– Ülkemizdeki bütün siyasî parti başkanlarına,
– Bu partilerin tüm yöneticilerine,
– Mecliste üyesi bulunan partilerin milletvekillerine,
– Bütün sivil toplum kuruluşlarına,
– Bütün üniversitelere,
– Bütün işçi sendikalarına,
– Bütün tarikat şeyhlerine,
– Bütün eğitim camiasına,
– Güvenlik güçlerinin bütün komutanlarına
– Ve nihayet bütün Türk milletine sesleniyorum.
Bölgemizde çok ama çok olağanüstü gelişmeler olmaktadır.
Topraklarımız üzerinde bir Kürt devletinin kurulması,
Suriye’nin ve Irak’ın içine sürüklendikleri durum,
İsrail’in Gazze’de tam anlamıyla katliam yapması,
İsrail ve Amerikan metotlarıyla Irak’ta ve Suriye’de tam anlamıyla katliam yapan IŞİD örgütünün rehin aldığı Musul konsolosluk personelimizin hala bırakılmayışı,
“Paralel devlet” diye ilan edilen bir yapı ile güvenlik güçlerimizin ilişkilendirilerek tasfiyesi ve benzeri olaylar
Devletimizin çok büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bütün bu olayların tümü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ilgilendirmektedir.
PEŞMERGE- PKK-PYD-YPG-HPG-IŞİD-ÖSO-EL-NUSRA ve bunun gibi bölgemizde üretilmiş yüzlerce örgüt ülkemizin geleceğini tehdit etmektedir. Bunlardan hangisini kimin idare ettiğini artık bizim Dışişlerimiz bile bilmemektedir.
Düşününüz; 15 bin kişilik bir IŞİD örgütü kendi başına nasıl var olabilir? Bu 15 bin kişi günde üç öğün yiyecek, içecek, giyecek, yatacak, kalkacak, eğitim görecek, komutanları olacak, tam teçhizatlı olarak silahlanacak, bunların araçları olacak. Her türlü lojistik destekleri olacak. Bunlar gözünü kırpmadan adam öldürecekler. Üstelik uluslar arası risk alacaklar. Mesela; Türkiye gibi bir büyük ülkenin konsolosluk personelini rehin alma rizikosunu alacaklar.
Bu örgütün ve diğer örgütlerin niçin, nasıl ve kim tarafından kurulmuş olabileceğini, kim tarafından sevk ve idare edilebileceğini hiç düşündünüz mü?
Türkiye’de uzantıları olan, hepimizin haberlerde bile kolaylıkla gördüğümüz gibi, Ömerli Barajı civarına pikniğe giden, Bağcılarda, İkitelli’de ve belki bilmediğimiz daha nerelerde hücre şeklinde örgütlenen IŞİD adlı örgütün yarın başımıza nasıl bir bela açacağını düşünebiliyor musunuz?
Takva-Sünni Müslüman olduğunu söyleyerek ve Allah-u Akbar diyerek insanları nasıl katlettiklerini gösteren videoları acaba seyrettiniz mi hiç?
Alman Die Welt Gazetesi, kısa süre sonra IŞİD örgütünün aynı eylemleri Türkiye’de de yapacağını ve bunun için emir beklediğini yazıyor.
Ve böyle bir ortamda Türkiye seçime gidiyor. Seçime giden Cumhurbaşkanı adaylarından biri de şu an Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı.
Ve bu Başbakanın idaresindeki Türkiye Devleti’nin konsolosluk personeli 49 kişi bu örgütün elinde rehin. Hem de iki aydan beri rehin!
Soru şudur:
Cumhurbaşkanlığı seçimini bugünkü başbakanın kazanması durumunda;
1) IŞİD denilen örgütün konsolosluk personelimizi sağ salim ülkemize göndermesi
Veya
2) Konsolosluk personelimizi, videolarını da yayınlayarak, hepsini katlettiğini ilan etmesi
Ne anlama gelecektir.
Bu konuda her iki ihtimal karşısında nasıl bir değerlendirme yaparsınız?
Bu soruyu aslında şu anda başbakana sadakatle bağlı AKP camiasına da soruyorum.
Yarın IŞİD örgütünün Türkiye’de aynı eylemlere başlaması durumunda ortaya şöyle bir tablo çıkacaktır. Ki bu çok vahim olacaktır.
IŞİD; biz Sünni Müslüman’ız diyor. Cihad yapıyoruz diyor. Bizim camia da Sünni Müslüman. Ve her iki taraf ta İslam Şeriati’ni istiyor. Ama aslında IŞİD yalan söylüyor. Çünkü ABD örgütü! Gerçekte Müslüman değil. Ama bizim milletimiz, sırf İslam’ı getireceğini düşündüğü için IŞİD’i suçlu görmeyecektir. Belki de “ümmet Cihad yapıyor” diyerek bağrına basacaktır. ABD bu durumu çok korkunç bir propaganda ile de destekleyecektir.
Eğer bizim AKP’li kardeşlerimizin bir kısmı “ne oluyor?” diye uyanıp da IŞİD’e karşı savaşa başlarsa işte o zaman asıl katliam yaşanacaktır.
Ve unutmayınız IŞİD örgütü aslında ABD’nin Beşinci kol örgütüdür. Benim de ihtimal olarak gördüğüm Die Welt’in iddiasını, IŞİD harekâtını ve katliamlarını ABD gerçekleştirmekten çekinmeyecektir. Çünkü ABD’nin asıl amacı budur. Hedef Türkiye’dir. Türkiye son hedeftir.
Lütfen bu düşünceleri bir komplo teorisi olarak görmeyiniz. ABD-İsrail ve İngiltere, Türk hükümetini yedeğine alarak bölgemizde savaş yapmaktadır. Beş devletten 15 devlet çıkarmaya çalışmaktadırlar. Saldırıların şeklini, acımasızlığını ve kararlılığını görüyorsunuz. Türkmenlerin katliama uğratıldığını, Gazze’nin yerle bir edildiğini ve ülkemizde de aynı stratejiyi uygulayacaklarını aklınızdan çıkarmayınız.
Unutmayınız; bu durum AKP’nin ve henüz bu konulara vakıf olmayan seçmenin büyük bir sınavıdır.
Bütün milletimi bu konuda uyanmaya, düşmanı tanımaya çağırıyorum. TBMM’yi, bütün milletvekillerini, muhalefet partilerini, özellikle MHP’yi göreve çağırıyorum.
Güvenlik güçlerimizi göreve çağırıyorum.
AKP seçmenini hükümetin bu konularda ne düşündüğünü, hangi tedbirleri almakta olduğunu sorgulamaya çağırıyorum.
Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.
06.08.2014
0 Yorumlar.