Anadolu’da At İzi İt İzine Karışmıştır.
Geçmiş yazılarımı okumuş olanlar, ülkemizde bir iç savaşın yaşandığından sürekli olarak bahsettiğimi hatırlayacaklardır.
Kanaatim budur. Ülkemizde maskeli bir işgal vardır. Düşman sinsi, örtülü, şimdilik kamufle etme ihtiyacını duyduğu bir iç savaşı yurdumuzda sürdürmektedir. Bu savaş şu anda 5. Kol faaliyeti olarak yapılmaktadır.
Olayı benim gibi tespit eden bir gazeteci ağabeyim bu konuda şu tespitleri yapmaktadır:
“Evet, örtülü ve açık savaş halindeyiz aslında; servislerin Türkiye’ de hâkimiyet savaşları var.Her yerde Amerikalı uzmanlar, adı uzman ABD özel ajanları hepsi. Türkiye masası uzmanı adamlar!
Bir savaş halindeyiz bu savaşta tank, top, tüfek, piyade yok bu savaşta ajanlar, uzmanlar var. Vatikan var, İsrail var, Fransa var, İngiltere var, Çin var, İran var, sermaye var!
Bu savaşta patrikhane var, Ermeni kilisesi var, Süryaniler var, Yezidiler var, Zerdüştler var.
Bir savaş yaşanıyor ülkemde taşeronlar önde servisler arkada, gizlendikleri yerler vakıflar, şirketler, yardım kuruluşları,dini kurumlar, iş adamı dernekleri, gazeteler, televizyonlar!” (RefikKeser-millirefleks.com)
Savaşlar; bir kurmay planlama sonucu, bir strateji sonucu olarak ortaya konulur ve uygulanır. Savaş; savaşı yapan ülkenin, hedefini siyaseten, yani politik olarak elde edemeyince başvurduğu son çaredir. Savaşlar, siyasetin uzantısı olarak yapılırlar.
Savaşlar,yüzde elli oranında barış zamanında kazanılmaktadır.
Şu anda ülkemizde savaşın bütün stratejileri uygulanmaktadır. Artık, milletimizin hassasiyetlerini dikkate almaya gerek kalmamıştır. Çünkü milletimizin büyük bir kısmı, düşman tarafından ikna edilmiştir. En mukaddes değerlerimize hakaret edilmekte, zayıflatılmaktadır. Öylesine müthiş bir savaş propagandası yapılmaktadır ki, insanlarımız artık celladına aşık olacak hale getirilmiştir.
Türk milleti artık kendi bindiği dalı kesmeye başlamıştır. Aşağıya liste olarak yazdığım en önemli değerlerimiz konusunda bile, kendi değerlerimiz konusunda bile artık eleştiri yapmaktadır.
Türklük önemli değil, ben ümmetim,
T.C. iki harfli bir ifade. Bu iki harf için bile kıyameti koparıyorlar!
Anadolu’da İstiklal Savaşı olmamıştır.
Çanakkale şehitleri ile Bedrin şehitleri aynı kefeye konulamaz!
Misak-ıMilli sınırlarımız önemli değildir. Biz dünyadaki iki milyar insanla birlikte olmak istiyoruz.
Bu sabah bir makale okudum. “Muğlalı’nın Gizli Kalan 33 Kurşun Katliamı-Sedat Ulugana”.
İnternetten sizler de bulup okuyabilirsiniz.
“Yıl 1932, Ağrıyöresinden, Seyitxanê Ker (Sağır Seyithan) adlı direnişçi kaçaktır. Takibatı yapan komutan ise “Deli Kemal” lakaplı, 15. Seyyar Jandarma Alayı kumandalı Ali Kemal Bey’dir. Önüne çıkan Kürt köyünü yakıp yıkmaktadır. Seyit han’ın Erzurum-Hınıs’a bağlı Kırımkaya (Qirimqay) köyüne gittiğini duyan Deli Kemal, emrindeki askerlerle köye gider. Seyithan’ın köyden ayrıldığını duyan Deli Kemal, köylülere ağır işkenceler yaptırır. Yine de köylüler Seyithan’ın yerini söylemezler. Bunun üzerine köylüleri kurşuna dizmek için bir yere toplarlar. Askerler infaz yerlerini alıp silahlarını köylülere doğrulttuğunda, köyün muhtarı Cezo (Cezmi) köylülere seslenir:
– Hey millet! Birbirinize sokulun, devletin mermisi boşa gitmesin!”
Bu paragraf uzun bir yazının son paragrafıdır. Yazan kişinin şahsiyeti, yazının tarzı, yazan kişinin düşünce tarzı, görüldüğü üzere, tamamen bize terstir! Ama nedense bu üslup bazı arkadaşların tarzlarına hatta hükümetin politikalarına uygun olabiliyor.
