UYARMAK VATAN BORCUMDUR 26 – Ey Türkler!

Ey Türkler!

Ben, vicdanım; vazifem ve vazifem olduğu kadar da tek imkânım, ikaz ve ihtar etmektir; bunun için de durmadan, bıkıp usanmadan sizin vicdanlarınız üzerinizde baskı yapmak mecburiyetindeyim ve bu vazife bilinciyle haykırıyorum.

Durmuş Hocaoğlu

 

Değerli dostlar,

PKK terör örgütünün yöneticisi olan, 1984 yılından günümüze kadar binlerce şehit veren ve binlerce gazisi bulunan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hasmı olan, Şemdin Sakık, tarihe bir “Hukuk Skandalı” olarak geçecek bir şekilde Silivri Mahkemesi’nde devletimiz ve ordumuz aleyhinde gizli tanık olarak dinlenilmiştir!

Evet, bu bir hukuk skandalıdır. Çünkü normal davalarda bile, aralarında düşmanlık olan iki davalıdan birinin herhangi bir yakını “tanık” olarak dinlenemez. (Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu: 58/1) Bir defa bu yönüyle Şemdin Sakık’ın gizli tanıklığı esaslı bir hukuk skandalıdır. (Hukuka bakar mısınız? Ört ki ölem, demişler ya!)

Değerli dostlar, savaşta “hukukun ihlali” diye bir kavram söz konusu değildir. Taraflar her türlü silahı, “galip gelmek” için kullanırlar. Çünkü HARP HİLEDİR. Şu anda içinde bulunduğumuz durum da açıkça bir savaştır. Bu savaşın tarafları vardır. Bu taraflardan biri, PKK’yı da kullanan, büyük bir Kürt Devleti –büyük bir İsrail Devleti- kurmak isteyen ABD’dir. ABD’nin bu savaşta kullandığı ajanlar vardır. Bu ajanlar, alabildiğine, fütursuz bir şekilde Türkiye toprakları üzerinde savaşmaya devam ediyorlar. Daha önce de yazmıştım. Bu kuvvetler doğrudan doğruya Beşinci Kol faaliyeti yürütüyorlar.

ABD kurmayı, çok büyük bir ustalıkla Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile savaştığını gizliyor. Bunda başarı da kazanıyorlar. Tıpkı İstiklal Savaşı öncesinde olduğu gibi, İngiltere’nin o gün Türk toplumu nezdinde kazandığı itibar gibi, itibar da kazanarak, milletimizi yanlarına çekmeyi başarıyorlar. Bu, savaşı kazanmanın en önemeli kısmıdır. Düşmanına dostmuş gibi görünerek kendisini “sağlama” alıyor ABD. Şu anda bunu çok güzel başarıyorlar. Bizim milletimiz de tabii ki bu oyuna geliyor. Çünkü harbin “hile” olduğunu bilmiyor, unutuyor.

(Harp hiledir. Hadis-i Şerif).

Şu anda Şemdin Sakık’ın gizli tanık olarak dinlenilmesini gayet doğal bir olay gibi düşünüp, bize saldırıyorlar. Bunlar tam anlamıyla birer “kurşun asker” haline getirilmiş kardeşlerimizdir. Önce meselenin aslını bir defa burada tespit etmemiz lazım. Şu anda ABD büyük bir savaşın öncesinde Türk Milleti’ni çözüp, kendisine taraf hale getirmeye çalışıyor. ABD’nin yürüttüğü “maskeli işgal” fiili işgale dönüştüğünde, artık Türk Milleti ABD’ye karşı gelemeyecektir. Çünkü milletin zihninde “düşman” algısı değiştirilmiştir. Bu, çok güzel bir Harp Sanatı olarak uygulanmaktadır.

Arap Baharı programının uygulandığı ülkelerde önce bu taktikler kullanılmıştır. Arkasında Soros’un bulunduğu örgütler –şu anda tıpkı bizim ülkemizde olduğu gibi- oralarda da halkı örgütlemişlerdir. Soros bu örgütlere 400 milyon, 500 milyon dolar yardımlar yapmıştır. Bunu kendileri açıkça ifade ediyorlar. Aynı Soros, Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’na da 10 milyon dolar yardım göndermiştir. (Bakınız Açık Toplum Enstitüsü’nün internet sitesi).

