Değerli dostlar,
Boğaziçi Üniversitesi’nin aslı Robert Kolej’dir. Binayı, 1860 yılında Amerikalı Profesör Cyrus. Hamlin adında bir Papaz inşa etmiştir. Hamlin, “Türkler İstanbul’a nereden girdiyse biz de oradan girmek için Emirgân tepelerinde bu okulu inşa ettik!” demiştir.
Buraya kadar sorun yok. Türk Milleti’nin düşmanları, Osmanlının düşmanları faaliyet göstermiş, çalışmış ve bu okulu yapmış. Osmanlı da yaptırmasaymış!
Okulun eğitim faaliyetlerini, bu konuları takip eden hemen herkes bilir.
Okulu yapan Papaz, “Türkler Arasında 50 Yıl” adlı kitabında şöyle diyor.
“Aptal Türkler, çocuklarının ellerinden tutup bu okula getirip teslim ediyorlardı. Tevfik Fikre de öyle yaptı. Oğlunu (Haluk) getirdi, okula teslim etti. Sonra oğlu Amerika’ya gönderildi. Orada Papaz oldu. Tevfik Fikret hala oğlunun ilim ve fen öğreneceğini, geri dönüp vatanına faydalı olacağını düşünüyordu!”
Robert Kolej’in, Türk Milleti’ne ne kadar zararları olduğunu edebiyatımızda konu ile ilgili romanlardan bile anlayabilirsiniz. Peyami Safa’nın bazı romanları (Matmazel Noraliyanın Koltuğu, Sözde Kızlar, Fatih Harbiye gibi) Müslümanların çocuklarının burada nasıl Hıristiyanlaştırıldığını anlatır.
Bana göre de Robert Kolej, ülkemizde Hıristiyanlaştırma faaliyetleri yapmıştır.
Sonra okulun adı Boğaziçi Üniversitesi olarak değiştirildi.
Bu bilgileri neden verdim.
Herhalde paylaştığım videoyu izlediniz! Videoda konuşmayı yapan kişi: Hamza Andreas Tzortzis adında bir yazar!
Adam aslen Arap, sonra Yunanlı, sonra İngiliz! Mayıs ayı içerisinde TİMAŞ Yayınları arasında bir kitabı çıkacakmış! Ümit Özdağ’ın verdiği bilgiye göre Hamza Bey Yunan istihbaratındanmış!
Kitabını şöyle tanıtıyor:
“Türkçe okuyan takipçilerime mutlulukla duyurmak isterim ki kitabım “The Divine Reality” Türkçeye tercüme edildi. Elhamdülillah. TİMAŞ Yayınları’ndan çıkacak olan kitabımın Türkçe ismi “Hakikatin İzinde: Din, Bilim ve Ateizm” olacak.”
Timaş’ın sayfasından bakabilirsiniz. Şu notu da eklemeliyim: Timaş Yayınlarının ortaklarından biri Hekimoğlu İsmail’dir. Bir mahzuru var mı? Yok!
Adı Hamza Andreas Tzortsiz olan adam Boğaziçi Üniversitesi’nde bir konferans veriyor. Konferansı “Boğaziçi İslam Araştırmaları Topluluğu” organize ediyor.
Okulda Ak Parti’nin gençlik kolları imiş gibi hareket eden, Cumhurbaşkanlığı sözcü İbrahim Kalın’ı da konferans için okula getiren bir “Okul Kulübü” var. Toplantıya sadece bu okul kulübü üyeleri katılıyor. Ve videoda görüyorsunuz, “Kim bu şeytan?” sorusuna verilen “Şeytan” cevabına “Ben bunu söylemedim, sizler söylediniz!” diyor.
Bu konuşma 5 yıl önce yapılmış. Neden bugün gündeme getirildi? Burası meçhul. Elbette bir sebebi vardır.
Boğaziçi İslam Araştırmaları Topluluğu tarafından düzenlenen bir organizasyonda laiklik ve İslam üzerine yaptığı konuşmada Hamza Beyefendi (!) şunları söylüyor.
(Videoda konuşulanlar)
“Laik Türklerin nereden geldiğini bilmemiz gerekiyor. Hatırlayın ki büyük bir mücadele verdiler. Onların isimlerini söylemeyeceğim. İslam’ı bu ülkeden kaldırmak istediler. Bu kadar basit. Eğer kendi tarihinizi okursanız, bu şahsın ve diğerlerinin memleketinizden İslam’ı kaldırmak istediklerini anlarsınız. Beni de onun bu memlekette ne kadar çok heykeli olduğu ilgilendirmez. Bu saçma. Hakikat, hakikattir. Sonuçta dininizi ortadan kaldırmak için bir uğraş verdiler.”
