Amerika Türkiye İttifakı 3

Türkiye ile Amerika ittifakının ne zaman ve nasıl başladığının kısa bir tarihçesini de vereyim.

Buyurunuz.

 

 

Amerika Birleşik Devletleri ile derin ilişkilerimiz şöyle başlar ve gelişir.

 

19 Mart 1945’te, II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra, Sovyetler Birliği Türkiye’ye nota verir ve toprak ister. Ayrıca 8 Ağus-tos 1946 yılında Boğazlarda üs ve ortak savunma ister.   Türkiye’ye bu notaların verildiği günlerde tesadüfen Amerikan Missiouri savaş gemisi İstanbul Boğazı’na gelir! O günlerde Amerika’da ölen Türk Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesini getirmiş olur. Bunun pratik manası, Sovyetler Birliği’nin taleplerine karşı ABD’nin Türkiye’ye destek vermiş olmasıdır. Gerçekte, bu taktik bir harekettir ve Türkiye’nin Batı ittifakına girmesini sağlamak için kurulan bir tuzaktır. Bu kararın, Yalta Konferansının perde arkası görüşmelerinde Rusya, ABD ve İngiltere tarafından alındığı görüşü vardır. Bu duruma göre Missiouri gemisinin Türkiye’ye gelmesi tesadüf değildir. Zaten, o günlerde yayın yapan ideolojik ağırlıklı basın organlarının Türk Amerikan ittifakından başka çaremizin olmadığı yolundaki yayınları bunu doğrulamaktadır. O günlerde “daha ne duruyoruz, Rusya dev gibi bir ülke, ağzını açınca bizi yutuverir. Rusya’ya karşı bizi destekleyen denizaşırı dostumuz ABD hazır ittifaka hazırken daha ne bekliyoruz” tarzında yayınlar yapılmaktadır.

 

Gerçekten de ABD aynı dönemde Türkiye ile ilgilenmiştir. Ve gerçekten de Missiouri gemisinin İstanbul Boğazı’na gelmesi tesadüf değildi. Nitekim hemen akabinde ABD Türkiye’ye yardım kararı aldı. Bu Marshall yardımı idi. 12 Mart 1947’de Truman Türkiye’ye 100 milyon dolar yardım için harekete geçti ve senatodan onay aldı. Türkiye’ye bir Amerikan filosu geldi. Daha sonra Türkiye Milletlerarası Kalkınma Teşkilatı’na girdi. Teşkilatın Türkiye merkezi açıldı. 1950 yılında Demokrat Parti iktidara geldi. Ve bir yıl sonra 20 Eylül 1951’de Türkiye’nin NATO’ya alınmasına karar verildi. 17 Ekim 1951 tarihinde Türkiye fiilen NATO’ya katıldı.

 

Ve böylece Türkiye tam anlamıyla ABD’nin yörüngesine girmiş oldu. Yalta konferansında alınan Türkiye’yi Batı ittifakına sokma kararı adım adım uygulandı.

 

O tarihlerden bu günlere kadar Türk Milleti hep ABD ile yattı ABD ile kalktı. Hayatımıza kot pantolonlar, süt tozları, kovboy filmleri o tarihlerde girdi.  Sağ ve sol kesimler ABD aleyhine gösteriler yaptılar. Amerika’nın bu yıkıcı etkisini anlayarak Amerikan aleyhtarlığı yapan nice yazarlarımız, düşünürlerimiz oldu. Gerçekten de ABD’nin ülkemiz üzerindeki etkisi büyük oldu. Milletimiz giderek dünyevileşti, alışkanlıklarımız değişti. Gençliğimiz sorumluluklarını öğrenemeden hayata atıldı. Ekonomimiz, eğitimimiz sanki bir gizli el vasıtasıyla bir o yana, bir bu yana savruldu durdu. Bir gizli el bizi sağ-sol çatış-malarına götürdü. Bir gizli el bizi Alevi-Sünni çatışmalarına sürükle-meye çalıştı. Bir gizli el bizi şimdi Türk-Kürt olarak ayrıştırmaya çalışıyor. Ve hala bu bela ile uğraşıyoruz.  Amerika’dan ithal Kürt açılımları, demokrasi açılımları ile hala mücadele etmeye çalışıyoruz. ABD bizim Güneydoğu problemimizi alevlendirmiştir. Türk ABD ilişkilerinin bütünü ancak ciltler dolusu kitaplarla anlatılabilir. 1950 yılından bu güne kadar süregelen ilişkilerimizin bir dökümantasyonu yapılırsa görülecektir ki, biz ABD karşısında ittifak kurallarının bütününün ABD’nin lehine işlediği bir tabi devlet olarak var olmuşuz. İttifak kuralları gerçekten de daima Amerika Birleşik Devletleri lehine işlemiştir.

Yorum Yap