Bu konuları araştıran herhangi bir kişi gerçeği bütün çıplaklığı ile görebilir.

Bu konuda ABD’nin alenen, bütün dünyanın gözü önünde, bütün milletimizin gözünün önünde büyük bir tiyatro oyunu oynadığı son derece açık bir şekilde görülmektedir.

Biraz hatırlamak yeterli olacaktır.

Bu oyunda kullanılan birkaç ismi hatırlatalım:

Mesela;

Tuncay GÜNEY: Daniel Levi veya Tuncey Özbey (Güney) adında sahte bir haham. Mossad ajanı. Sahte İslamcı. Ermeni lobisiyle temasta olan bir liboş.

CİA’nin tam öğrettiği şekilde hareket etmiştir. “Ergenekon” meselesi bu adamın şemasıyla işleme konmuştur. Hatırlayınız lütfen.

Osman YILDIRIM:  Ergenekon davalarının 9 numaralı gizli tanığı.

Ergenekon savcılarının kullandığı adam! CİA’nin kullandığı bu adamın nasıl bir suç makinesi olduğunu aşağıya yazıyorum.

1-Ablasını öldürmüş. 20 yıl hapis cezası almıştır.

2-1998 yılında öz yeğenine fuhuş yaptırmak suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası almıştır.

3-Nüfus cüzdanında sahtecilik yapmak suçundan mahkûm olmuştur.

4-2006 yılında kasten adam öldürmeye teşebbüs etmekten ve ruhsatsız silah taşımak suçundan 9 yıl hapis cezası almıştır.

Şemdin SAKIK:  Babasını bile öldürmeye teşebbüs eden adam. PKK’da 18 yıl en kanlı eylemlerin emrini vermiş. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı, Türk Milleti’ne karşı intikam duygusu ile büyümüş bir insan. Bingöl’de 33 erimizin şehit edilmesini emrini vermiş bir insan. Şu anda PKK veya CIA hesabına hala savaşmaya devam ediyor. Gizli tanık olmak da savaş içerisinde bir görevdir. Şu andaki görevi budur.

7 Kasım günü yayınlanan basın organlarında Şemdin Sakık’ın bazı açıklamaları var. Diyor ki; “Türk ordusu ile cephede defalarca karşı karşıya geldik. Türk Ordusu’nun disiplinli, fedakâr, üretken ve bir hiyerarşi içinde olduğunu gördüm, saygı duydum”.

Şemdin Sakık bu ifadeleri kullanırken faka bastığını sanıyorum anlamamıştır. Şimdi Ergenekon davasında, disiplinli, fedakâr, üretken ve hiyerarşi içinde bir kurum olarak gördüğü o günkü Türk ordusu aleyhine gizli tanıklık etmektedir. Ve bazı “kurşun asker” kardeşlerim bu adama şimdi itibar ediyorlar. Sakık’ın ifadeleri ile “Ordu temizlendi” diyorlar. Bu durumdan çok memnun olduklarını söylüyorlar. Demek ki neymiş, Şemdin Sakık, devlete karşı savaştığı yıllarda; Türk Ordusu ile defalarca karşılaşmış bir insan imiş. Kime karşı savaşmış, Türk Ordusuna karşı. Şimdi kime karşı aleyhte tanıklık yapıyor Türk Ordusu’na karşı. Bu taksimi (alçaklığı) kurt yapmaz kuzulara şah olsa!

