9)
Değerli dostlar,
Türk aydınının “doktrin” yapısı bozulmuştur. İstikameti bozulmuştur, istikamet krizine girmiştir bazı aydınlar. Ne idüğü belirsiz kaynaklarla hareket eden, tarihî, ilmî ve dinî hiçbir gerçeği yansıtmayan görüşler bizim medeniyetimize ait görüşler değildir. Bu görüşler, henüz şahsiyetini bulamamış, kendi kültürünün kodlarını anlayamamış, Müslüman Türk milletine tepeden bakan, kibre kapılmış bir aydın görüşüdür. Doktrin anlayışı olmayan, istikameti bozulmuş aydın görüşüdür. Bazı aydınlarımızın görüşleri Müslüman Türk Milletini “devlet” yapan görüşler değildir. Bu aydın takımını kendi akidesini yeniden sorgulamaya davet ediyorum.
Doktrin ve metot anlayışı olmayan aydın, yabancı felsefelere kolaylıkla sapmaktadır. Kabbala’nın, İncil’in, Eski Yunan’ın ve Türk milletinin temel dünya görüşünü inkâr eden diğer yabancı medeniyetlerin esaslarına inanmakta ve kendi dinî ve millî değerlerini hafife alarak alay etmektedir. Kendi yerli ve millî görüşümüzün, inançlarımızın, doktrinimizin “geri” olduğunu zannetmektedir. Bazı aydın takımı kendisini sosyete ve ilerici olarak görmekte, kendi medeniyetinin kodlarını inkâr etmekte ve halkından kopmaktadır. Çünkü aydınımızın olayları izah etmekte kullandığı temel bir metodolojisi yoktur. Bir türlü kendi akidesini bulamamaktadır.
Müslüman Türk milletinin kültür sistemi “bütüncül üst düzey büyük kültür sistemi” dir. Müslüman Türk Milletinin hayat düzeni; önünde birkaç koyunu, elinde kavalı ve sırtında kepeneğinden ibaret bir çobanın kültüründen ibaret değildir. Sayısız destanlar yaratan, Orhun kitabelerini yazan, Taç Mahal’i, Süleymaniye’yi yapan, Dede Korkut, Mevlana, Yunus Emre ve Itri’leri yetiştirebilen bir kültür sistemi elbette bütüncül üst düzey büyük kültür sistemidir. Medeniyetimizden, Türk ve Müslüman oluşumuzdan gurur
duyuyoruz.
400 yıl ara ile iki Türk hakanının yaptığı duaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Sultan Alparslan Malazgirt Savaşı’na giderken aşağıdaki duayı eder:
“Kumandanlarım, askerlerim! Biz ne kadar az olursak olalım, onlar ne kadar çok olursa olsunlar, daha fazla bekleyemeyiz. Bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettiği şu saatlerde kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım, ya şehit olur cennete girerim… Askerlerim! İşte atımın kuyruğunu bağladım. Bir er gibi savaşa gireceğim. Üzerimde sultanlık belirtisi hiçbir şey yoktur. Şehit olursam, üzerimdeki şu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır… Ya Rabbi! Seni kendime vekil ediyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve Senin uğrunda savaşıyorum. Ey Tanrım, niyetim halistir, bana yardım et. Sözlerimde yalan varsa beni kahret.”
Ve bundan yaklaşık dört yüz yıl sonra II. Murat Varna Savaşı’na giderken hemen hemen Alparslan’ın yaptığı dua gibi dua eder. Muharebe başlamadan önce namaz kılmış ve
“Ya İlahi, mü’min kullarını, benim günahım çokluğundan ötürü küffar elinde zebun etme! İlahi, Habib’in hürmeti içün, ümmetini Sen sakla ve Sen mansur-u muzaffer eyle!”
Unutmayınız! Zaferlerimizin ruhu buralarda gizlidir.
Müslüman Türk Milletinin derin akidesine inanmayan, onunla alay eden, sapık düşüncelerden kendisini alamayan aydın takımına rağmen, Büyük Türk Hakanlığı’nın zaferlerinin ruhu yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.
0 Yorumlar.