Köyümle İlgili Hatırladıklarım

Hiç olmazsa unutmamak isterdim.
Eski geceler, sevdiklerimle dolu odalar…
Yalnız bırakmayın beni hatıralar.
Az yanımda kal çocukluğum,
Temiz yürekli uysal çocukluğum…
Ah, ümit dolu gençliğim,
İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim…
-Doğduğum ev.
Rahatlayacak içim duysam
Bir tek kapının sesini.
Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler.
Güneş, getir bir bayram sabahını.
Açılın açılın tekrar
Çocuk dizlerimdeki yaralar,
Hepiniz benimsiniz:
Mektebim, sınıflarım, oturduğum sıralar…
Yalnız, hatırlamak hatırlamak istiyorum
Nerde kaldı sevgilim, seni ilk öptüğüm gün,
Rengine doymadığım o sema,
Ahengine kanmadığım ırmak.
Bırakıp her şeyi nereye gidiyorum?
Neler geçmişti aklımdan,
Nedendi ağladığım, nedendi güldüğüm?
Ah nasıldı yaşamak?
                                 Ziya Osman Saba
**********
Ah nasıldı yaşamak?
Köyümüz güzeldi! Köyümüzde hayat ne güzeldi!
Devederesi, Aşağıdere, Sankot, Aşağıdüzler, Yukarıdüzler, Yayla, Meşe…. Hepsi bizimdi…. Hepsi güzeldi. Köyümüzde hayat güzeldi!
Yırnak’ta sürülerin toplanması güzeldi. Çobanlarımız dağları taşları iyi bilirdi. Çoban köpeklerimiz bizimdi. Onlar hepimizin kapılarımızın önünde olurlardı.
Yükseklerde uluyan kurtlar bizimdi. Onları da bizden biliyorduk.
Dağa çöken duman bizimdi. Esen rüzgâr bizimdi. Çatlak, kefli dudaklar bizimdi.
O tosun gibi suratlar, kıpkırmızı buğday yanaklar bizimdi.
Değirmen bizimdi. Su savacakları bizimdi. Çayırlar bizimdi. Köprü bizimdi. Derede yüzmeyi öğrendiğimiz Gudi bizimdi.
Gummaguduz oynardık. Bizimdi. Lezli aşıklar bizimdi. Oyunlar bizimdi. Saklambaç bizimdi. Düştüğümüzde dizlerimizde açılan yaralar bizimdi.
Pağnik Köyü İlkokulu bizimdi. Köy odamız bizimdi. Kur’an öğrendiğimiz, günde beş vakit huşu içinde secdeye durduğumuz cami bizimdi. Bize sopayla döverek Kur’an öğreten Hoca bizimdi.
Pahar bizimdi. Ponsarak bizimdi.
Elleri öpülesi büyüklerimiz vardı. Eşref dedemiz, Dursun dedemiz, Murat dedemiz, Üzeyir dedemiz, Şükrü dedemiz, Sofu Ahmet dedemiz, Şaban dedemiz… Hacıgillerin büyükleri… İsimlerini bilemediğimiz daha nice canlarımız, büyüklerimiz vardı. Allah’tan hepsine rahmet diliyoruz.
Tayfur Amca, Tayyar amca, İbrahim Topçu gibi saygın büyüklerimiz vardı. Büyüklerimizin hepsi istisnasız muhterem insanlardı. O kıymetli insanların hepsi bizimdi.
Doğup büyüdüğümüz sürece hep bizimle birlikte olan, bizimle birlikte büyüyen Refik bizimdi. Bilal bizimdi.
Şoför Hüseyin bizimdi. Oğlu, muavini Enver bizimdi. Köyümüzün her türlü işine koşan o Vabis marka otobüs bizimdi.
O öküz arabaları, mazı sesleri bizimdi.
Camışlar, çoroşlar bizimdi.
Saplar, samanlar, harmanlar bizimdi. Hergler, kotanlar, sabanlar bizimdi.
Aşklar bizimdi. Çocukluk sevdalarımız vardı. Sevdalar bizimdi.
Kadınlarımızın kocalarını beklediği gurbetler bizimdi.
Seller bizimdi.
Mezarlık üstü bizimdi. Orada yatan ruhları şad olası, rahmet olası ölüler bizimdi.
Düzlerdeki alacakargalar, keklikler, tavşanlar bizimdi. Tilkiler bizimdi.
O sarp kayalardaki çaşurlar bizimdi.
O ahengine doyamadığımız sema, o berrak gökyüzü bizimdi. O, ellerimizle tutacakmışız gibi bize yakın olan yıldızlarlar bizimdi.
O hayat bizimdi.
Orada bir köy var uzakta, o köy bizimdi.
O köyün baharlarında, bahar dalları altında sonsuz bir huşu içinde yaşadığımız bahçeler bizimdi.
Hayat ne güzeldi köyümüzde.
Yaşamak ne güzeldi!
Şair ne demişti: “Açılın açılın tekrar çocuk dizlerimdeki yaralar. Hepiniz benimsiniz. “
Unutmak istesek de unutabilir miyiz?
O köy bizim köyümüzdü…
22.09.2015 05:26

Yorum Yap