Değerli dostlar, “kurşun asker”ler, sözüm sizleredir. Biliyorum ki, aslında sizin kafanızda da bazı şüpheler var. Kafanızın bir yerlerinde izah edemediğiniz bazı soru işaretleri var. İşte bu soru işaretlerinin cevap anahtarları bunlardır. Bu soruların düğümlendiği en önemli nokta,  ABD’nin ülkemizde PKK’yı ve benzer bazı örgütleri kullanarak yaptığı maskeli savaşın nasıl yürüttüğünü anlamamaktır. Biliniz ki, bu maskeli savaş bittiğinde (maskeli balo bittiğinde), artık açık savaş başlayacaktır. Suriye’de olduğu gibi! (Veya Libya’da, Irak’ta olduğu gibi!) O zaman iş işten geçmiş olacaktır.

Bu sebeple;

–         İçinde bulunduğunuz yandaş örgütleri derhal terk ediniz. Yandaş gazeteleri, televizyonları derhal terk ediniz. Oralar savaşın en şiddetlisinin yürütüldüğü yerlerdir.

–         Çok yüksek menfaatleriniz olsa bile düşmanla işbirliği yapanları yalnız bırakınız.

–         Düşmanın saflarını terk ederek, derhal dost kuvvetlerin saflarına geçiniz. Bulunduğunuz savaş sahasını terk ediniz. Tıpkı Malazgirt Savaşı’nda bilmeden Bizans saflarında Türklere karşı savaşan Türkler gibi, karşı tarafa geçiniz. Bizim tarafımıza, kendi tarafınıza geçiniz.

–         Lütfen bu düşünceleri bir paranoya olarak görmeyiniz. Durum çok ciddidir, hatta vahimdir. Düşman, resmen, bildiğiniz “savaş” yapmaktadır. Bu savaşı yaparken, karşı tarafı bir müddet daha oyalamak için, tedirgin etmemek için, büyük çaba sarf etmektedir. Lütfen, düşmanınızın bu çabalarını boşa çıkarınız.

–         Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şimdiye kadar dinimizle ilgili olarak uyguladığı yanlış uygulamalardan dolayı devlete küsmeyiniz. Orduya küsmeyiniz. Bu uygulamalar da bu günlere hazırlık olmak için kasten, yine düşman tarafından yaptırılan uygulamalardır. Devletine küsen, ordusuna küsen toplulukların intikamları acı olmaktadır. Devletleri yıkılmaktadır. Ama gerçek intikam, bir bumerang gibi, yine kendilerini gelip bulmaktadır. Devletleri buharlaşmaktadır. Uyandıklarında kendilerini başka bir gücün kucağında bulmaktadırlar. O zaman her şey bitmiş olmaktadır.

–         Bu ikazları, kendinizden birinin ikazı olarak lütfen alınız. Biz dostuz. Dostunuzu düşmanınızı biliniz.

–         Bizim gibi düşünen, ABD aleyhtarlığı yapan bazı bildik kesimlerle bizi bir tutmayınız. Aynı kefeye koymayınız lütfen. Bundan büyük biri üzüntü duymaktayız. Bugün bir takım sol kesim kuvvetler –Ulusalcılar gibi- aslında düşman kuvvetlerin değirmenine su taşımaktadır. Bizim de onlar gibi olduğumuzu düşünüp, bize itibar etmemenizin sebebi budur. Bunu anlayışla karşılıyoruz. Bizi bu kuvvetlerle aynı kefeye koyarak değerlendirmeyiniz.

–         Lütfen birleşiniz. Bugün tarikat savaşı yapmak, cemaat savaşı yapmak, mezhep savaşı yapmak, parti savaşı yapmak gibi bir yola girmek zamanı değildir. Bugün birlik zamanıdır. Bugün “normal” bir gün değildir.

–         Bütün vatanperver sivil toplum kuruluşlarının, bütün liderlerin, bütün partilerin bugün birleşme zamanıdır. Birlikte mücadele etmek zamanıdır.

–         Bugün, tarih boyunca var olma mücadelesi vermiş milletler gibi davranma günüdür.

–         Bugün aramızdan büyük liderler çıkarma günüdür.

Uyanınız.

Uyarmak vatan borcumdur.

Dua ile kalınız. Allah’a emanet olunuz.

Mikdat Topçu

 

8 Kasım 2012

Eyüp.

 

 

 

Yorum Yap