Uyarmak Vatan Borcumdur 83
“Cemaat General Seviyesine Ulaştı”
Başlıktaki bu iddia asla bir paranoya değildir. Çok gizli olarak yapılması gereken, “savaş” kararlarının alındığı bir toplantının bile dinlendiği, izlendiği bir ortamda, bunu yapan güçlerin ajanlarının, devletimizin hangi seviyesinde bulunduğunu düşününce insan adeta ürperiyor.
Türkiye’de “Cemaat adlı örgütün artık Türk Ordusu’nda general seviyesinde adamları bulunmaktadır” iddiasını okuyunca kanım dondu.
Elbette insan inanmak istemiyor.
Ama ülkemizde halen yürütülmekte olan korkunç mücadeleyi görünce bu iddianın doğru olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Evet, Cemaat bence de Türk Silahlı Kuvvetleri’nde general seviyesinde elemana sahip hale gelmiştir.
Bu ne demektir?
Baştan beri Türkiye’de yürütülen mücadelenin aslında bir “iç savaş” olduğunu anlatıp duruyorum.
“Bu bir Türk Amerikan savaşıdır!” diyorum.
Bunun için sayfalar dolusu yazılar yazdım. Kitap yazdım.
Sayın başbakanın şahsında, onun garantörlüğünde, başbakanın sağladığı güvene dayanarak, başbakanın dini inançlarını dikkate alarak insanımız AKP’ye güvenmiştir. Siyaseten AKP çizgisinde yürüyen büyük bir kitle mevcuttur.
Ancak; bu kitleyi on iki yıldır aldatan bir yapı vardı Türkiye’de. Bu yapıyı Amerika’nın Türkiye’deki “Beşinci Kol Kuvvetleri” diye anlatmaya çalışmıştık. AKP siyasetinin dini yönlerini, yaptığı hizmetleri dikkate alan büyük kitle, asla Amerika’nın Türkiye’deki savaşını kabul etmemiştir. Bunu görememiştir. Çünkü karşılarına AKP çıkmıştır. AKP baştan beri bunu perdelemiştir.
Ve AKP bugün bile bu büyük kitleyi hala yanlış bilgilerle zehirlemeye devam etmektedir.
Miting alanlarında başbakan, Cemaatle ilgili konularda doğruyu söylüyor. Gerekçesi ne olursa olsun, AKP yönetimin; “hata yaptıklarını”, “saf davrandıklarını” anlaması ve bunu açıklaması, hatadan dönüleceği iradesi göstermesini gerçekten çok önemli buluyorum.
Ancak; Amerika, Cemaati vasıta yaparak ülkemizde büyük bir iç savaşı acımasızca yürüttüğünde AKP hep iktidarda idi.
Vatan evlatları, bu yapılanların aslında bir dış ülkenin ülkemizdeki savaş faaliyetleri olduğunu, askerlerimize kurulan tuzakların aslında casusluk faaliyeti olduğunu sürekli olarak anlatmıştı.
Anlatmıştık.
Şimdi size; böyle bir casusluk faaliyeti sonucu tutuklanarak, 5 yıl 9 ay hapis yatan bir kahraman evladımızın bu konuda, gördüklerini, duyduklarını ve değerlendirmelerini aktaracağım. Bu kişi Serdar Öztürk’tür.
(Müyesser Yıldız’ın Serdar Öztürk’le yaptığı röportaj-Bu röportaj Odatv.de yayınlanmıştır.)
İbretle okuyunuz.
Röportajda çeşitli sorulara Serdar Öztürk aşağıdaki cevapları vermiştir.
“Ergenekon soruşturması adı altında yürütülen faaliyetler soruşturma değil, askeri casusluk faaliyetidir. ABD’nin angaje ettiği Cemaatçi polisler, TSK ile ilgili gizli bilgileri, soruşturma maskesi altında, özel olarak elde etmeye çalışmaktadır.”
