Amerika İle Türkiye Arasındaki Vize Krizi

Değerli dostlar,

 

Amerika ile Türkiye arasında bir vize restleşmesi yaşanıyor, biliyorsunuz. Bu restleşmeyi bazı değerli dostlar “Amerika’nın sonu geldi”, “Artık Türkiye’de, Amerika ne der, devri bitti. Türkiye böyle diyor devri başladı” tarzında yorumlar yapıyorlar. Ya da “Amerika’nın Türkiye’deki kaleleri bir bir yıkılıyor” yorumları yapılıyor. Bazı dostlar neredeyse Türkiye ile Amerika tam olarak savaşa girmiş gibi Türkiye’nin başarısı için dua ediyor. Tabii ki düşmana karşı bu bir ortak millî refleks. Alkışlamamak, saygı duymamak. katılmamak mümkün değil.

İlk planda görünen de bu.

Değerli dostlar,

2010 yılında müttefiklerimizle ilgili konuları içeren bir kitap yazmıştım. Kitap çok detaylı bir şekilde Amerikan hegemonyasını anlatıyordu. Elimde 2000 adet kitap vardı. Dağıtamamıştım. Bu kitabı bir cemaatin dağıtım şirketine götürdüm. (Adını şimdilik açıklamayacağım.) Dağıtım şirketi bir hafta sonra haber verdi. Sizin bu kitabınızı dağıtamayız, dedi. Zaten düşman, yüzyıllardan beri dini cemaatleri çok güzel kullanmıştı. Anlamıştım ki bu cemaat de yine düşmanın kullandığı bir üs. Zaten IŞİD üyelerini misafir etmiş, ağırlamış, sonra da doğuya göndermişti bu cemaat. Mustafa Sabri efendi ahfadından birileri bu cemaatin başında bulunuyor anlayacağınız. Tabii ki mütedeyyin vatandaşlarımız cuma günleri bu cemaatin liderinin vaazını dinlemek için mescidini dolduruyor. Ben de çok defa gittim. Vatandaşlarımız bu cemaatin ne herzeler yediğini nereden bilsin!

Kitapta, Amerikan devlet başkanı Obama ülkemize geldiğinde, bazı basın mensupları şöyle yazdılar:

“İç politika için belki bugünden iddialı bir laf olacak ama söylemeliyim: Obama’dan sonra yeni bir Türkiye var.” (Hüseyin Gülerce, Zaman, 09.04.2009)

 Ve

“Obama, geleneksel toplumlarda bir peygambere gösterilen teveccüh ayarında ilgi gördü. Onun her hareketi, taşıdığı her nesne, gösterdiği her figür sanki kutsaldı. (…) Bu açıdan Türkiye iyi bir teftiş geçirdi. (…) Çünkü evin büyüğü gelmişti.” (Ünal Tanık. Obama İle Değişecek Tek Şey, Haber7 Com. 07.04.2009)

Görüyorsunuz değil mi? Evin büyüğü gelmişti” diyor Ünal Tanık. Hüseyin Gülerce şimdi utanmadan, yüzü kızarmadan çıkıp televizyonlarda boy gösteriyor. “Obama’dan sonra yeni bir Türkiye var!” diyor. Sonra ne oldu Bay Gülerce?

Neyse…. Şimdi gelinen nokta çok kritik. Ben bu vize krizi ile başlayan gerginliği ihtiyatla karşılıyorum. Çünkü Türkiye devletinin başındakiler böyle bir krizi yönetecek devlet adamlığı ehliyetine sahip değiller. Çok değişken davranabiliyorlar. Amerika’nın, gün gelip bizimle büyük bir çatışmaya gireceğini ve bunun için önceden Türk Ordusu’nu parçaladığını, karşısına büyük bir ordunun çıkmasını istemediğini ve daha önceden düşmanını güçsüz hale getirme operasyonu yaptığını, bu operasyonun adının “Ergenekon, Balyoz, Ay Işığı vs.” olduğunu yukarıda bahsettiğim kitapta yazmıştım. Amerika, söz konusu operasyonları yaptı, dünyanın en büyük ordularında biri olan, kara harekâtı yapabilecek tecrübeli bir orduyu küçülttü. Devlet adamlarımız o zaman Amerika’nın bu kalleş niyetini anlamadı. Şu anda Amerika’ya diklenen devlet adamlarımız Türk Ordusu’nun okullarını kapattı, hastanelerini kapattı. Kışlalarını kapattı. Uzman generallerini tasfiye etti.

Bu durumdaki bir ülkenin Amerika ile büyük bir savaşı göze almasını riskli buluyorum. Zaman kazanmalıyız. İhtiyatlı davranmalıyız bence. Güçlenmeliyiz. Sonra gereğini yapmalıyız. Amerika’ya karşı bugünkü diklenmeler daha o zaman yapılmalıydı. Tedbirler o zaman alınmalıydı. Bu da FETÖ’nün suçu ise o zaman bunu görseydiniz efendim. Ama görmek istemedi devleti idare eden zevat.

Stratejik davranan, tedbirlerini daha önceden alan Amerika’ya karşı vatandaşlarımızın tepkisine paralel bir devlet karşı koyması yapabilir miyiz, bilmiyorum. Sınırımızdaki düşman güçleri nizami ordu gibi teşkilatlayan, onlara binlerce tır-la silah takviyesi yapan bir ülkeye karşı, bizim daha önce hangi tedbirleri aldığımızı bilmeden bu krizi yorumlamak biraz zor. Ayrıca Rusya ve İran faktörlerini analiz etmeden büyük bir rüyaya adım atmayı çok tehlikeli buluyorum.

Vize krizini akl-ı selim bir şekilde idare etmeliyiz. Bu konuda hamaset yapmak çok yanlıştır.

 

Görelim Mevla neyler!

 

 

Saygılarımla.

[

 

Yorum Yap