Aşağıdaki yazıyı Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül’ün bugünkü makalesinden aldım. Çok güzel bir tespit. Aynen katılıyorum. Durum budur.
Ancak, bu görüşe saihip olan yazarların, olaylarla ilgili olarak tarih, millet, devlet ve iktidar arasındaki alakayı da objektif bir şekilde değerlendirmesi gerekir. Tarihe ve olaylara partizanca bakanların bu değerlendirmeyi tarafsız bir şekilde yapması mümkün değildir.
Keşke; karar vericilerle olayların ilgisini, devlet aklını temsil eden iktidar sahiplerinin bu konulardaki etkilerini, becerilerini, zaaflarını, kararlılıklarını veya kararsızlıklarını tarafsız olarak yapabilseler. Unutulmamalı ki, bir şehrin belediyesini idare etmekle devleti idare etmek farklı şeylerdir.
Devlet adamı sorumluluklarını yerine getiremeyenleri de sorgulamak gerekir. Açıkça belli ki devleti idare edenler “devlet aklı” na sahip bulunmamaktadırlar. Yani günümüzde bir kaht-ı rical mevcuttur.
Eğer bu eleştirileri tarafsız bir şekilde yapabilirlerse işte o zaman gerçekten vatansever olduklarına inanabilirim.
Lütfen okuyunuz:
“Artık bir dünya savaşı görüntüsü veren güçler çatışmasının hiçbir ülkenin gözünün yaşına bakmadığını, hiçbir millete saygı duymadığını, acımasız bir tarihsel dönemin başladığını, bu çatışmanın en ağır faturasının bizim coğrafyaya kesileceği gerçeğini kabul etmekten başka çaremiz kalmadı. Bugün kabul etmezsek, birkaç yıl içinde bunları yaşayacağız.
Bu yüzden, Türkiye için tam bir teyakkuz hali, tam bir alarm hali zarurettir. Sınır ve harita taslakları Türkiye’yi vuracaktır. İçeride oluşturulan cepheler, kalıcı hale getirilen kamplaşmalar, ortak alanların hızla daraltılması bu tehlikenin işaretidir.”
0 Yorumlar.