Uyarmak Vatan Borcumdur 59 – Savaş Stratejileri ve Akil Adamlar

Savaş Stratejileri ve Akil Adamlar

Değerli dostlar, şimdi size bir KCK kurmayının; “PKK’nın geri çekilmesi ve Çözüm Süreci’nin ne anlama geldiğini” izah eden çok güzel bir analizini aktaracağım. Bu analiz gerçekten, tam manasıyla askeri bir analizdir.

Amacım şudur: Devletimizin içinde alabildiğine bir iç savaş sürdürülmektedir. 5. Kol kuvvetleri bu savaşı sürdürürken, savaşın bütün kurallarını tam anlamıyla uygulamaktadır. Düşmanlarımız ise bu konuda tecrübelidir. Bizler, hiçbir art niyet taşımadan, “barış yapacağız”, “kan dökülmeyecek”, “analar ağlamayacak” diye, saf saf bütün bu olan bitenlere inanıyoruz.

Görüyoruz ki, hala, “büyük devlet olacağız”, “İMF’ye borç verir hale geldik”, “sınırlarımız büyüyecek”, “Osmanlı devletini yeniden kuracağız”, “özgürlüklerimize kavuştuk”, “bir daha kan dökülmeyecek”, “kardeşlerimizle barışıyoruz” vesaire gibi düşüncelerle, düşman stratejilerine aldanan yöneticilerimiz var. Türk milletini de bu şekilde inandırmayı başardılar. Bunun sonu felaket olacaktır.

Savaşan bir komutan; hedefine ulaşmak için, kuvvetlerini yere ve zamana göre en güzel bir şekilde nasıl sevk ve idare edeceğini ve düşmanını aldatmak için “taktik geri çekilmelerin” nin nasıl uygulanabileceğini askeri okullarda ilim olarak okumaktadır.

İlmin de ötesinde, yıllardır bütün dünyaya kan kusturan düşmanlarımız bu konuda büyük tecrübe kazanmışlardır.

İnanıyorum ki, şu anda devleti idare edenler, ülkemizin içinde bulunduğu durumun bir savaş durumu olduğunu akıllarına bile getirmiyorlar. Tabii ki, mevcut durumu savaş olarak kabul etmeyince de stratejik ve taktik düşünmeye gerek kalmamaktadır.

Devleti idare edenler, bu koca toprakları “Belediye mücavir alanı” zannetmektedirler.

Türk Silahlı Kuvvetleri de; bu tarz kurmay analizleri yapma inisayitifi elinden alındığı için, içinde bulunduğumuz iç savaş durumunu yorumlamaya, gerekli tedbirleri almaya gerek görmemektedir. (Jandarma Genel Komutanı 2012 raporunda “ülkemiz parçalanabilir” dedi, arkası gelmedi.) Zaten İç Hizmet Kanunu’nun ilgili maddeleri de değiştirilmiştir. Devlet Güvenlik Kurulu’nun, güvenlik güçlerinin böyle bir yaklaşımı olmadığı için de, düşman, topraklarımız üzerindeki vatan bölme faaliyetlerini yürütürken hiçbir engele takılmamakta ve stratejilerini rahat rahat uygulama fırsatı bulmaktadır.

Düşmanı rahatsız eden tek güç, henüz organize olamamış, karizmatik liderden yoksun, protestolarını dağınık bir fiil halinde, kendi inisiyatifi ile yürüten milletimizin bizzat kendisidir.

İnanıyorum ki, bu protestolar en kısa zamanda milli bir uyanışa dönüşecektir.

Türk milleti, rahatlıkla değerlendirilebileceği üzere, düşman ile bizzat karşı karşıya bırakılmış durumdadır.

Devleti idare edenler, “Barış süreci” diyerek barışta savaşı kaybetmiş bulunmaktadır.

KCK kurmayının aşağıdaki analizini okuduktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti devletini idare edenlerin, bu hükümete yandaşlık ve yalakalık yapanların, hatta üzgünüm, Cumhurbaşkanlığı makamının, genelkurmay başkanlığının, nasıl bu derece aldatılmaya müsait, gerçeklerden uzak, strateji ilminden uzak, sanki bir belediyeyi, bir köyü idare ediyormuş gibi gafil yaklaşımlar içinde bulunduklarına insanın inanası gelmiyor.

Barış sürecinin neden yaşandığını, bu süreci kimin ve ne için yürütüldüğünü açık açık izah etmektedir.

