Uyarmak Vatan Borcumdur 70 – Bu Yazı Sadece Türkler İçindir

Bu Yazı Sadece Türkler İçindir

 

Bu yazıyı sadece Türkler için yazdım. Çünkü “Türkler vatanlarına sahip çıkmıyorlar”. Bu şuuru kaybetmiş durumdalar. Bu sebeple uyarı görevimi yapmak istiyorum.

Çocuklarımız halen; “Vatan sevgisi hezeyandır!” diyenlerin büyük ölçüde etkisi altında. “Vicdani ret”çilerin etkisi altında! “Her Türk sivil doğar” diye hezeyan içinde bulunan sorumsuzların, hainlerin, cahillerin, kendini bilmezlerin etkisi altında.

Öyle büyük, öyle etkili propaganda yapıyorlar ki, çocuklarımızın aklı başından çıkıyor. Beyefendi kitap yazmadan önce abdest alırmış, ondan sonra iki rekât namaz kılarmış, sonra kitabını yazmaya başlarmış. Peh peh peh! Bunu duyan Müslüman ne düşünecek? İşte en güvenilir adam, değil mi? Ama yazdığı kitabın içinde neler var! AAAAAH AH! Bir okusanız!

Çocuklarımız bu büyük kandırma propagandasının altında ezildiler. Kimse ses çıkaramıyor. Anlatılanlar dini perdeden anlatılıyor ve ikna edici oluyor.

–          “Güneydoğu’yu verelim gitsin!”

–          “Türkler de Kürtleri çok öldürmüş canım!”

–          “Anadolu’da bir Türk ailesine karşı üç Süryani aile, üç Keldani aile, üç Ermeni aile yok edilmiş. Türkler bu milletleri neden ortadan kaldırmış?”

–          Ne demek “Her Türk asker doğar! Her Türk sivil doğar!”

Bu ve benzeri birçok terane beyinlerine kazınmış çocuklarımızın. Sayıklayıp duruyorlar. Allah muhafaza!

Çocuklarımız bu gün resmen bindiği dalı kesiyor. Bilerek veya bilmeyerek vatanına ihanet ediyor.

Anadolu’nun kendilerine büyük kolaylıkla vatan olarak miras bırakıldığını zannediyor çocuklarımız.

Bir defa Türk Milleti kendi idaresi altında bulunan Türk olmayan milletlere çok güzel muamele etmiştir.  Türklerin şu anda da bu tip azınlıklara karşı asla düşmanlığı yoktur. Olmaz da! Bu böyle bilinmelidir.

“Ermeni ve Gürcü kaynakları; “Cihanın efendisi!” Melikşah’ın kalbinin bütün Hıristiyanlara karşı şefkatle dolu olduğunu, geçtiği memleket halkları için baba gibi hareket ettiğini ve bu sebeple de birçok ülkelerin kendi arzuları ile onun idaresine girdiklerini yazarlar.”  Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi Tarihi, Sayfa 210 , Prof. Osman Turan

“Melikşah’ın son zamanlarında Hasan Sabbah ve Batınîler gizli teşkilât ve tahrip faaliyetlerine girişmiş, İslamiyet’i ve Selçuk devletini çökertme hazırlıklarına başlamışlardı.” (Aynı eser, Sayfa 212)

Bu gün de benzer dernekler ve teşkilatlar aynı yıkıcı faaliyetlerini sinsi sinsi sürdürdükleri için çocuklarımızın beyinleri uyuşturulmuş durumdadır. Bu sebeple ülke gerçeklerini bir türlü anlayamıyorlar. O gün devleti yıkmaya çalışan düşman başka idi, bu gün başka. Fark sadece bu. Çocuklarımız bir türlü “düşman” kelimesini algılayamıyor. Ortada bir sürü yıkıcı faaliyet var, tahribat var, devletimiz yıkılma, parçalanma aşamasına gelmiş, hala “düşman”ın kim olduğu belli değil. Savaşan düşman kurmayının en büyük propaganda faaliyeti budur. Savaştığı milleti bölmek, parçalamak ve en azından yarısını kendi tarafına çekmek! Düşman bunu başarmıştır.

Arap mütefekkiri Cahız; Arapların edebiyat, Çinlilerin san’at, Yunanlıların felsefe, Sasanilerin siyaset, Türklerin ASKERLİK kabiliyeti ile yükseldiklerini yazar. (Aynı eser, 215)

Bizanslıların İslam dünyasına karşı taarruza geçtiği ve doğuda sınırlarını genişlettiği bir sırada Oğuzlar Anadolu sınırlarına dayanmış ve akına başlamışlardır. (Aynı eser, 216) Dikkat ederseniz Bizans’ın İslam dünyasına karşı saldırıya geçtiği bir sırada Türkler Bizans’ı karşılamışlardır.

