MHP
Milli Cephe ve
Vatanımızın Kahraman İhtiyacı
Böyle bir yazıyı kaleme almak istemezdim.
Ancak; ülkemizin içinde bulunduğu
Durum ciddidir, hatta vahimdir.
Bu dakikadan sonra bütün Türkiye elitleri
Yaşantılarını günlük, sosyal ihtiyaçlarına göre
Değil, ideallerine göre, ülkemizin
Karşı karşıya bulunduğu yeni şartlara
Göre tanzim etmelidirler.
Ülkemizde meydana gelen olaylar, malumunuzdur ki, tamamen organize olaylardır.
Tanzimat Fermanı, Islahat hareketleri, Osmanlı padişahı Abdülaziz Han’ın şehit edilmesi, 31 Mart Vak’ası tamamıyla organize olaylardır.
Cumhuriyet döneminin olayları da “Organize işler” dir. Menemen olayı, darbeler, şimdi Ergenekon olayı, Barış Süreci denen olay, tamamen benzer organize olaylardır.
Ermenilerin II. Abdülhamit Han’a yaptıkları Yıldız Suikastı, Osmanlı Bankası Baskını, doğu ve güneydoğu vilayetlerimizde meydana gelen Ermeni patırtıları, Dersim İsyanı, değişik zamanlarda meydana getirilen Kürt isyanları tamamen organize olaylardır.
Osmanlı Devleti, bünyesini tahrip eden bu organize olayların üstesinden gelememiş ve yıkılmıştır.
Şimdi aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti de benzer organize olaylarla karşı karşıyadır.
İnanıyorum ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu “organize işleri” bozacak, Türk milleti düşman blöflerini parçalayacaktır.
Bu komploları atlatmak zorundayız. Şu anda üzerinde bulunduğumuz ülke, Osmanlı Devleti’ne benzemez. Osmanlı Devleti yıkıldığında üzerinde 50 küsur devlet kurulmuştu. Ancak, Türkiye Devleti’nin böyle bir parçalanmaya tahammülü yoktur.
Bu devlet yıkılırsa, Türk milleti bu topraklarda bin yıl daha ayağa kalkamaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılırsa, topraklarımız RECONQUİSTA projeleriyle, BOP projeleriyle tamamen Batılıların eline geçer. (Endülüs’ün sonunu düşününüz. Durumumuz tamamıyla Endülüs’ün durumu ile aynıdır.) Haçlılar, bin yıldır başaramadıkları işi başarmış olurlar. Sultan Alparslan’ın bize miras bıraktığı “Anadolu Kilidini” kırarlarsa, unutulmamalı ki, Batılılar sel gibi Asya’ya akarlar. Ve Arnauld Toynbee’nin sözünü ettiği Kuzey ekseni Müslümanlığı (Semerkant, Buhara, İstanbul hattı) ortadan kalkar. (Mavi Kitap-Arnauld Toynbee).
Halen karşı karşıya bulunduğumuz 21. Yüzyıl Haçlı Savaşları’nı göğüsleyemez isek, savaşı kaybeder isek, bu, Batı Türk Hakanlığı için “yıkım” olur.
Bu yıkımı Türkiye Devletinin idarecileri -milliyetleri, inançları, kimlikleri ne olursa olsun- göze alamazlar. Göze alamamalıdırlar. Türkiye Devleti’nin sahipsiz olmadığını düşmanları bilmelidir.
21. yüzyıl Haçlı saldırılarını göğüsleyebilmemiz için bize bir KAHRAMAN lazımdır. Kahramanlar “mücadele” içinde ortaya çıkarlar. Mücadele etmeyen bir milletin kahramana da ihtiyacı olmayacaktır.
Rahmetli Durmuş Hocaoğlu’nun ifadesiyle “kahraman; büyük işler yapan, hiç ardını önünü düşünmeyen, elitlerin eliti bir kişiliktir. Kahraman, dünyayı değiştirmesini bilen elit bir insandır.”
GÖREV MHP’NİNDİR.
Vatanımızın bölünme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı bu günlerde, bu mücadeleyi verebilecek en organize güç MHP’dir. MHP büyük kitle partisidir. Elit bir kadrosu vardır. Bu sebeple görev MHP’nindir.
Ancak, MHP yöneticilerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kaostan kurtulması için yerine getirmesi gereken görevleri vardır.
MHP liderinin, mitinglerde yaptığı konuşmalar ne kadar muhteşem olursa olsun, bu konuşmalar sadece miting alanında kalmaktadır.
Mitingler ne kadar etkili olursa olsun, o heyecan meydanlarda kalmakta, netice alınamamaktadır. İnsanlar yine elini böğrüne basarak, mahcup bir şekilde evine çekilmektedir.
MHP yönetiminin şunları yapması gerekmektedir.
1) Öncelikle genel başkan, Cumhurbaşkanı’nın kapısını çalmalı, açıkça düşüncelerini anlatmalı, hatta bir şekilde de, uyarmalıdır. Cumhurbaşkanına; “Neler oluyor!”, diyebilmelidir.
2) MHP Genel Başkanı; TBMM Başkanı, Başbakan, diğer parti başkanları, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları, hatta kolordu komutanları ile bile görüşmeli, düşüncelerini açık açık söylemeli, tarihi uyarı görevini yapmalıdır.
