Atomu Parçalatmayınız
17 Kasım 2012 günü İstanbul Ataköy’deki Sinan Erdem Spor Salonu’nda yapılan 3. Büyük Rumeli Balkan Buluşması programını birkaç arkadaşımla birlikte salona giderek izledim.
Savaşlar sırasında Balkanların her tarafından ülkemize gelip yerleşen Evlad-ı Fatihan’ın torunları oradaydı. Ellerde dalgalandırılan Türk bayraklarından insanlar görünmüyordu adeta. Müthiş bir coşku vardı. Bazı Balkan devletlerinden Türk milletvekilleri de gelmişlerdi.
Yunanistan’daki, Bulgaristan’daki, Makedonya’daki bazı partilerin Türk temsilcileri oradaydı. Müthiş konuşmalar yaptılar. Maziye atıfta bulundular. Acı kaderlerine kahreden konuşmalar yaptılar. İnsanların büyük bir kısmı ağladı. Bu büyük coşku karşısında inanınız ben de ağladım. Kendimi tutmam mümkün değildi.
Mümkün olamazdı da!
Elbette Rumeli ile aramızdaki bağlar temel tarihi bağlardı. Esaslı bağlardı. Osmanlılar, Balkanları fethettikleri sırada, fethedilen yerlere Orta Asya deposundan dalgalar halinde Türk nüfusu getirip yerleştirmişlerdi. Fethedilen yerlere Türk nüfus Mehter Marşı ile götürülüyordu. O zamanlar milletimizde büyük bir galibiyet heyecanı vardı. Büyük bir fetih heyecanı vardı.
Sonra; devletimizin mağlup olması sebebiyle oralara Mehter Marşı ile götürdüğümüz insanlarımız büyük acılar yaşadılar. Özellikle Balkan Savaşları her şeyi bitirmişti. Beş milyon insanımız Anadolu’ya göç etmişti. Milyonca Türk şehit edilmişti.
3. Büyük Rumeli Balkan Buluşması programının konuşmacıları bu acıları çok çarpıcı bir şekilde dile getirdiler. İnsanları coşturdular, ağlattılar.
Aslında bu çok büyük bir görevdir. Şu anda Anadolu topraklarında yaşayan Rumeli Türklerinin torunları, Evlad-ı Fatihan, geçmişlerini asla unutmamalıdır.
Unutmamışlar da!
Bu Türk Milleti adına ne büyük bir gururdur. Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin istikbali için ne büyük bir şanstır, kazançtır.
“Aldı Nemçe bizim nazlı Budin’i” şeklinde ağıtlar yakarak, Avrupa’dan çekilmenin acı sonuçlarını yaşayan ve tarihi geri çekilişine başlayan Türk Milleti’nin, bundan sonra artık, bu yeni nesil ile birlikte ileri hamle yapacağını, bu ileri hamle yapma ruhunun milletimizde, Rumeli Türklerinde, henüz ölmediğini görmek bizim için ne kadar büyük bir mutluluktur. Ne büyük bir talihtir!
Bu ruhun ölmediğini salondaki topluluğun büyük heyecanından anlamamak mümkün değildi. Özellikle; misafirim olarak Malkara’dan gelen üç değerli Rumeli kökenli arkadaşımın gözlerindeki ışıltıları ve ruhlarındaki büyük heyecanı gördükten sonra, Türk Milleti’ne tarihin yüklediği misyonun asla bitmediğine şahit olmak, benim için mutlulukların en büyüğü olmuştur.
Ülkemizin içinde bulunduğu çalkantı, bölünme senaryoları, Anadolu’yu da Balkanlar gibi sonun başlangıcına getirmiş gibi görünmektedir. Bu, sadece devlet politikacılarının hataları olarak ortaya çıksa idi bundan fazla üzüntü duymayacaktım. “Türk Milleti tarihin her döneminde olduğu gibi yine devletine sahip çıkar!” deyip geçerdim. Fakat bugün durum çok farklı boyutlardadır. Ciddidir ve vahimdir.
Üzüntüm şudur. 2200 yıldır hareket halinde bulunan, çok büyük badirelerden geçerek gelen milletimiz, bugün, millet olma temel özelliği de bozularak, yok edilmekle karşı karşıya getirilmiştir. Bizzat kendi çocuklarımız kendi kimliklerini inkar etmek gibi bir paranoyaya itilmişlerdir. Orta Asya’dan gelen çekirdek Türk topluluğu daima kimliğini ve dolayısıyla devletini korumuştur. İşte bugün bu topluluğun çocuklarının bizzat kendileri, mensup oldukları milletin öz değerlerini inkar etmekte bir beis görmemektedir. “Ne mutlu Türküm diyene” demeyi dahi iktidar olma fikrine aykırı bularak, Anayasa’dan dahi Türk kelimesini çıkararak kendi kimliğinden vazgeçer hale gelmesi, bendenize göre çekirdek Türk Milleti kimliğinin parçalanması anlamına gelmektedir.
Avrupa Birliği dayatmalarında aslını bulan bu gibi düşüncelere çocuklarımızın kapılmış olması, kendi kimliğini inkar etmesi, Türk Milleti’nin çekirdeğinin parçalanmasına sebep olacaktır. Eğer bu düşünce iyice yerleşir ise Türk Milleti parçalanır, bölünür ve bin sene daha ayağa kalkamaz diye düşünüyorum. Çocuklarımıza bu fikri aşılamak çok büyük bir hatadır. Bu aynı zamanda büyük bir günahtır.
Bu günahı işlemeyiniz.
Milletimizin çocuklarını da uyarmak istiyorum. İçinde bulunduğumuz durum son derece kritik bir durumdur. Türk Milleti’nin düşmanları çok büyük bir kara propaganda yaparak, “İslam’a da aykırıdır!” diyerek, Türk olmanın bir önemi olmadığını ileri sürüyor ve Türk milletinin ana çekirdeğini parçalamak istiyorlar.
Bu çekirdek Dandanakan’ı yaşayan, Malazgirt’i yaşayan, Anadolu’yu vatan yapan, İstanbul’u fetheden, Balkanları fetheden, ilayi Kelimetullah’ı bütün dünyaya ikame etmeye çalışan çekirdektir. Bu çekirdek, Türk milletinin “atom” çekirdeğidir.
Şimdi bu çekirdek milletin ana kimliğini bozmak istiyorlar. Dağıtmak istiyorlar.
Bu resmen atomun parçalanması gibi bir durumdur.
Atomu parçalatmayınız.
Uyanınız.
Uyarmak vatan borcumdur.
Dua ile kalınız.
18 Kasım 2012
Mikdat Topçu
0 Yorumlar.