Tabii ki Türkler; bu akınlardan sonra, Malazgirt zaferine kadar, yarım asır zarfında, Anadolu hudutlarına “Karıncalar” gibi yığılıyor, Bizans topraklarına girerek kendilerine yurt arıyorlardı.

Çağrı Bey 1018 yılında Anadolu’nun Türk vatanı olacağını keşfetmişti. 3000 süvarisi ile Horasan’a dönünce kardeşi Tuğrul Bey’e: “Buralarda bize karşı koyacak bir kimseye rastlamadım” demiştir. Bundan sonra Türkler Anadolu sınırlarına yığılmış ve sık sık akınlar yapmışlardır. “Bu bölgeler zengin ve Romalılar da kadın gibi korkak insanlardır, bu sebeple buraları kolaylıkla fethedebiliriz” diye düşünmüşlerdir. Anadolu’yu müthiş bir akınla baştanbaşa dolaşan Afşin Bey; Alparslan’a yazdığı mektupta şöyle demiştir: “İşte Rum ülkelerini istila edip büyük bir ganimetle döndüm. Rumlar bizimle savaşacak bir kudrette değildir”.

Bizanslıların zulmü altında ezilen Süryaniler ve Ermeniler de Rafızî Rumları kadınlaşmış sayıyor, onları cezalandırmak için Allah’ın Türkleri gönderdiğine inanıyor, bu sebeple de bazen Türklere yardım ediyorlardı.

Yahudi gezgin Beenjamin de Tudelle: “Rumlar çok mahir ve eğlenceye düşkündürler. Barbar dedikleri bütün milletlerden ordularına asker alır ve sultana, yani Türk adını taşıyan Torgaman’ların hükümdarına karşı muharebeye sevk ederler. Çünkü eğlenceye düşkün olduklarından kadınlaşmış ve savaş kabiliyetini kaybetmişlerdir. Bu münasebetle erkekten ziyade kadına benzerler” ifadeleri ile Türklerin haklılığını ortaya koymuştur. Her Türk sivil doğar diyenler, Türklerin düşmanları karşısında “kadın” gibi davranmasını mı istiyorsunuz? Türk çocuklarını “kadın” haline getirmeye çalışan Müslüman (!) basın, şu tarihi olaydan acaba ders alacak haysiyete sahip midir? Tarih kitaplarını neden okuyoruz. İşte tarihin derinliklerinde yaşananları görüyorsunuz.

Türkler Anadolu’ya yağmacı değil, ele geçirdikleri toprakların hakiki sahibi sıfatı ile girmişlerdir.

Prof. Osman Turan’ın Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi Tarihi eserinden notlar alarak bu yazıyı yazdım. Sayfa 212 den 221 e kadar siz de tarayın, okuyun. Göreceksiniz Türklerin Anadolu’yu nasıl vatan yaptıklarını.

Elif Şafak’ın bir romanında okuduğum aşağıdaki cümleler beni gerçekten dehşete düşürmüştü. “Sen kalk Orta Asya’dan gel, Anadolu’nun bağrına dal, Ermenileri yok et, Gürcüleri yok et ve Anadolu’ya yerleş. Yok öyle şey!”

Ve çocuklarımız neticede bu büyük düşman kandırmacasının kıskacı altında gerçeği göremez oldular.

Buradan uyarma görevimi yapmak istiyorum. Milletler düştükleri yerden kalkarlar, yükselirler. Türkler vatanınıza sahip çıkınız.

İbret almazsanız tarih tekerrür eder.

Düşmanınızı biliniz. Bizim zamanımız geçti. Belki bu yazıları bir daha yazmak, çocuklarımıza ulaştırmak, okumalarını sağlamak, onlara rehber olmak nasip olmayabilir. Bizler artık ileri yaşlardayız. Bugün içinde bulunduğumuz durumu çocuklarımıza anlatmak mecburiyetimiz var. Bu görevimizi mutlaka yerine getirmeliyiz.

Sultan Sancar şöyle demişti: “Allah bu dünyayı bizim tasarrufumuza tevdi ve emanet etmiştir. Bütün emirler ve hükümdarlar bizim memurlarımızdır.”

Bu yüksek manevi ruhu, bu gönül üstünlüğünü milletimizin tekrar yakalaması vatanımızın geleceği için çok önemlidir!

Bizim derdimiz, çabamız budur.

Uyarmak vatan borcumdur.

Uyanınız.

Mikdat Topçu

10.08.2013

 

 

 

 

Yorum Yap