Bazı samimi dostlarımız; “Pirincin taşlarını ayıklıyoruz” şeklinde yorumladıkları Bülent Arınç ve diğer AKP kodamanlarının AKP’ye ters düşen “aykırı” davranışları ne anlama gelmektedir?
Her türlü kuvvetin kullanıldığı, her türlü hilenin yapıldığı, tam bir savaş ortamı içerisinde bulunan ülkemizde (hatta dünyamızda), ülkemizin uçurumun kenarına gelmesinin en büyük sebeplerinden olan bu “ağır topların”, AKP karşıtı imiş gibi (hatta R. Tayyip Erdoğan karşıtı imiş gibi) davranmalarının sebebi nedir? Ne Abdullah Gül’ün, ne Hüseyin Çelik’in, ne de Bülent Arınç’ın samimi olduklarına inanmıyorum. Dolayısıyla bunların hiçbiri “pirincin taşları” değildir.
Ülkemizin, ordumuzun başına “Ergenekon” tezgâhının bela edildiği günleri hatırlayınız. Kozmik Oda olayını hatırlayınız. (Bu odaya giren savcı şu anda Merkel’in elindedir). Bu olayların bütün sorumluları bunlardır.
O günlerde Yasemin Çongar Mason “Taraf Gazetesi” için Amerika’dan gelmişti. Bu Bayan; Amerikan ordusunda görev yapan, istihbaratçı Criss Mason’un eşidir. Ve Amerika onu, Taraf Gazetesi’nin yayını için “görevli” olarak göndermişti. Bir ara Ahmet Altan’la birlikte Yasemin Çongar’ın da ifadeye çağrıldığı gibi haberler vardı. Sonucunu bilen var mı? Bunlara dokunulması mümkün değil. Çünkü bu kişiler ABD’nin bir “misyon” için ülkemizde kullandıkları insanlardır.
Taraf Gazetesi’nin yayınlanması için AK Parti hükümeti yaklaşık olarak 3,600 trilyon TL. teşvik vermişti.
Yasemin Çongar’ın, o karanlık günlerde, Recep Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç değerlendirmesi vardı. Şimdi bu değerlendirmeyi kendi ifadesi ile aynen size aktaracağım.
Genç Siviller örgütünün lideri ve Soros‘çu Yıldıray Oğur‘la kol kola olan Yasemin Çongar Amerika‘da eşini bırakarak Türkiye‘ye görevli gelmişti. Çongar, devleti enterne ederek, artık sivil toplum kuruluşları ile temas kuran Batının Türkiye ilişkisini ve kendi görevini Aksiyon dergisinde şöyle anlatıyor:
“Batı artık Türkiye ile ilişkilerini tamamen devlet üzerinden değil, iş dünyası ve sivil toplum üzerinden de kurmaya başladı. Sadece İstanbul ve Ankara’yla değil, Anadolu ile de temas ediyorlar artık. Taraf için döndüğümden beri, 7 ay içinde birkaç kez Güneydoğu‟ya gittim, Orta Anadolu’yu 10 yıl aradan sonra gördüm.”
Yasemin Çongar Mason, ―Baydemir‘in Çığlığı başlığını attığı makalesinde herhalde çok endişe ile karşıladığı (!) Türk-Kürt ayrışması tehlikesini bertaraf etmek için nasıl bir lidere ve bu liderin kim olabileceğine ilişkin olarak bakın neler yazıyor. Osman Baydemir‘le Milliyet’te yayınlanan bir söyleşiye dayanarak diyor ki;
“İki Türkiye var. İki Türkiye‘de de hem Türkler hem Kürtler var diyebilirim tabii. Birinin demokrasi, barış, eşitlik isteyenlerden, diğerinin demokrasiden korkan, şiddetten çıkar sağlayan, eşitliğe inanmayanlardan oluştuğunu söyleyebilirim. Bunda bir doğruluk payı da olur. Zira Baydemir’in “çığlığı”nı kendi hançeresinde hisseder Kürtler gibi Türkler de, çok eminim! Ama bu bilgi, Türkiye’de belki de ilk defa, devletin uygulamalarını da aşan bir Türk-Kürt ayrışmasına, bir tür “segregasyon-Betonun bozulmuş olması gibi bir anlama geliyormuş” tercihine, karşılıklı bir ırkçılık dalgasına kapılma tehlikesi yaşadığımıza ilişkin gözlem ve sezgilerimizi çürütmüyor. Yeni bir tehlike bu… Vahameti kadar, aciliyeti de var. Bu tehlikeyi bertaraf etmek, her şeyden çok özgüvenli, güçlü, kararlı ve birleştirici bir liderlik gerektiriyor. Emine Aynalarla olmaz, Deniz Baykallarla olmaz.
