Araf Sakini Aydınlar

 

Değerli dostlar,

Türk Aydınının devletin problemleri karşısında tarafsız kalması doğru mudur?

Sayın Cumhurbaşkanımızın sarf ettiği “Milletin Çeşitliliği” konusunda Türk aydını düşündüğüm manada tepki göstermemiştir. Anlıyorum ki; Türk aydını kendi fantezileri ile uğraşmakta, şiir yazmakta, kitap yazmakta, kendi konusuyla ilgili araştırmalar yapmakta, fakat milletinin problemleri karşısında SESSİZ kalmayı tercih etmektedir. Sadece birkaç güncel olay hakkında “şaka ile karışık” yazılar yazarak kendini avutmaktadır.

Hâlbuki “Milletin Çeşitliliği” konusu son derece önemliydi. Bu “stratejik” ifadenin ne anlama geldiğini aydınımız elbette anlamıştı.

Aynı konu tarihimizde yine ortaya atılmıştı. Abdullah Cevdet, çıkardığı İçtihat Dergisi’nde “Avrupa’dan, asilzadeler sınıfından damızlık insanlar getirerek Türk kızları ile evlendirip, Türk halkının yapısını değiştirirsek ancak kalkınırız!” diye yazmıştı. (İçtihat Dergisi, 1 Mart 1922 tarihli sayısı)

Abdullah Cevdet’in ortaya attığı fikirle bugün ortaya atılan “Milletin Çeşitliliği” fikri demekki Türk aydını için hiçbir şey ifade etmemektedir. Ya da Türk aydını pusmuş, korkmuş, susmayı tercih ederek kabuğuna çekilmiştir. (Türk muhalefetinin acizliğini anlatmaya zaten hiç ihtiyaç yoktur.)

Rahmetli Erol Güngör, olaylar karşısında suskun kalan aydın tipi için şu ifadeyi kullanmıştır: “Hayata ve olaylara şaşı bakan Araf sakini aydınlar!”

Türk aydının bugün çok önemli görevleri ve öncelikleri vardır. (İstanbul’un işgali sırasında Süleyman Nazif’in yazdığı “Kara Bir Gün” yazısını hatırlatmak istiyorum. Rahmetli Durmuş Hocaoğlu’nun “EY TÜRKLER” yazısını ayrıca paylaşacağım.)

Olaylar karşısında suskun kalmayı tercih eden aydınlarımızı uyarmak maksadıyla bugünkü görevinin ne olduğunu hatırlatmaya çalışacağım. Bugün Türk aydınının çok önemli öncelikleri vardır.

Bana göre bu öncelikler şunlardır:

Türk aydınının doktrin anlayışı bozulmuştur ve aydınımız bu sebeple bir istikamet krizine girmiştir.

Kendi toplumunun doktrin yapısını öğrenmek Türk aydınının birinci önceliğidir.

  • Türk aydınının olayların izahında kullandığı bir metodolojisi yoktur. Türkiye’de derhal bir METODOLOJİ ENSTİTÜSÜ KURULMALIDIR.
  • Türk aydını, gerekli olmadığı halde toleranslı davranmak ve kolaylıkla aldatılmak psikolojisinden kurtulmalıdır.
    Türk aydını kolay inanıyor, çok çabuk aldanıyor. (Türklere karşı Çin Seddi’ni yapan Çinliler Türklerle bu şekilde de baş edemeyeceklerini anlayınca Türkleri “aldatma” yoluna gitmişlerdir.)
  • Türk aydınının dördüncü ve en önemli özelliği şudur: Devletin problemleri karşısında TARAFSIZ KALMAK!
    Evet, tarafsız kalmak! Eleştirme zahmetine katlanmamak! “Neme lazım” deyip geçmek!

Türk aydınını toplumunun problemlerini anlamaya, sorumluları eleştirmeye, dolayısıyla kendi toplumu karşısında görevini hakkıyla yapmaya, toplumunu savunmaya davet ediyorum.

Mikdat Topçu

16.09.2023

 

Yorum Yap