Kürtlerle kardeş olduğumuz, aramızda hiçbir ayrımın olmadığı, aynı haklara sahibiz demenin bile bizim için bir zül teşkil ettiğini sürekli anlatıyoruz. Çünkü iç içeyiz. Damatlarımız var, gelinlerimiz var. Tam anlamıyla bir milletiz.
Hiçbir farkımız yok.
Ne demek aynı haklar! Aynı milletiz biz.
Yukarıdaki düşünceyi yazanlarla aynı kefeye koyamayız Kürtleri.
Dolayısıyla karşımızda bulunan, devletimizin bütün kazanımlarını inkar eden, düşmanlarını tasfiye eden devletimizi bölerek ayrı bir devlet kurmaya çalışanlar, elbette ki yukarıdaki gibi hezeyanlar dizeceklerdir.
Bu hezeyanlara inanarak, sanki Kürtlere devletimiz zulmediyormuş gibi düşünerek,aramızda büyük uçurumların meydana gelmesine sebep olanlar, ülkemizde şu andaki örtülü savaşı, maskeli işgali yapanlardır. Milletimiz henüz bunun farkında değildir.
Allayıp pullayıp bize kendi değerlerimizi yabancı gibi gösterenler başarılı düşman ajanlarıdır.
Size Cübbeli Ahmet Hoca’nın çıkardığı Lalegül Dergisi’nin I. Sayısında Mehmet Akif Ersoy’la ilgili olarak yazılan hezeyanları aktarmıştım.
Bizim çocuklarımız yüzde elli oranında barışta ikna edilmiştir. Bu düşünceleri; “Evet,Kürt halkına zulmetmişiz, Kürtlerin hakları yok mu? Kürtlerle, Ermenileri, Rumları, Yahudileri bir mi tutuyorsunuz?” tarzında bir yaklaşımla, Kürt milleti sanki başka bir milletmiş gibi kabul edilerek, ümmet düşüncesinin kutsal kavramı arkasına sığınarak millet olma gerçeğini gizleyen, bizi 1900’ lü yıllarda olduğu gibi yine birbirimize düşürmeye çalışanlar, şu anda ülkemizde savaşan güçlerdir. Onların kuvvetleridir. Beşinci Kol Kuvvetleri’dir.
Buradan,bir türlü bizimle aynı görüşü paylaşmaya yanaşmayan samimi arkadaşlarıma soruyorum.
MehmetAkif Ersoy kâfir midir gerçekten?
10 Nisan tarihi Ermeni iftiraları sebebiyle, İngiliz Büyükelçisi’nin de zorlamasıyla idam edilen, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in ölüm yıl dönümüdür. Bununla ilgili haberleri, resimleri yayınladık. Gittik ziyaretettik. Fatiha okuduk. Düşmanlarımızı bir daha hatırladık.
Bu değerli arkadaşlarımız neden Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’le ilgili sorular sormuyor, onun ruhuna bir Fatiha göndermiyor da, illa da “Kürtlerin haklarını yok mu sayıyorsunuz?” diye ısrarla soruyorlar.
Kim böyle düşünüyor? Allah’tan korkmak lazım!
Yer adlarının değiştirilmesinin nasıl bir milli felaket olduğunu idrak edebiliyor musunuz?
Bunları düşününüz lütfen diyoruz, ama karşımıza düşmanın moda haline getirdiği beylik sorularla çıkıyorlar.
“Kürtleri niye yok sayıyorsunuz!!!???”
Allah Allah! Kürtleri yok sayan kim?
Biz böyle düşünüyoruz, biz bir milletiz diyoruz ama dinleyen kim. Bir defa ok yaydan çıkmış. Kuzu suyu bulandırır olmuş.
Kendinizi yoklayın hele değerli kardeşlerim.
Durum ciddidir, hatta vahimdir. Anadolu’da at izi it izine karışmıştır. Büyük bir kargaşa var. Milletimiz de bunun için salim bir kafa ile olayları yorumlayamıyor.
Bu sebeple, herkesi bir kez daha vicdan muhasebesi yapmaya çağırıyorum.
Olayları biraz daha etraflıca düşünmemiz lazımdır!
Kendimizi bu ülkenin gerçek evladı yerine koyduğumuzda; tarihi, milli olayları ve şu anda yaşamakta olduğumuz iç savaşı daha iyi anlayacağımız kanaatindeyim.
Bu sebeple değerli dostlarımı, arkadaşlarımı, milletimi yeniden düşünmeye davet ediyorum.
Uyanmaya davet ediyorum.
Uyarmak vatan borcumdur.
Uyanınız.
12.4.2013
0 Yorumlar.