Uyarmak Vatan Borcumdur 55 – Önemli Bir Durum Muhakemesi

 Önemli Bir Durum Muhakemesi

Düşüncelerimiz acaba hangi bilgi kaynaklarından besleniyor?

Kafamızda olgunlaştırdığımız düşüncelerin ana kaynağı hangi haber ajanslarının haberleri!

Biz, aynı milletin çocukları olarak, aynı olayların yorumunu, birbirine tam 180 derece zıt, nasıl yapabiliyoruz?

İtikattaki ana bilgi kaynaklarımız aynı. Bundan hiç şüphemiz yok. Kur’an, Sünnet, İcma’ı Ümmet, Kıyas-ı Fukaha. Tamam. Kesin bilgi kaynaklarımız bunlar. Ancak, nasıl oluyor da bu kaynakların verilerini bile taban tabana zıt yorumlayabiliyoruz? 1400 yıldır elimizde bulunan, her türlü tahriften azade Kuran’ın bazı hükümleri konusunda bile bizi tenakuza düşüren şey nedir? Bu nasıl bir iştir? Biz 1400 yıldır hala bu meseleleri çözemedik mi?

Hayır! Bu meseleleri çözdük çok şükür. Çok da tecrübe kazandık. Neyse ki, dini konular, mezheplerle ilgili ayrılıklar bizi bir çatışmaya şimdilik götürmüyor. İnşallah da hiçbir zaman götürmez.

Tabii ki bizi birbirimize düşürme çabaları düşmanlarımızın siyasi çabalarıdır. Bizi birbirimize düşüren, düşmanlarımızın ülkemize saldığı ajanların, misyonerlerin çabalarıdır. Bu kadar büyük bir çabaya rağmen, çok şükür ki, milletimiz din eksenli bir çatışmaya girmemiştir. Milletimizin devlet tecrübesi böyle bir çatışmaya engel olmaktadır.

Bunu başaramayan güçler, bizi siyasi, iktisadi, askeri ve kültürel konularda rahatlıkla birbirimize düşürmeyi başarmaktadırlar.

Aynı konuyu değerlendiren iki insanımızın, olayı yorumlarken tamamen birbirine zıt bir yorumda bulunması, şu anda içinde bulunduğumuz sorunların, çelişkilerin, anlaşmazlıkların ana kaynağı durumundadır.

Çünkü haber kaynaklarımız farklıdır.

Bir örnek vermek istiyorum.

TRT’nin bir haber programında Suriye’deki olaylarla ilgili bir görüntü veriliyordu. Görüntüyü şöyle izah diyordu TRT:  Suriye’deki “Beşar Esad kuvvetlerine bağlı askerler, Özgür Suriye Ordusu mensuplarını işte böyle yere yatırarak boğazlarını testere ile kesiyorlar!” Kanınız donar, değil mi? Bir insan bir insana bunu yapabilir mi? Hele bir Müslüman, Müslüman kardeşine yapabilir mi?

Ertesi gün, bir bakıyorsunuz, başka bir haber kaynağı, bu görüntülerin ana kaynağını açıklıyor. Meğer Suriye’de, Beşar Esad güçlerinin yaptığı olay diye görüntüleri verilen olay, Meksika’da, uyuşturucu kaçakçılarının yaptığı bir olaymış! Uyuşturucu mafyası, yakaladığı bir haini testere ile kesmiş, bunu da videoya kaydetmiş.

Şimdi bu olayı dikkate alarak düşününüz. Hangi haber kaynağına inanacağız?

Bütün olaylar böyle veriliyor. Çünkü orta yerde bir savaş vardır. Milletler savaşıyorlar. Savaşta her türlü hileye başvurulur. Savaşı yapan taraflar, kendilerine bağlı kuvvetlerin, milletlerin düşmana karşı daha çok bilenmesi için, daha fazla taraftar toplamak ve düşmanı suçlu göstermek için bu türlü yollara başvururlar. Bu normaldir.

Neticede ne olmaktadır! Bu haberi izleyen vatandaş “Kahrolsun Esad” diye bağırmaktadır. Hâlbuki olay tamamen mizansendir.  Bu durumda düşman kazanmıştır.

Ve araştırdığınızda göreceksiniz ki, bize gelen bütün haberler, belli merkezlerin kontrolünden geçirilerek gelmektedir. Haberler; savaşın seyrine, kuvvetlerin durumuna göre düzenlenmektedir. CIA, MOSSAD, MI6 tezgâhından geçmeyen hiçbir haber bize ulaşamamaktadır.