Geri çekilme; Türk devletini çözüme hazırlamak, teşvik etmek için yapılmıştır. Geri çekilmek için çözüm projeleri sunduk. Toplumda demokratik mücadele anlayışını geliştirdik. Çözüm yaklaşımını yaratmaya çalıştık. Bu konuda toplumu hazırlamaya çalıştık. Türkiye’deki şovenizmi kırmak için  barış süreci gereklidir. Çözüm için, Kürtlerin mücadele koşulları için, daha olumlu koşullar yaratmak için böyle bir sürecin gerekliliğine inandık, diyor Karasu.

Bir çözüm projesini, çözüm hamlesini başarılı kılmak adına yapıyoruz” diyen Mustafa Karasu aynen şunları söylüyor:

Bu geri çekilme bizim mücadelemizin yükselmekte olduğu, AKP’nin sıkıştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Gerillanın, hareketin kendine güvendiği, dört parçada hareketimizin etkili olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Bir çözüm projesini, çözüm hamlesini başarılı kılmak adına yapıyoruz. Bu geri çekilmeyi gerçekleştirerek Türk devletini, AKP’yi çözüm sürecine sokup demokratik siyasetle sonuç almak istiyoruz. Bunu bir mücadeleden geri çekilme değil de, bir mücadele hamlesi olarak değerlendiriyoruz. Mücadeleyi daha etkili yürütmenin, yaratmanın projesi olarak değerlendiriyoruz. Bu açıdan tabii ki, iki geri çekilme arasında muazzam bir bakış farklılığı var. Bir kere bunu böyle değerlendirmemiz gerekir. Kaldı ki şimdiki geri çekilme uluslar arası düzeyde tartışılıyor, Türkiye de tartışılıyor, herkes destek veriyor. Böyle uluslararası meşruiyeti ve siyasi ağırlığı olan bir adımdır”.

Şimdi ise Türkiye’nin demokratikleşmesi zorunlu hale gelmiş; koşulları, ortamı var. Bunu geçekleştirmek için hamle yapıyoruz. Karşı tarafı demokratik kurtuluşa itmek için hamle yapıyoruz. O bakımdan bu geri çekilmenin tabi ki tarihsel, siyasal ve hamlesel değeri var”.

Kürt sorununa çözüm değil de, sadece PKK’yi tasfiye etmek, gerillayı tasfiye etmek, dağıtmak gibi bakanlar var.”

Kürt sorunumuz yok demeye getiriyorlar. Giderlerse terör sorunu biter biçiminde değerlendirmeler var.”

40 yıldır en ciddi işe bu kadar ciddiyetsiz yaklaşılıyor. Kürt sorunu çözülmezse, bir PKK biter bir PKK daha çıkar ortaya. Soruna Kürt sorunu ekseninde bakılırsa bu doğru bakıştır.

Evet, bunları söylüyor Karasu.

Bu değerlendirmelere bakınca, akil adamların hemen tamamının, özellikle Kürt devletinin kurulmasından yana olan insanlardan seçilmesinin anlamı daha iyi anlaşılıyor.

Akil adamların düşman lehine nasıl hareket ettiklerini göstermek için birkaç örnek vereceğim.

Önemli akil adamlar:

CAN PAKER:

Türk-Amerikan Dostluk Dernekleri Başkanı! TESEV-Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı Başkanı.

Biliyorsunuz ki bu vakfı İsak Alaton kurdu. Sermayesini Soros verdi.

Can Paker, ayrıca Soros’un yine ülkemizde kurduğu Açık Toplum Enstitüsü’nün Danışma Kurulu Üyeliğini yapmış bir isim. En büyük yalaka Mehmet Barlas’ın kayınbiraderi, eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun ağabeyi.

Herhalde bu bilgiler Can Paker’in neden “Akil Adam”lar listesinde bulunduğu hakkında sizlere bir düşünce vermiştir.

Hakkâri’de idi Can Paker! Görevli idi. Akil adamlık görevini yapıyordu. Haberlerde izledim. Ağlıyordu. Mendili ile gözlerinin yaşını siliyordu.

Ve şöyle söylüyordu: KEŞKE ÖCALAN SERBEST KALSA!

BASKIN ORAN:

Akil adamlar arasındaki en önemli isimlerden birisi.

– İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmış,

– Agos Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmış,

– Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu üyeliği yapmış,

– Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Alt Komisyon başkanı,

– Ermenilerden Özür Diliyoruz kampanyasının mucidi, organizatörü,

– “1923’ten beri beynimizi yıkıyorlar”, diyen,

– Tarihi olayları dialektik metodla (materyalist felsefe ile) izah eden

Çok renkli bir “Akil Adam”!

Akil adam olarak katıldığı Türk milletini kandırma, ikna etme toplantılarından birinde aynen şöyle buyurmuş Zerdüşt:

“Özerklik tanınmazsa AVM’ler patlar, metrolar patlar, cesetler üzerimize yağar!”

