6)
Yusuf Has Hacib, devlet teşkilatını ideal hale getirmenin ancak Türklere mahsus olduğunu, bu vasfın Allah tarafından Türklere ihsan edilen ve tahsis kılınan bir mevhibe bulunduğunu açıkça yazmaktadır. Yusuf Has Hacib’e göre, devlet teşkilatının ve büyük imparatorluk fikrinin sırrı Alp Er Tunga’dan beri Türk hakanları arasında babadan oğula geçmek suretiyle saklanan milli bir kudrettir.
Kaşgarlı Mahmut da Türkleri cihana hakim kılan sırrın bir “mevhibe-i ilahiye” olduğunu Peygamberin sözüne (hadise) dayanarak ileri sürmektedir.
Netice olarak şunu söyleyebiliriz ki, Türklerin, İslam’ı kabul etmeleri asırlarca süren bir ilerlemenin ve yüksek milli ve siyasi menfaatlerin icabı olmuştur.
Türkler’in hedefi batıya doğru ilerlemek ve Akdeniz’e inmekti. Ancak Gazneliler, büyük Türk Hakanlığını temsil eden Karahanlılar’ın güneye ve batıya daha fazla yayılmasına mani odular. Fakat, Selçuklular tarafından bu yoldan kovuldular. Böylece Türklere Akdeniz yolu açılmış oldu. XI. Yüzyılda Abbasi hizmetindeki Türkler, çoktan Bizans’la mücadeleye başlamışlardı bile.
Gazneliler tarafından zamanla Sır-Derya’nın ötesine atılan Karahanlılar, artık Büyük Türk Hakanlığı’nı temsil etmekten aciz kalmışlardı. Türkleri batıya, ılık denizlere götüremeyen bir hanedanın Büyük Türk Hakanlığı’nı temsil etme imkanı olamazdı.
0 Yorumlar.