yapılan değişiklikleri devletin menfaatine uygun olarak yaptıklarına inanması sebebiyledir. Milletimiz burada bir “hin”lik olduğunu anladığı anda, tutumunu değiştirecektir.

Toplumun diğer kesimi ise kendisine “kırmızı çizgi” çizmiştir. “Vatan tehlikededir!” diye düşünüyor.

Bursa mitinginde “Öl de ölelim, vur de vuralım!” tarzındaki slogan aslında büyük bir kararın ve büyük bir endişenin karşılığıdır. Bahçeli’nin “Onun da zamanı gelecek!” tarzındaki cevabı, unutulmamalıdır ki bu kalın kırmızı çizginin, büyük bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğumuz düşüncesinin kesin bir ilanıdır.

Ulusalcı kesim keza böyle düşünmektedir.

Milletimizin tehlikeyi görebilmesi ve bir araya gelmesi, aydınlarımızın durumu erken fark ederek, sesini yükseltmesi ve harekete geçmesiyle doğru orantılı olacaktır.

Ankara’daki 300 kişinin ortak hareketi yeterli olmamıştır. Ne kadar haklı olursak olalım, görülüyor ki haklı olmak, vatan parçalamaya niyetlenmiş 5. Kol güçlerini durdurmaya yetmiyor. Nitekim imzadan sonra o hareketi destekleyecek hiçbir şey yapılamamıştır. Aydınlar, basında yeterli desteği bulamamıştır.  Bulamaz da.

Bu sebeple şunu düşünmeliyiz, karşı karşıya kaldığımız olay dünya çapında bir olaydır. Gerçekte büyük bir savaşla, büyük bir düşmanla karşı karşıyayız. Büyük bir savaşı kazanmak için ne yapılması gerekiyorsa o şekilde teşkilatlanmalı ve büyük bir yürüyüş başlatılmalıdır.

İmza gününün hemen akşamında, bütün televizyonlarda, olmadık insanların eleştirisi, bildirgeye imza atanların toplum nezdinde itibarlarını sıfıra indirmiştir.

Mustafa Destici imzasını çekmiştir. Halil İnalcık “kandırıldı” diye haber yapılmıştır.

Hilal Kaplan’lar, Mümtazer Türköne’ler, Ahmet Taşgetirenler, Gülay Göktürkler, Taha Akyollar, hemen televizyonlara fırlamış “”Aman Kürtleri” kışkırtıcı hareketler yapmayalım” diye milleti ikna etmeye çalışmışlardır.

Gazete köşelerinde olmadık yalanlarla, hezeyanlarla milletimizin zihnini iğfal etmişler, milletimiz daha ilk günde “Ne demek şimdi bu?” diye ikileme düşmüştür.

Bütün İslam aleminin ve Türk aleminin ümidi olan Batı Türk Hakanlığı mensubu milletimiz bu alçak savaş stratejilerini bozacaktır.

Ancak, milletimizin ve devletimizin hayatını savunurken, büyük bir düşmanla karşı karşıya bulunduğumuz anlaşılmalı. Bir milli uyanış hareketi başlatılmalıdır. Bu hareket;  üstün bir askeri bilgi, milli direniş sanat ve bilgisi ile donanmış rehberlerin öncülüğünde olmadır. Milletimizin bu büyük hareketi sevk ve idare edecek bilgisi ve tecrübesi vardır.

Ortaya çıkan aydınların elbette böyle bir niyeti yoktu.

Milletimizin acil ihtiyacı olan şey, doğru bir metod, üstün bir strateji bilgisi ile öne çıkacak rehberleri derhal bulmaktır. İhtiyaç budur.

Bunun için önerim şudur. Mutlaka ve mutlaka “Büyük Milli Cephe” oluşturalım.

Direnişimizi, düşmana karşı koyuşumuzu milli bir protestoya dönüştürebilmek için, bu büyük yürüyüşü sevk ve idare edecek rehberleri ortaya çıkarmak için elimizden geleni yapmalıyız.

Herkes ne iş yaparsa yapsın, hangi makamda bulunursa bulunsun, hangi partinin başında olursa olsun, mutlaka Büyük Milli Cephe’de buluşmalıyız.

Bu durum, tarihin, aklın bize yüklediği bir görevdir.

Bütün vatanseverleri BÜYÜK MİLLİ CEPHE’yi oluşturmaya çağırıyorum.

Uyarmak vatan borcumdur.

01.04.2013