“Çünkü yürütülen faaliyetler esasen bir cemaatin başta emniyet olmak üzere resmi kurumlara sızdırdığı müritleri eliyle yürüttüğü Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı askeri casusluk faaliyetidir.”
“Askeri casusluk, yasa dışı telefon dinlemesi yapma, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, sahte resmi evrak kullanma ve düzenleme…”
“Genelkurmay’ı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığını, ‘Fethullah Gülen askeri casusluk yapıyor’ diye uyardık. Yazılı kanıtları verdik.”
“Polislerden birinin ABD Büyükelçiliği ile doğrudan telefonla görüştüğünü, ofiste keşif yaptığını iddia ettiğim polislerin ise İsrail’le doğrudan telefonla görüştüğünü ortaya çıkardık.”
Bir karargahtaki bazı askeri yetkililerin şöyle söylediğini anlatıyor:
“Sürekli toplantılar oluyor, Amerikalılar gelip gidiyor, neler oluyor, anlamıyoruz!”.
“10 veya 11 Ocak saat 22.30’da Amerikalıları, İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi’nin bulunduğu C Blok’un önünde bizzat gördüm. Daha sonra Ergenekon iddianamesi eklerinde, Tuncay Güney’in CIA görevlisi John Kunstadter’in elemanı olduğuna dair bazı dökümanlar bulduk.”
“Avukatlık yaptığım süreçte bu operasyonun kurgulama aşamasında olduğunu bildiğimiz bir kişiyi tanık gösterdik, dinlenmedi.”
Biliyorsunuz ki, askeri davalarda dinlenen gizli tanıklar tamamıyla Türk Milletine, Türk Devletine, Türk Ordusu’na düşman kişilerden seçilmiştir. Mesela Şemdin Sakık.
Gerçekten konuyu bilen, devletini seven kişileri gizli tanık olarak kabul etmediklerini burada okuyorsunuz, değil mi? Bunu kim yapabilirdi!
Devam ediyor Serdar Öztürk.
“Olay şematik olarak şudur; ABD, Türkiye’yi zayıflatmak istiyor. Bunun için de cemaatin yargı, emniyet, ordu ve basın içindeki yapılanmasını operasyonel olarak kullanıyor. ABD’nin hedefi, zayıf düşen Türkiye’nin bölünmesini sağlayarak, K. Irak ve Türkiye topraklarından kopartılacak parçalarla kukla bir Kürt devleti kurmaktır. Bu küresel operasyonu da Kürtleri çok sevdiğinden değil, sadece İsrail’in güvenliğini sağlamak, petrol ve maden yataklarını rahatça sömürmek için yapıyor. Cemaat sadece taşerondur. İşin gerçeği şudur; Cemaatin yargı ve polisteki örgütlenmesi, Amerikan istihbarat örgütlerindeki savaş çetelerinin tetikçisidir. Cemaatin içindeki herkes tabii ki örgüt ve örgüt üyesi değildir. Bir takım insanlar halisane dini duygularla cemaat içindedir. Ama ABD bu dönemde gladyo yapılanmasını MİT, emniyet, yargı, ordu ve basın içinde gizli olarak teşkilatlanmış cemaat üyeleri içinden teşkil etmiştir. Bu kişilerin sayısı da yaklaşık bin kişi civarındadır.”
Amerika’nın yurdumuzda yürüttüğüne inandığım iç savaşta şu anda kullandığı toplam eleman sayısı, yani beşinci kol kuvvetlerinin sayısını tahmin etmek için size bir ölçü vereceğim. Elbette ben de bilmiyorum. Ama Vietnam Savaşı’nda kullandığı “Yeşil Bereliler” adlı gizli ordunun personel sayısı 50 bin civarında imiş. Yıl 1968. Ve Vietnam Türkiye’den nüfus itibariyle daha küçük bir ülke.
Şu anda Türk Amerikan Savaşı’nda Amerika’nın kullandığı ordunun sayısını bu bilgiler ışığında herhalde siz tahmin edebilirsiniz.