Reşadiye saldırısı ve KCK operasyonları öncesinde, Diyarbakır‘da Osman Baydemir’le sıcak bir görüşme yapan, evvelinde de, Kandil‘den dönen bir PKK‘lıya; bir insan, bir anne, bir kadın olarak bakabildiğini, onu dağa çıkmaya zorlayan koşullara isyan ettiğini ifade etmekten çekinmeyen Bülent Arınç gibi bir lider gerek mesela…
Yaratılanı sevdik Yaradan‘dan ötürü sözünü, fazla gecikmeden, gidip Diyarbakır‘da yeniden söyleyecek ve ne olursa olsun açılımda ısrar etmekten vazgeçmeyecek bir Recep Tayyip Erdoğan gerek.” Haziran 2008 Aksiyon Dergisi
Türklerin ve Kürtlerin barışması için nasıl bir lidere ihtiyaç varmış görüyorsunuz. Bülent Arınç ve Recep Tayyip Erdoğan gibi liderlere ihtiyaç varmış! Kim söylemiş: Yasemin Çongar söylemiş. Kimmiş Yasemin Çongar Mason? Amerikan ordusunda subay olan istihbaratçı Criss Mason’un eşi. Ne için gelmiş Türkiye’ye? Taraf Gazetesi’nin çıkarılması için. Taraf Gazetesi hangi görevi yerine getirdi? Ergenekon tertibi ile Türk Ordusu’nun bitirilmesi görevini. Bütün bunların toplam amacı nedir? Türkiye Devleti’nin bölünmesi, yıkılması!
Bu işleri kotaran ABD, Bülent Arınç ve Recep Tayyip Erdoğan’ı ülkemizin parçalanması için birer fenomen olarak kullanıyor. Gördüğünüz üzere bunların liderliğine ihtiyaç varmış.
Şimdi gelinen bu noktada, Bülent Arınç’ın veya diğer ekibin ayrı telden çalıyormuş gibi görünmeleri bana ciddî gelmiyor. Bunların hareketleri de oyunun bir parçasıdır.
Âcizane bendeniz böyle bakıyorum bu olaya.
ABD’nin politikalarını iyi izleyin lütfen. Tam anlamıyla “kaypak” bir politika izliyor. Düşmanlarımızı da destekliyor. PYD’nin yetkilileri ile toka yapan bir Amerikan diplomatının bu fotoğrafı size bir şey ifade ediyor mu?
Dün bir radyo programında (Erkam Radyo) Star Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren’i dinledim. Çok nazik bir şekilde Amerika’nın ve İngiltere’nin dostluğuna güvenilemeyeceğini söylüyor. Ama doğrudan doğruya eleştirmiyor. Bunlarla olan stratejik dostluğun bitmesi gerekir, devletin buna göre yeniden yapılanması gerekir, demiyor. Bu şekilde yola devam, demeye getiriyor. Sonuna kadar olayları tartışın bir AKP’li ile. En sonunda “ABD olmadan Türkiye ayakta duramaz! ABD’ye ihtiyacımız var!” diyip, işin içinden çıkacaktır.
Aziz milletim! ABD ve Batı ittifakına güvenmeyiniz. Çok kolay bir şekilde ülkemizin yönetimini ellerine geçirmiş bulunuyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değildir. “Üst akıl” dedikleri bunlar işte. “Model ortak” aldatmacası ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni stratejik olarak bağlıyorlar. Ülkemizin istikametini, politikalarını tam anlamıyla ABD tayin ediyor.
Değerli dostlar, Allah aşkına söyleyin. Bu durum nereye kadar devam edebilir?
Netice olarak; bu “aksakallı” ekibin bugünkü çıkışı stratejiktir. Bunların hareketleri ABD ve İngiliz politikalarından bağımsız değildir.
Hangi partiye bağlı olursa olsun, hangi görüşe sahip olursa olsun, milletimizin evlatlarının, ülkemizin böyle bir uçurumun başına getirildiğini bilmesi ve birleşmesi gerekmektedir. Eksik bir partizan düşünce ile olaylara bakmak hatalıdır. Bu basit bir parti dalaşması değildir. Böyle biliniz.
Bütün milletimi ülkemizin güvenliğini nasıl sağlayabileceğimizi düşünmeye davet ediyorum.
Uyarmak vatan borcumdur.
Mikdat Topçu
sayın hocam ben katılmıyorum bu kadar da olmaz nerdey se onların aslın da onlar olmadığını söyleyeceksiniz tamam bu adamlar aynı memenin bebekleri ama bunların bile bir yerde ters düşmeleri mümkün olamaz mı.
mesela recep beg bilindiği gibi dediğim dedik bir kişiliye sahip bu durum bülent efendini canına tak etmiş olmaz mı.
Hocam Elinize sağlık keşke toplum olarak biraz araştırma merakımız olsa zaten bu baş belalarına ülkemizde yer olmaz,başarılar dilerim saygılarımla Allah’a emanet olun.