Doğru haberi elde etmek ancak, insanlarımızın basiretine kalmıştır. Eğer vatandaş, karşı kuvvetlerin haber kaynaklarına ulaşabiliyorsa veya iyi bir tahlil metodu varsa, kendisine gelen haberleri karşılaştırıp, doğru yorumlayabilmektedir. Bunun dışında asla doğru habere ulaşmak mümkün olmamaktadır.

Bu sebeple, günlük hayatımızda, aynı olay karşısında, bize çok yakın olan kardeşlerimizin yorumu ile bizim yorumlarımız birbirini tutmamaktadır. Aynı haber üzerinde bizim ulaştığımız neticelerle, kardeşlerimizin ulaştığı neticeler tamamen farklı olmaktadır. Bu durum toplumu çatışmaya sürüklemeyecek kadar tehlikelidir.

Tabii ki, savaşan tarafların kullandığı basın ve yayın organlarının mensupları hangi tarafın adamı ise ona göre konuşmakta veya yazmaktadır.

Yapılması gereken şey doğru bir tahlil metoduna sahip olmaktır. Bize gelen haberleri, objektif bir şekilde, mensup olduğumuz partinin, cemaatin, derneğin veya sivil toplum kuruluşunun görüşüne, yönlendirmesine bakmadan, kendi inisiyatifimizle yorumlayabilmeliyiz.

Toplumumuzun büyük bir kesimi bu objektif yorumu yapmaktan uzak bulunmaktadır. Asıl sorun burada yatmaktadır. Yoksa kendi öz kardeşlerimizle, yakın akrabalarımızla neden birbirimize düşelim.

“Bir fasık bir haber getirdiğinde onu iyice araştırın” prensibini göz ardı ediyoruz.

Ülkemizin büyük bir kaos süreci yaşadığı bu günlerde, kardeşlerimizin olayları doğru tahlil etmeleri çok önemlidir. Bunun için mutlaka “dinamik tahlil metodu” kullanmaları gerekmektedir.

Fasık bir haber getirdiğinde lütfen bakalım:

İslam’a uygun mu?

Milli değerlerimize, menfaatlerimize uygun mu?

Emeryalizme karşı mı?

Gelen haber, savaşan taraflardan hangisinin menfaatine uygun?

Biz hangi güçle ittifak halindeyiz?

Haber bu haliyle kimin işine yarıyor?

Bu kriterleri mutlaka kullanmamız lazım.

Kamuoyu oluşturacak kadar etkili isek, aynı haberi değişik kaynaklardan okuyarak doğru bir şekilde yorumlamamız lazım. Bunu hepimiz yapmalıyız. Bu bir vebaldir.

Soru sormayı, sorgulamayı öğrenmeliyiz. Ama hiç birimiz bunu yapmamaktayız.

Bizi birbirimize düşüren en büyük çelişki budur. Bu konuda bütün kardeşlerimi, arkadaşlarımı, dostlarımı uyarıyorum. Haberin ortak yorumu, bizi ortak hareket etmeye götürecektir. Bu da, aramızdaki birlik ve beraberliği sağlamak anlamına gelecektir.

Aynı olay karşısında aynı yorumu yapamıyorsak, aramızdaki bağlar iyice zayıflamış demektir.

Çok kritik günlerden geçmekteyiz. Ortada müthiş bilgi kirliliği vardır. Savaşla ilgili her türlü strateji ve taktiklerin uygulandığı bu ortamda, bize gelen bilgiler aldatıcı olabilmektedir. Bu bakımdan mutlaka sorgulayıcı olmalıyız.

Aramızdaki bağları kuvvetlendirmek için, karşımıza çıkan yorumcuları, haberleri objektif bir şekilde yorumlayabilmeliyiz. Haberi olduğu gibi zihnimize yerleştirip, bir “meta” bulmuş gibi (eskiler mal bulmuş mağribi gibi derler), onu kardeşlerimize karşı muhalefet olsun diye kullanmamalıyız.

Bu durum çok önemlidir.

Ülkemizin kritik günlerden geçtiği böyle bir zamanda, bütün vatanseverleri; uydurma, yanlış, düşmanın propaganda tekniğine uygun bilgilere karşı uyarıyorum. Düşmanın ana stratejisi bizleri öncelikle birbirimize düşürmektir. Aldatmaktır. Bu unutulmamalıdır.

Uyarmak vatan borcumdur.

Uyanınız.

02.04.2013

 

Yorum Yap