Bu Yazı Birilerine Uyarıdır

1)

Değerli dostlar,

“Bendeniz “KORKUNÇ İMANLI BİR MÜSLÜMANIM” ve de düşmanlarını asla affetmez bir OSMANLI’yım. Türk’üm. Bu toprakların, bu sancağın, bu bayrağın ve de bütün millî değerlerimizin yılmaz, usanmaz, korkmaz bir savunucusuyum. Bekçisiyim.

Dinimi asla kimseye tartıştırmam.

Sayfamda gerek İslam dini ile ilglili, gerek Osmanlı ile ilgili ileri geri laf edenler kim olurlarsa olsunlar, asla affetmem. Saygı da göstermem. Bu tür yazıları, paylaşımları ibretle izliyorum ve büyük üzüntü duyuyorum. Hiç olmayacak eleştiriler saygıdeğer dostlarımdan gelince vicdanım kanıyor, kahroluyorum. Bu dostların itirazlarının aslını anlıyorum. Meşrepleri gereği bunu yapıyorlar. Biliyorum. Türkler, yüzyıllardır Batı ile kendi ulvî davalarının kavgasını yaparken, doğudan gelen bu tür engellemeler yüzünden zamanla kuvvetlerini yitirmişlerdir. Şu anda bu tür itirazların sebebinin yine tarihi temelleri olduğunu kabul etmek gerekir. Yoksa; kimse durup dururken bu tür yazıları kaleme almaz, bu tür saldırıları yapmaz.. Hele hele bu tür itirazları yapanların belirli siyasî akımlar içerisinde bulunmaları daha da vahim bir şeydir. Bu demektir ki aslında hareketlerinin de esaslarının ne olduğunu bilmemektedirler. Neye veya kime hizmet ettiklerini anlayamamaktadırlar. Dşüncelerinin hangi toplum temeline dayandığını anlayamamaktadırlar. Bu değerli, saygıdeğer dostlarımın ömürlerinin ahir zamanlarında “imansız” gitmelerini de asla istemem.

Bu sebeple onlara cevap olmak üzere birkaç yazı yazacağım. Biliyorum ki sizler okumayacaksınız. Onlar okusun yeter.

Saygılarımla.

1)

“Türklerin Müslüman olmaları tarihin seyrini değiştirmiştir.

1040’ta Karahanalılar, Kaşgar ve Semerkand’dadır. Büyük Türk Hakanlığı tacı, Selçuklulara geçmiştir. 1037’de Selçuklu başkenti, Nişapur şehridir. Artık Türk İmparatorluğu bir Yakın Doğu devletidir. Uzak Doğu ile binlerce yıllık alakalarını kesmiştir bile. 1071 Malazgirt ve Anadolu’Bufethidir. 1077’de Türkiye devleti kurulmuş ve İznik şehri başkent seçilmiştir. 13 yüzyıllık tekamül o kadar olgunluğa erişmiştir ki, son yüzyılın tarihi baş döndürücü olmuştur.
Aslında Türkler’in Müslüman dinini kabul etmeleri asırlarca süren bir tekamülün ve yüksek milli ve siyasi menfaatlerin icabıdır. Bir anlık bir hadise ve bir tek şahsın içine doğmuş bir ilham neticesi olmaktan uzaktır. Bilindiği gibi bu konuda bir Satuk Buğra Han efsanesi vardır.
Satuk Buğra Han’ın, atalarının yüzlerce, binlerce yıllık dini olan Şamanlığı bırakıp Müslüman olması ve Büyük Türk Hakanlığı’nın resmi dininin İslam dinine çevrilmesi, ilahi bir ilhama bağlanmış ve Türkler arasında meşhur “Satuk Buğra Han Efsanesi” doğmuştur. Bu efsaneye göre; Türk Hakanı rüyasında İslam dininin esaslarını öğrenir ve sabah kalkınca Müslüman olduğunu bildirir. Tebaasına da bu dini öğretir ve bütün Türkler’in “Müslüman” olmalarını buyurur.
Türkler’in Müslüman dini ile temasları VII. Asrın sonlarında başlar. 610 yılında doğan İslam dinini Türkler 1.5 asır iyice tetkik etmişlerdir. Bu müddet zarfında İslam İmparatorluğu hizmetine giren yüz binlerce Türk, Müslüman olmuş, Halifenin başkumandanlığını ele geçirmiş, Mısır-Suriye’de ilk Müslüman Türk devleti olan Tolonlular, bir Oğuz Türk’ü tarafından kurulmuştur. ”

Not: Yazı ile ilgili kaynak göstermeye gerek duymuyorum.

Yorum Yap