“Örtünmeyi kaldırdılar, ezanı kaldırdılar, Arapçayı kaldırdılar, İslamî eğitimi kaldırdılar. Bu, Allah’ın dostu mudur yoksa şeytanın dostu mudur? Siz düşünün. Ben bunun cevabını vermeyeceğim. Birisi size ezanı yasaklıyorsa, insanlara laik olmalarını söylüyorsa, Allah’ın kelamını saymayıp şeriatı kaldırıyorsa, örtünmeyi kaldırıyorsa, Arapçayı kaldırıyorsa, Kuran ve imamları atıyorsa..
.
Bu Allah’ın mı şeytanın mı dostudur?
Kimdir bu?”
Videoda geçen konuşma aynan bu. Bahsedilen kişi Mustafa Kemal Atatürk! İstiklal Savaşı’nın verildiği günlerde Türk Milleti Mustafa Kemal’in önderliğinde bağımsızlığını kazandı. İngilizlerin o günlerde yaptığı manevraların hepsini atlatan, düşmanı yenen, Anadolu’yu düşmandan temizleyen Mustafa Kemal’e o günlerde gereğini yapamayan İngilizler işte şimdi yapıyorlar.
Ve bizim çocuklarımız bunu çılgınca alkışlıyorlar.
Değerli dostlar, daha önceki yazılarımda Mustafa Sabri Efendi ve Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’den bahsetmiştim. Şeyhülislamlık da yapan Mustafa Sabri Efendi “İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ni” kuran adamdır, biliyorsunuz. Kuvay-ı Milliye hareketi bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurunca Mustafa Sabri Efendi Yunanistan’a kaçtı. Orada “Yarın” adlı bir gazete çıkardı. Gazetede aynen şunları yazdı: “Yarabbi! Türklüğümden istifa ediyorum. Ne olur, beni Mahşerde Türk olarak haşretme!”
Çanakkale’yi 1915 yılında geçemeyen düşman, Mondros Mütarekesi’nden sonra, 1919 yılında İstanbul’u işgal etmişti. İngiliz Generali Harrington derhal İstanbul’a hakim oldu. Osmanlı hükümetleri General Harrington’un verdiği listelerdeki isimleri toplayıp toplayıp işgal kuvvetlerine teslim ediyorlardı. General Ali İhsan Sabis Paşa teslim edilenler arasındaydı. Malta Sürgünleri’ni lütfen okuyunuz.
Şimdi aynı kuvvetler, hem de çok fütursuz bir şekilde yine ülkemizde aynı hareketleri yapmaya devam ediyorlar. Bizim çocuklarımız bu ajan kılıklı insanların niyetlerini anlamaktan aciz bulunuyorlar. Çünkü dikkat ederseniz din temasını kullanıyor. Kitabını tanıtırken bile “Elhamdülillah!” diyor. İstiklal Savaşı sırasında da İngilizler aynı dini temaları kullanıyorlardı. Şeriatın koruyucusu İngilizlerdir, diyorlardı.
Hamza Bey’in nasıl yetişmiş bir ajan olduğunu anlamamak için geri zekâlı olmak lazım. Ya da insanın gözünün kör olması, bütün algılarının kapalı olması lazım!
Bizim çocuklarımızı “dini motivasyonla” aldatıp “vatan” algısından uzaklaştıranların bugün de Mustafa Sabri Efendiler gibi düşmanın ekmeğine yağ sürdükleri açıkça belli değil mi?
Değerli dostlar, bizim çocuklarımızın din ile vatan arasında neden tercih yapmak zorunda kaldıklarını sizler de merak etmiyor musunuz? Biz hem Müslüman hem Türk olamaz mıyız? Mutlaka düşmanın istediği gibi mi olmalıyız? İsterse İngiliz bayrağı dalgasın fark etmez, yeter ki ben namazımı kılabileyim diye düşünenler bu ülkenin İngiliz sömürgesi olmasını isteyenlerdir.
Vatan Bayrağın Dalgalandığı Yer Değil Midir?
Yaşasın vatan.
Yaşasın büyük Türk Milleti.
Son Yorumlar