Uyarmak Vatan Borcumdur 22 – BİR DAHA DÜŞÜNÜNÜZ

BİR DAHA DÜŞÜNÜNÜZ

İstanbul’da Alman büyükelçisi Walkenheim ile Birinci Dünya Savaşına Osmanlı Devleti’ni sokma pazarlıkları yapılırken, Osmanlı Devleti’nin Paris büyükelçisi Rıfat Paşa o günkü İttihatçı yönetime bir telgraf çeker.  Aynen şunu söyler:

“Almanların Maren yenilgisinden sonra galip gelemeyecekleri muhakkaktır. Elinizi ayağınızı öpeyim. Savaşa girmeyin. Devletimizi ikinci bir Endülüs faciası ile karşı karşıya bırakmayın”.

Milletlerin birbirleri ile mücadelesi, öyle bir iki günde bitmiyor. Devletler hedeflerini ele geçirmek için yüz yıllık planlar yapıyorlar. Israrla, inatla ve sabırla programlarını uyguluyorlar. İktidarlar, önceki iktidarların icraatlarını ihanet olarak görmüyorlar, özür dilemiyorlar. Önceki yönetimlerin yaptıklarını bir devlet kararlılığı içinde aynen sürdürüyorlar.

Şimdi bunları neden yazdığımı merak edersiniz. Hemen söyleyeyim. Çok yakınım, çok sevdiğim bir dostum, hemşehrim, bu gün, en aşağıya aldığım ifadeleri bir yerden aparmış ve paylaşmış. Diyor ki; aslında devlet çoktaaan yıkılmıştı!

Tabii ki; hemşehrimin paylaştığı düşünceleri okuyacaksınız ve siz de düşüneceksiniz. Bu ifadelere katılmamak mümkün değil. Bendeniz de aynı düşüncedeyim. Gerçekten bir dönemin yöneticileri bu acıları milletimize yaşatmışlardı.

Ancak, bu gün, buradan yola çıkarak mevcut durumu izah etmek mümkün değildir. Bu ifadeleri paylaşan arkadaşlarımızın asıl amacı, bugünkü AKP iktidarının başarılarını öne çıkarmaktır. Amaçları,  AKP iktidarının devletimizi, Osmanlı zamanından beri sürüp gelen hatalardan kurtardığını izah etmektir. Ve tabii ki devletimizin “iyi yolda” olduğu iddiasıyla kendilerince bir huzur, bir güven ortamına ulaşıldığını ve bu iktidarın devam etmesi gerektiği gibi bir ön yargıya herkesin ulaşması gerektiğini anlatmaktır. Yani açıkçası, bu arkadaşlar bu iktidarın kendilerini “nefsi tatmin”e ulaştırdığını düşünmektedirler.

Buradan uyarmak görevimi tekrar yapmak istiyorum. Çünkü bu arkadaşlar madalyonun sadece bir yüzüne bakarak hareket ediyorlar. Kendilerine devletimizin üç yüz yıldan beri geçirdiği evreler anlatılmamaktadır.

1683 yılında yaşadığımız Viyana bozgunundan beri geri çekilmekteyiz. Geri çekilen milletler kendilerine galip gelenleri taklit ederler. Çünkü galipler, yendikleri milletin bütün müesseselerine nüfuz ederler. Evet, doğrudur, Osmanlı döneminde de nüfuz etmişlerdir, Lozan’da da nüfuz etmişlerdir, CHP döneminde de nüfuz etmişlerdir, Demokrat Parti döneminde de nüfuz etmişlerdir. Hatta bütün darbe dönemlerinde de nüfuz etmişlerdir. Bunu peşinen kabul etmek gerekir.

İşte sorun buradadır. AKP acaba bu nüfuzun dışında mıdır? Yoksa milletimizi yenenlerin yürüttükleri yeni bir stratejinin sonucu mudur şu anda yaşananlar?

Değerli dostlar, bendeniz, Türkiye’de şu anda yaşananların, bizi 300 yıldan beri geri çekilmeye mecbur edenlerin, yani galip ülkelerin yeni bir stratejisi olduğuna inanıyorum. Aşağıdaki düşünceleri, yani AKP icraatlarını, kendi nefislerini tatmin edercesine, büyük bir inançla savunan arkadaşlarımızın, aynı zamanda ne kadar büyük bir hata ile karşı karşıya bulunduklarını anlamaları gerekir. Düşmanın en büyük tuzağı da zaten budur. Doğru icraatlar elbette ki alkışlanır, ancak devletimizin bekasının söz konusu olduğu bu günlerde, insanlarımızın olaylara biraz şüphe ile bakma alışkınlığını kazanması gerekmektedir. Bu da; yoğun propagandanın etkisinden kurtulmakla, salim bir kafa ile düşünmekle ve kendisine ulaşan bilgileri salim bir şekilde kafasında sentez etmekle mümkündür.