“Operasyon AKP ve hükümeti aşan, doğrudan Türk Milleti ve devletini hedef alan bir operasyondu. Kişisel kanaatim operasyonun arkasında Amerika’nın olduğunu anladıkları için çekindiler. Ordunun o dönemde bu operasyona engel olma gücü yoktu diye düşünüyorum.”
Ve sorulara cevap vermeye devam ediyor Serdar Öztürk:
Cemaat general seviyesine ulaşmıştır.
“Devleti yönetenlerin ilk yapması gereken, TSK içindeki cemaat yapılanmasını temizlemektir. Bize göre, şu anda general seviyesine ulaşmış bu kişilerin bir gecede emekliye sevk edilmesi gerekiyor. Hükümet şu anda bunu yapacak güçte ve yapmalıdır da.”
Evet, bağrımızı yakan tespit budur. Cemaat, Türk ordusunun komuta kademesinde “general” seviyesine ulaşmıştır.
Bu son derece korkunç bir durumdur. Saddam Hüseyin’i hatırlayınız. Amerika Irak’a girdiğinde, Irak ordusu bir tek kurşun sıkmış mıdır Amerika’ya karşı. Hayır. Çünkü zamanında önemli generalleri aldı, götürdü. Orduyu sıfır hale getirdi.
Cemaat aracılığı ile Türk Ordusu’nu Amerika’ya peşkeş çekenleri 12 yıldır görmeyen bir yönetimin, bugün kalkıp; “anlayamamışız!”, “meğer safmışız!” gibi pişmanlık ifadeleri kullanması, ülkemizin ne kadar büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğunu gösterir.
Hatırlayınız, Türk Ordusu “Ergenekon” çarkına verilip yıpratılırken, halkımızı orduya yapılan bu muamele konusunda ikna etmişlerdi. Halkımız; “Bu din düşmanı paşalar, bu laikler hak ettikleri cezaları buldular!” diyordu.
Şimdi aynı kitlenin organizatörü olan AKP, Türk Ordusu’na “kumpas” kurulduğundan bahsediyor.
Acaba, aynı kitle, milli ordunun duruşunu bugün nasıl görüyor, çok merak ediyorum.
Bugün aynı kitlenin düşünce parametrelerinin yine aynı minvalde olduğu açıktır. Devlete, milli orduya ve bütün milli değerlere karşı gösterilen sempati ve kabulün gayri meşru, devlete karşı işlenen bütün cürümlerin meşru sayıldığı bu karışık ortamı kimlerin hazırladığı, hazırlayanların hala ülkemizde dost ve müttefik sayıldığı herkesin kolaylıkla anlayabileceği bir vahim durumdur. Daha da vahimi; dost ve müttefik olan kuvvetlerin suret-i haktan görünerek devletimizi nasıl büyük bir kaos ortamına sürüklediğidir.
Türk Ordusu’nda komuta kademesine kadar, General seviyesine kadar yükselen Amerikan istihbaratının bugün ülkemizde açıkça bir iç savaş çıkardığını artık herkes anlamalıdır.
Artık milletimizin çocuklarının particilik paranoyasını bırakarak “madalyonun diğer yüzünü” de görmesi gerekmektedir.
“Seçimde AKP’nin oylarının yükselmesi, ülkemizde Müslümanların sayısının artması demektir, Elhamdülillah!” şeklinde yorum yapan çocuklarımızın bu yaklaşımı, ne kadar korkunç bir çarpık zihniyetle karşı karşıya bulunduğumuzu göstermesi bakımından ibret vericidir.
Seçime girerken ülkemizin nasıl bir idare boşluğu içerisinde olduğunu artık bu milletin çocuklarının görmesi ve içinde bulunduğumuz sosyal durumun gerçekte bir Türk Amerikan Savaşı olduğunu anlaması gerekir.
Tedbirler buna göre alınmalıdır.
Aziz milletim,
Uyarmak vatan borcumdur.
Uyanın.
29.03.2014
0 Yorumlar.