Evet, miras giderek tükenmişti. Türk ordusunda “düşmanı yok etme fikir ve kabiliyeti” yok olmuştu. Türkler’in yenilmezliğini sabit fikir haline getiren Batı’lılar, Viyana’dan sonra kendilerini aştılar. Komplekslerinden sıyrıldılar. Buna rağmen, Türkiye’ye, Köprülüler ailesi ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa epey zaman kazandırmıştı.
Merzifonlu’nun bir takım entrikalar sonunda idam ettirilmesinden sonra Batı, -tabiri yerinde ise- “gemi azıya almıştı”. Viyana bozgunundan Karlofça antlaşmasına kadar geçen zaman içinde, atalarımızın yaptığı fetihlerin tersine olarak, yeni fetihler bizim topraklarımızdan ve müttefik Batı tarafından yapılıyordu.
Bir ince ayrıntı vardı! O da şu idi: Batı’lı tarihçilerin dahi kabul ettiği gibi, Osmanlı hiçbir zaman fethettiği yerlerde zulüm yapmamıştı. Sivil halktan bir insanın dahi burnu kanamamıştı. Ama, Batı ittifakı, girdikleri her yerde inanılmaz zulümler yapıyordu.
Türkiye artık “felaket yılları”nı yaşıyordu. Mağlubiyet ve geri çekilmenin elemli acıları yaşanmaya başlamıştı. Bu dönemde IV. Mehmed, kardeşleri II. Süleyman ve II. Ahmet ve nihayet II. Mustafa saltanat makamını işgal etmişlerdi. İşgal etseler ne yazardı. Hiç biri atalarının adeta ilahi olan, üstün vasıflarına erişemezdi. Zaten, devleti de “vezirler” idare ediyordu. Onların hiç ismi bile geçmiyordu. Vezirler de iktidar çekişmelerine giriyor, liyakat ve ehliyeti olanlar –tıpkı bugünkü gibi- bir türlü sadaret makamına (başbakanlık) gelemiyorlardı.
Viyana bozgunu ile, Kara Mustafa Paşa gibi, devleti ve orduyu demir ellerle tutabilecek tek adamın yok edilmesi, müttefiklere çoktan aradıkları fırsatı vermişti. Şimdi Türkiye, çok kudretli bir Haçlı koalisyonu ile karşı karşıya idi. PAPALIK, TOSKANA, MALTA ŞÖVALYELERİ, ALMANYA İMPARATORLUĞU, FRANSA, LEHİSTAN KRALLIĞI, VENEDİK CUMHURİYETİ, İSPANYA KRALLIĞI, RUS ÇARLIĞI Türkiye’ye karşı birleşmişlerdi. Bu ittifaka “Sainte Alliance” yani “Mukaddes İttifak” demişlerdi.
Acaba bu kaçıncı Haçlı seferiydi! Kaçıncı Mukaddes İttifaktı! Bu ittifakların ardı arkası kesilmeyecektir.
Artık Türk kaleleri “vire”[1] ile teslim olmaya başlamıştı. Yani, kaleler savunulmadan teslim ediliyordu.
Budin elimizden gitti.
“Aldı Nemçe bizim nazlı Budin’i”
diye ağıtlar yapıldı ve Türk milleti ağladı!
[1] Kalenin hiç silah kullanılmadan teslimi
0 Yorumlar.