3) Cemaat liderleri, sendikalar, rektörler, sivil toplum kuruluşları, hatta kanaat önderleri ile bile görüşmeli ve tarihi uyarı görevini yapmalı, ikaz etmeli, “neler oluyor?” diyebilmelidir.
Bu yapıldığı takdirde milletimiz MHP’nin yanında olmayı tercih edecektir. Çünkü son olaylar karşısında herkeste az çok bir endişe meydana gelmiştir. Türk milleti, bayrağı ile uğraşanları, anayasası ile uğraşanları, tapusu ile uğraşanları, ordusu ile uğraşanları, vatanı parçalama safhasına getirenleri, bütün aldatma tekniklerine rağmen, iyi bilmektedir.
Türk milleti, “ihaneti” kimlerin yaptığını anlamaktadır. Ama vicdanen sığınacak yer bulamamaktadır. MHP yönetimi davaya bu şekilde sahip çıkınca, harekete geçince, Türk milleti de MHP’nin arkasında olacaktır. Bu unutulmamalıdır.
Eğer, MHP Genel Başkanı bu görevi yerine getirecek gücü kendisinde bulamıyorsa, MHP içinden derhal bir lider, bir KAHRAMAN çıkarmalıdır. Bu kahraman MHP’nin içinde vardır. Tabii ki aktif mücadele yöntemi seçilmeyince, kahraman çıkarmak da mümkün olmamaktadır. Türk milletinin kahraman yetiştirme konusunda binlerce yıllık tecrübesi vardır. Önemli olan “kahraman” ihtiyacının anlaşılması ve mücadele yönteminin seçilmesidir.
İçinde bulunduğumuz ciddi durumu, parti yönetimi, “normal” bir durummuş gibi algılamaktadır. Böyle olunca da, milletimizi, vatanını koruma noktasında harekete geçirememektedir. PKK aktive olduğu halde (!), Türk Milleti bir türlü Tevhid anlayışı içinde aktive olamamaktadır.
Mitinglere katılan kitlenin yüreğindeki yangın, ülkemizde meydana gelen olayların tam karşılığıdır. Oysa parti yönetimi, bu potansiyeli, kitlelerin olaylar karşısındaki infialini karşılayacak, kaldıracak, sevk ve idare edecek yeterli gücü kendisinde bulamamaktadır. Bu durum içinde bulunduğumuz dönemin nasıl bir strateji ile atlatılacağı konusunda tarihi, stratejik bir anlayışa, fikre sahip olunmadığından kaynaklanmaktadır. Bin kişiye yakın bir aydın gurubu, sadece anayasadan Türk kelimesi kaldırılmasın diye, kendi imkânları ile mücadele etmektedir. Bu mücadelenin planlanmış bir yanı yoktur. Bu büyük bir yanlıştır.
Hiç vakit kaybetmeden, geniş katılımlı bir Tevhid hareketi, yani bir “Milli Cephe” hareketi hemen başlatılmalıdır.
Milli Cephe hareketi; parti üst kademesinin, milli olayları sevk ve idare edebilecek stratejik, doktriner ve ideolojik alt yapısını yeniden planlamasına ve daha akılcı tarihi, milli kararlar alınmasına ihtiyaç olduğunu anlamasına yardımcı olacaktır. Mevcut tablo, MHP idarecilerinin tarihi birikim ve tecrübelerinin olgunlaşmadığını, tarihi olayların, beşeri olayların nasıl yorumlanacağını yeniden anlamaya ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Görünen budur.
Aklın yolu birdir. Her şeye rağmen, Türk milletini birleştirebilecek yegâne gücün şu anda MHP olduğuna değerlendiriyorum.
MHP derhal olağanüstü bir kongre yapmalı, önümüzdeki dönemin yeni kahramanlarına yol açmalıdır. Gerekirse bir takım liderler görevlerinden feragat etmeli, Milli Cephe’ye yeni katılanlar arasından çıkabilecek kahramanlara imkan tanınmalı, bundan asla bir rahatsızlık duyulmamalıdır. Hiç kimsenin kibri, şahsi ihtirası söz konusu olmamalıdır. Bu tarihin MHP idarecilerine yüklediği bir görevdir.
MHP yönetimi; “vatanı kurtarma” adı altında siyasete soyunmuş bütün diğer partilerle de görüşmeli, bütün siyasiler samimiyet testinden geçirilmeli ve büyük bir MİLLİ CEPHE kurulmasına ön ayak olmalıdır.
Kurulacak bu MİLLİ CEPHE’nin önündeki engellerin kimler olduğu derhal milletimiz ile paylaşmalı, sosyal medya aktif bir şekilde kullanılmalı, sahte kahramanlar, ajanlar acımadan tasfiye edilmeli, Türk milletinin içinde bulunduğu vahim durum milletimize anlatılmalı, milletin vatanına sahip çıkması sağlanmalıdır.
Unutulmamalıdır ki bu, milli olduğu kadar tarihi bir görevdir. Türk milletinin devletine, bayrağına, tapusuna, namusuna sahip çıkmasından daha tabii bir şey yoktur.
Bizim burada yaptığımız şey sadece uyarmaktır.
Bütün vatanseverler birleşiniz.
Uyarmak vatan borcumdur.
27.04.2013
0 Yorumlar.