Osmanlı Devleti’nde, II. Selim’den sonra idarede eski Türk gelenekleri terk edilmişti. Padişahlar artık her şeye hakim olmuyorlar, işleri vezirlere bırakıyorlardı. Artık devletin idaresinde sıkça ismi geçenler, devletin idaresine damgasını vuranlar padişahlar değil, sadrazamlardır. Köprülüler, Fazıl Ahmet Paşa, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa gibi… Osmanlıların tarih sahnesinden neden çekildiğini sadece bu durum izah etmeye yeter. Padişahların devlet idaresinden fiilen ellerini çekmesinden sonra işler kötüye gitmeye başlamıştır. Rusya ve Batı artık yönlerini Osmanlılara doğru döndürmüşlerdir. Düşman sinsi sinsi yaklaşmış, devlet idarecileri yaklaşan tehlikeyi anlayamamışlardır.
Aşağıda bir seri yazı paylaşacağım. Bu yazılar hemen hemen birbirinin devamıdır ve bu günlere nasıl gelindiğinin de açıklamasıdır. Konu ile ilgilenenlerin zevkle okuyacaklarını sanıyorum. Bu yazıları Reconquista ve Türk Milletinin Mukadderatı adlı kitabımdan aktarıyorum. Kitabı baştan başa kimse okumuyor. Sadece bu günleri izah etme adına ilgili konuları aldım. Bir fikir edinilebileceğini sanıyorum. Rusya ile ve Avrupa ile nasıl adım adım bu günlere gelindiğini en güzel şekilde anlatmaya çalıştım. Ders alınsaydı elbette tarih tekerrür etmezdi.
***************
En kötü günlerde bile bir sadrazamın verdiği cevabı ibretle okuyunuz.
1677 de Rusya, etrafındaki ufak Fin ve Türk kavimleri yutmaya, Ukrayna ve Lehistan’a müdahale etmeye başlamıştı. Ancak, bu dönemde Lehistan Rusya ile bir anlaşma yaptı. İşte bu muahedenin Lehistan’ın yüksek menfaatlerine uygun olmadığı hakkında Lehistan kralına Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir mektup yazdı. Bakınız 1677 yılının Osmanlı sadrazamı bir krala nasıl mektup yazıyor:
“Sizinle Rusya arasında akdolunan musalahanın bizi asla tehdit etmediğini biliyorsunuz. Malumunuz olsun ki, lehü’l-hamd İslam kuvveti ve kudreti o derecededir ki, Rus ve Lehistan ittifakının hiçbir ehemmiyeti yoktur. Devlet-i Osmaniye üzerine yürüyen yedi ve dokuz kral, Allah’a ve Resulullah’a şükürler olsun, sakalımızdan bir kıl koparamamışlardır. Onların tac-u tahtları şimdi kimlerin elinde bulunduğunu tarih size söyler. Bizim devletimiz, tesisinden beri, suret-i vahidede bulunmuştur. Şimdiye kadar kuvvet ve kudret mütemadiyen terakki etmiştir, İnşallah, daima böyle olacak ve devletimiz, dünya durdukça duracaktır”. (Türkiye Tarihi, Yılmaz Öztuna, Cilt 9 Sayfa 233
0 Yorumlar.