Bu Taksimi Kurt Yapmaz Kuzulara Şah Olsa
Değerli dostlar,
Geçtiğimiz yıl, Suriye sınırımızdaki mayınların birden bire devletimiz tarafından neden temizlendiği konusu herhalde hepinizin kafasında tereddütler uyandırmıştı.
Kürt devletini kurmak ve İsrail’in güvenliğini sağlamak amacıyla Suriye’yi ortadan kaldırma amacına yönelik stratejisinin bir gereği olarak bu mayınların kaldırıldığını herhalde şu anda anlamış bulunuyorsunuz!
Bu konu ile ilgili olarak bir CHP milletvekilinin sorduğu iki soru son derece manidardır. Bu iki soruyu aşağıya alıyorum. Dikkatlerinize sunuyorum.
Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu, Tayyip Erdoğan’a soruyor!
“1- Hiçbir doğal engel olmaksızın, düz arazi üzerinde bulunan ve sadece tel örgü ve mayınlı sahalardan meydana gelen Suriye hududumuzun, mayınlardan temizlenerek korunaksız hale getirilmesine yönelik amacınız, ileriki zamanlarda meydana gelmesi planlanan Suriye iç savaşında, Suriyeli rejim muhaliflerinin ülkemize daha rahat ve kontrolsüz girip çıkmasını sağlamak mıydı?
2- Suriye sınırımız mayınlardan temizlenmiş olsa idi bölge ve hudut güvenliğini sağlamaya yönelik hangi tedbirleri uygulamaya koyacaktınız?”
Değerli dostlar, aslında bu iki muhteşem soru, yani Suriye sınırımızdaki mayınların durup dururken temizlenmesinin ne amaca hizmet ettiğinin anlaşılması ile ilgili sorular, Türkiye Cumhuriyetini idare edenlerin Suriye’ye karşı, Batılı Hıristiyan güçlerle birlikte hareket ettiğini anlayabilmek için sorulabilecek en güzel sorulardır.
Aklın yolu birdir. Durup dururken Suriye sınırımızdaki mayınları sen tut temizle, sınırı delik deşik et, ondan sonra da suçlu ara.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa!
Böyle bir hezeyan olamaz. Böyle bir cehalet olamaz. Böyle devlet adamlığı olamaz. Bu; rezaletin, bilgisizliğin, stratejik yetersizliğin hatta satılmışlığın ta kendisidir.
Sen tut ondan sonra da Obama Efendi ile anlaş. Beyler hayırlı olsun anlaşmanız.
Beşar Esad’sız çözüm arıyor Obama! Siz de ortak oluyorsunuz. Kim adına? Ne adına? Hangi menfaatlerimiz adına?
Adama sormazlar mı? Bunun hesabını nasıl vereceksiniz diye? Bu soruların bir gün gelip sizi bulmayacağını mı sanıyorsunuz? O başı kesilen insanların, kalbi yerinden çıkarılıp yenilen insanların, ölen kadın, kız kızan ve bebeklerin hesabını nasıl vereceksiniz? Bir de utanmadan çıkıp “bebek” edebiyatı yapıyorsunuz?
Unutmayın, tarih; beşeri olayların en iyi hafızasıdır, kaydedicisidir.
Değerli dostlar, bu konuyu şöyle değerlendiriyorum. Diyorum ki; hiç olmazsa, yani en azından bu konu milletimizi uyandırabilir.
Milletimizin bütün bu olan bitenleri anlaması ve uyanması dileklerimle!
Uyarmak vatan borcumdur.
Uyanınız.
Saygılar sunuyorum.
0 Yorumlar.