Görünen şudur. Bu arkadaşlarımızın tarih bilgileri yoktur. Milletlerin mücadelesinin nasıl yürütüldüğünü bilmemektedirler. Savaşların yarı yarıya barış zamanında kazanıldığını bilmemektedirler. İçine çekildikleri derin cenderede, zihin özgürlüklerini kazanmamaları için kendilerini dini propagandalarla ikna etmektedirler.

Zamanında dinini özgürce yaşayamayan büyük kitleler, düşman kapıya gelinceye kadar düşmana karşı koyma fikrine asla ulaşamazlar. Böyle bir düşünceye yaklaşmazlar bile. Çünkü devlete küskün hale getirilmişlerdir. Aşağıdaki ifadeler aslında bu küskünlüğün ifadeleridir. Batı Roma İmparatorluğu böyle yıkılmıştır. Halkına dinini yaşaması konusunda kısıtlamalar getiren devleti, Gotlar işgal etmeye geldikleri zaman, savunmamışlardır. Çünkü devletlerine küsmüşlerdir. Bunun adına KOZMOPOLİTANİZM denilmektedir. Yani kitleler Kozmopolit duruma getirilmiştir. Şu anda ülkemizde yaşanan da aynen budur.

Bu bakımdan; aslında vatanseverlik konusunda bendenizi fersah fersah geçtiklerine inandığım, aşağıdaki paylaşımları yapan arkadaşların bu olayları bir daha düşünmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü milletler böyle yıkılırlar. Zaten, inanıyorum ki, kafalarında aslında bir sürü soru işaretleri de vardır. Bazı konuları izah etmekte zorluk çekmektedirler. Ancak yoğun propaganda ve yoğunluklu olarak içine çekildikleri dini yaşam, onları devletlerinin geleceği ile ilgili, kendi özgürlükleri ile ilgili konuları düşünmeye engel olmaktadır.

Değerli dostlar, kim olursanız olunuz,  hangi düşüncede olursanız olunuz, hepinizi,  devletimizin kara günler içinde bulunduğuna inandığım bu günlerde, her şeye biraz şüpheci bakmanızı, araştırmanızı, kafanızdaki en ufak şüphenin üzerine giderek gerçekleri görmenizi özellikle istirham ediyorum.

Unutmayınız ki, camilerimizde yıllarca imamlık yaparak milletimizi kandıran ajanların etkileri hala sürmektedir. Bu ajanlar hala görevlerine devam etmektedirler. Bu konuları anlatmak aslında bir kitap hacmini gerektirir.

Sözün kısası, zihnimizi kimseye kiraya vermeden, özgür bir şekilde, kimsenin “bendesi” olmadan,” kendimiz” olarak olayları bir daha düşünelim. Çünkü burada mevzuu bahs olan şey vatandır. Ve vatan şu anda tehlikededir.

Bütün dostlarımı bu konuları bir daha düşünmeye, yeniden düşünmeye davet ediyorum.

Bu konuyu yazarken ilham aldığım aşağıdaki paylaşımı lütfen okuyunuz.

Ak Parti ülkeyi sattı diyenlere atfen !

 Bu ülke cumhuriyet kurulurken;

 -Osmanlı kadınları güzellik yarışmalarına gönderildiği zaman,

 -Müslümanların elinden Kur’an-ı Kerim alındığı zaman,

 -Ezan-ı Muhammedi Türkçe okunduğu zaman,

 -Fuhuş yasal olup genelevler açıldığı zaman,

 -Yüzlerce Mason locası kurulduğu zaman,

 -Kütahya’da ilk içki fabrikası açıldığı zaman,

 -Hatay İngilizlerden bilmem kaç frank karşılığında satın alındığı zaman,

 -Kız ve erkek çocuklar bir sınıfa tıkıldığı zaman,

 -700 yıllık vatan toprağı 5 milyon km kareden,10 yılda(1918-1928) 700 bin km kareye düşürüldüğü zaman,

 -Zonguldak taş kömürü İtalyanlara satıldığı zaman,

 -Koskoca Osmanlı arşivi 2 kilo bulgura dış ülkelere satılıp, birkaç zalim tarihçinin kafasına göre tarih kitabı yazdığı zaman

Çoktaaaaaan satılmıştı !

Şimdi devlet özüne dönüyor, siz hala ne satmasından bahsediyorsunuz !!! ?” 

 

Dua ile kalınız.

Saygılarımla.

Mikdat Topçu

23.10.2012

 

Yorum Yap