Aylık Arşiv: Ocak 2017 - Page 2

Doktrin

“Doktrin; sistemleştirilmiş bir fikirler manzumesidir”

“Doktrin; hayat ve kâinatın işleyişi hakkında sistemli bilgi veren ilim dalıdır”

Doktrin kelimesini böyle izah etmişler.

Devletler kurulurken, kurucular hedefledikleri sistemi esaslı bir dünya görüşüne dayandırırlar. Yani kuruluş felsefesi belli bir doktrine dayanır.

“İkinci Meşrutiyet için mücadele eden İttihat ve Terakki aydın öncülerinin çalışmalarında, Meşrutiyet genel mefhumundan başka, doktriner bir anlayış bulmak mümkün değildir. Hâlbuki mesela, aynı devrede Rus Çarlığına karşı mücadele eden aydınlar, reformizmin her safhasından, sosyal demokrasiye ve ihtilalci sosyalizme kadar, doktriner ve bilimsel alanlarda, tamamen sistematik büyük eserler ve orijinal yapıtlar verdiler. Öyle ki; bunların bir kısmı, hatta çağımıza yeni değerler getirdi”

“Türk hürriyetçilerinin bu alanda kısırlığını izah gerekirse ilk söylenilecek şey, bu kadronun esasen ve bütünü ile yarı aydınlardan teşekkül ettiğidir. Evet, yarı aydınlardan! Yarı aydın ise idealist olabilir ama terkipçi ve nazariyeci olamaz. Orijinal eser, ancak genel kültüre de sahip olan aydın veya düşünürlerin terkipçi çalışmalarına dayanır. Hem aydın, hem terkipçi bir kültür ister.” Sonraki Sayfa »

Aslında Ne Olmuştu? Şimdi Neler Oluyor?

Her şey II. Selim’le (Sarı Selim) başlar.

İşleri vezirlere ısmarlar. Yetkileri sadrazamlara, başbakanlara verir, kendisi Batı kültürü ile meşgul olur. Ataları gibi ordunun başına geçmez.

Bu şekilde bir  25 sene daha geçer. Ama ondan sonra artık işler kötüye gitmeye başlar.

II. Viyana bozgunu ile Osmanlı, tarihi zirveden geri dönmeye, tepelerden aşağı inmeye başlar.

1830 ‘dan sonra İngiltere masonlar vasıtası ile (Mustafa Reşit Paşa) Osmanlı’nın iç işlerine nüfuz eder. Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanları derken, II. Abdülhamit iktidara gelir. 93 harbi başlar. Osmanlı büyük yenilgi alır. İşler kötüye gidince bir grup vatanperver Abdülhamit’e tavır koyar. Sen “müstebitsin” derler. Adı “Kızılsultan” kalır. Bunu Fransızlar ortaya sürer. Bizim vatansever subaylar, gaza gelmişlerdir. Rejim değişecektir. II. Meşrutiyet rejimini istemektedirler. Ordudan bazı subaylar dağlara çıkar. Onları Masonlar, Yahudiler destekler. (İttihat Terakki’yi Abraham Temo adlı bir Yahudi kurmuştur.) Bizim milliyetçi subaylar II. Abdülhamit’i devirecekler ya! Onları destekleyenlerin kimler olduğu önemli değildir. 31 Mart darbesi ile Abdülhamit devrilir. Şimdi Osmanlı devletini kimin yönettiği belli değildir. İttihat Terakkiciler sorumluluk da almazlar. Ama Balkan Savaşları’na devleti onlar sokarlar. Sonra Birinci Dünya Savaşı’na sokarlar. Osmanlı Devleti yıkılır gider.

Osmanlı Devleti’ni yıkan içerideki gafillerin arkasında hep dış güçler olur. İngilizler 1915’te Çanakkale’yi geçememişlerdi ama 1919’da aslanlar gibi Dolmabahçe’nin önüne 55 parça gemilerini (Fransız, İtalyan ve Yunan gemileri dahil) sokmuşlardı. Artık payitahtı İngiliz yüksek komiseri yönetmektedir. Bütün vatansever insanları Bekirağa Bölüğü’ne kapatırlar. Bunların büyük kısmı vatansever subaylardır. Hatta Ordu komutanlarıdır. (Ali İhsan Sabis Paşa, Fahrettin Paşa gibi.) Bunların suçları nedir biliyor musunuz: ERMENİ KIYIMI! Medine kahramanı Fahrettin Paşa bile Ermeni kıyımı yaptı diye tutuklanmıştır. Sonraki Sayfa »

TÜRK MİLLETİ BU KUŞATMAYI YARACAKTIR

Bilinmelidir ki; 2200 yıldan beri meridyenleri aşan, sahraları, dağları, dereleri, tepeleri geçen, nehirleri geçen, devletler, imparatorluklar kuran, koca Bizans İmparatorluğu’nu yıkan, Viyana’yı kuşatan, bir emirle dünyanın en büyük ordusunu dünyayı zapt etmek istercesine şaha kaldıran, Uzun Hasan’lara, Şah İsmail’lere, Avusturya-Macar İmparatorluğu’na, Venedik’e baş eğdiren, Macar ovalarını geçen, Mohaç’ları, Preveze’leri yaşayan Türk milleti yalnız değildir. Beşinci Kol Kuvvetlerine, basın ve yayında kurdukları cuntalara güvenerek Türkiye’yi köşeye sıkıştırdıklarını zannedenler aldanacaktır. Türk milleti bu kuşatmayı elbette ki yaracaktır.

Sağlık Olsun

Değerli dostlar,

Günlerdir düşünüyorum ülkemin hali ne olacak diye. Bir dostum bu şiiri önce güzelce bir okumamı önerdi. Okudum ve beğendim.

Şimdi düşünüyorum, acaba böyle yapabilir miyim diye!

Gerçekten böyle yaşayabilir miyim?

Bilmiyorum.

 

Şiir Can Yücel’in bir şiiri.

Sağlık Olsun.

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, Sonraki Sayfa »