Değerli dostlar,
FETÖ ile ilgili araştırma komisyonu üyeleri, vaktiyle FETÖ’nin yaptırdığı bazı filmlerin propaganda amaçlı olduğu kanaatine varmışlar! Geçtiğimiz günlerde basında bu konu ile ilgili haberler çıktı. Yapılan filmlerin isimleri de basında paylaşıldı.
İnsana “günaydın” demezler mi?
O günlerde bu filmlere akın akın giden eşimize, dostumuza, konu komşumuza bu durumu anlatamamıştık. Açıkça belli idi ki bu filmlerin amacı toplumu bir yöne çevirmektir. Buna şimdi bir isim bulmuşlar: Subliminal! Yani bilinçaltına, insanlar farkında olmadan, yerleştirecekleri propaganda malzemeleri.
O günlerde bu konuyu anlatamadığımız insanlar, yine bugün aynı ortak hatalarla yollarına aynı minval üzere devam etmektedirler. Çünkü bu bir toplum psikolojisidir. Bunu ancak topluma hükmeden, toplumun bilincini kontrol altına almış olan kuvvetler değiştirebilirler.
Şimdi FETÖ bir şekilde açığa çıktı. Ne sayarsanız sayın.
Ancak, FETÖ ile ortak yönleri olanlar, yine benzer kamuflajlarla yollarına devam etmektedir. Bugün toplumun bilincini benzer şekilde elinde tutanların yolu FETÖ ile aynı yoldur.
İşte bundan endişeliyim.
İktidarın ana kadrosu FETÖ ile aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak görüyordu bu yapılanmayı. O zamanlar bu filmlerin verdiği mesajları da onaylıyorlardı. Hala aynı menzile doğru gittikleri konusundan hiç kimsenin bir kuşkusu yoktur.
Bir profesör ağabeyimiz buna “değişmeyen maya” diyor. Bugün FETÖ ile aynı menzile doğru gittiklerini ifade edenlerin menzili, FETÖ’nün tasfiye edilmesine rağmen yine aynıdır. Yani maya aynı mayadır.
Bu menzile gitmek için eski Türkiye’nin bütün değerlerinin ortadan kaldırılması gerekmektedir. CIA ajanlarının; Türkiye Cumhuriyeti öldü, üniter devletlerin zamanı doldu, bu anayasa değişmelidir düşünceleri aynen bugün de aynı menzile gidenlerin düşünceleridir.
Bu konuda toplumun şuuraltında korkunç bir düşmanlık yaratmışlardır. Türk, Atatürk, demokrasi, Cumhuriyet, andımız gibi bütün kavramlara karşı “subliminal” bir düşmanlık yaratılmıştır. Bu subliminal maya tutmuştur. Rize’de Atatürk heykelini kaldırdıktan sonra, kalan beton kaidenin üzerine çıkarak zafer işareti yapanların bilinçaltında işte bu düşmanlık yatmaktadır. Millî devletin bütün kurumlarına karşı büyük düşmanlık beslenmesi ve bu düşmanlığın “aynı menzile” gidenlerin yine aynı şekilde işlerine yaraması tesadüf değildir.
Son zamanlarda her ne kadar iktidarın bazı yöneticilerinin söylemleri doğru gibi görünse de bu konuda kesinlikle “takiyye” yaptıkları kanaatindeyim. Çünkü hem bu güzel söylemleri açıktan ifade edip, alttan FETÖ kültürü ile aynı menzile gitmek üzere mayalamış oldukları düşüncelerin istikametinde fütursuzca gitmeleri endişelerimizi kat kat artırmaktadır.
Ve aynı menzile giden bu kuvvetlerin kendilerini güçlü buldukları bir anda mayalamış oldukları kültürlerini bir anda ortaya çıkarmaktan çekinmeyecekleri açıktır.
FETÖ’nün piyasaya sürdüğü filmleri yaklaşık yedi milyon kişinin izlediği ifade edilmektedir. Bu yedi milyon kişi ile onların şuuraltlarına hitap eden kişiler “aynı menzile” doğru halen yol almaktadırlar. Ve bu yedi milyon kişi bu yolun hangi yol olduğunu asla sorgulamamaktadır.
Biz endişeliyiz. İçimiz yanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti yıkılmaktadır. Israrla anayasa değişikliği istemenin, ısrarla başkanlık sistemi istemenin arkasında FETÖ ‘nün gerçekleşmesini istediği aynı fikirler yatmaktadır. Bunu düşündükçe çılgına dönmekteyim. İnanıyorum ki bu yedi milyon kişi bu işin farkında değildir. Çok büyük bir ustalıkla, toplum mühendisliği yaparak milletimizi götürecekleri yeni yerin “cennet” olduğuna inandırmaktadır. Bu doğru değildir. Vatan parçalamaktır. Toplumumuzun bunu anlaması, tespit etmesi, karşı gelmesi, itiraz etmesi mümkün görünmemektedir.
Bu durum ülkemizi bölünmeye doğru götürecektir. Bu bir felakettir.
Bilginiz olsun.
Acaba benim taşıdığım endişeleri sizler taşımıyor musunuz?
Taşıyorsanız lütfen itiraz etme yeteneğinizi kullanın.
İnanıyorum ki Türk milleti tarihi kimliğini kullanacaktır. Zihinlerde yaratılan millî devlet düşmanlığını kabul etmeyecektir. Ve mutlaka vatanına sahip çıkacaktır.
Elbette tarih hükmünü verecektir.
0 Yorumlar.