“Sadece Kürtlere verilmek özerklik yetmez, Türkiye 29 özerk bölgeye ayrılmalıdır”.

Derdini herhalde anlıyorsunuz, değil mi?

DOĞU ERGİL:

En stratejik akil adamlardan biri!

Amerika’da; Oklahoma, New York State ve Johns Hopkins Üniversitelerinde görevler

yapmış,

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Uzmanlar Kurulu üyeliği yapmış,

Toplum Sorunlarını Araştırma Merkezi Başkanlığı yapmış,

Fatih Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmış,

Doğu Raporu’nu hazırlamış,

“Ne Şehidi! Asker de PKK’lı da bu ülkenin evladı. Onlar kirli bir savaşta birbirilerini öldürüyorlar”, diyen

100 Soruda Fethullah Gülen Hareketi kitabını yazmış, (Timaş, 2010)

Önemli bir akil adam!

Aynen şöyle buyuruyor:

“Türk sorunu bulduk. Türk sorunu, memleketi sahiplenen ve başkasıyla paylaşmak istemeyen, rejimi kendisinin kurduğuna inanan ve burada başkasına yer bırakmayan, kendisinden başkasına eşitlik öngörmeyen, tekelci bir Türklüğü ifa etmiş oluyor”.

Türk toplumundaki bu sorunun devam etmesiyle, çok kültürlü bir toplum anlayışı ve barışı sağlamanın zor olduğunu, yine de bu kesimlerin azınlık olduklarını düşünüyorum”, diyor.

Demek ki neymiş, aslında Türk sorunu varmış. Türkler vatanlarını başkasıyla paylaşmak istemiyorlarmış!

Akil adamlar arasında Etyen Mahçupyan ve Abdurrahman Dilipak da var. Lale Mansur var. Bunların hepsini elbette ki tanıyorsunuz.

Tabii ki, kandırılmış, bindirilmiş katalar var. “Bizimkiler” var. Ahmet Taşgetiren, Ahmet Karaman, Prof. Vedat Bilgin gibiler.

Türk milletini ikna etmek üzere, Hz. Ali’yi azleden Muaviye’nin hakemi rolünü üstlenen akil adamların seçimini bile düşman kurmayının yaptığına, bunların –bırakın milletimizi- devlet ricalimizi bile aldattıklarına her gün şahit oluyorsunuz.

Bu sürecin kim tarafından, nasıl organize edildiği açıkça bellidir.

Düşman taktik geri çekilme yapmaktadır. Osmanlı ordusu savaşta sahte geri çekilme yapar, düşmanı ortaya alır ve yanlardan kuşatırmış. İşte böyle bir şey taktik geri çekilme. KCK yürütme kurulu üyesi Karasu da geri çekilmeyi bu anlamda ifade etmektedir. Bu geri çekilme taktik bir geri çekilmedir, diyor.

Bu geri çekilme, barış süreci askeri bir tedbirdir. Stratejidir.

Şu anda akil adamların milletimizi aldatırken, milletimizin bu olaylardan habersiz olduğunu, dolayısıyla düşmanın milletimizi bir güzel aldattığını, bu aldatma ve kandırma sırasında milletimizin sahipsiz bırakıldığını, düşmana alan açıldığını artık aramızdaki herkesin görmesi gerekir.

Başörtüsüne özgürlük, sakala özgürlük, Kur’an eğitimine serbestlik, medreselere serbestlik gibi Müslüman halkımızın yaşam biçimi olan hakların, sanki ulufe dağıtıyormuş gibi verilerek, asıl büyük ihanetlerin gizlenmesi çok tehlikelidir.

Bilinmelidir ki, bu ihanet anlaşıldığında milletimizin intikamı feci olacaktır.

Bu akla hizmet edenlerin bir an önce içinde bulundukları ihanet tezgâhlarını terk etmelerini tavsiye ediyorum.

Sayın Taşgetiren, Sayın Hayrettin Karaman Hoca, Sayın Vedat Bilgin Hoca ve basındaki, düşmanın bu hareketine lojistik destek sağlayan Müslüman Türk unsurlar:

Elbette sizler akil insanlarsınız ama uyarmak bizim için bir borçtur. İçinde bulunduğunuz ihanet tezgâhlarından kurtulunuz. Gafletle içine düştüğünüz siperlerden çıkınız. O siperler şu anda kendi milletinize kurşun sıkmak üzere, ülkenizi işgal etmek üzere kazılmıştır.

Uyanınız.

Uyarmak vatan borcumdur.

19.04.2013

Yorum Yap