Değerli dostlar,
İçinde bulunduğumuz durumun ciddiyetini anlayamayanlar var. Çok olumlu görüşlerle ülkemizin içinde bulunduğu durum hakkında bazı basit önerilerde ve değerlendirmelerde bulunanlar var. Elbette onlara saygı duyuyorum.
Ancak, yazık ki durum öyle değil. Bütün aklı başında politikacılar, emekli generaller, köşe yazarları ve Batılı büyük gazeteler, tarafların açıklamaları, gelen şehitler, Rusya’nın kuşatmaları, açıklamaları, yığınakları, aldığı savaş tedbirleri, Türkiye’nin olayları takibi, içeride ve dışarıda karşı karşıya kaldığımız durumlar gösteriyor ki durum hiç iç açıcı değil. Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül bile bunun bir savaş olduğunu kabul ediyor ve “Savaştayız” diyor.
Açık oturumlara katılan yandaşlar artık ülkemizin bir savaş içinde olduğunu kabul eder duruma geldiler. Tabii hala durumu partizanlık açısından değerlendirip, AK Parti’ye toz kondurmamak adına olumlu görenler var. Keşke ortalık onların değerlendirdiği gibi güllük gülistanlık olsa!
Bizim de içinde bulunduğumuz bir kesim var ki, durumu son derece ciddi görüyor. Hem içeride savaş, hem dışarıdan kuşatma, hem ülkemizin içine düştüğü “onursuz yalnızlık” bu kesimi ürkütmektedir. Çareler aramaya zorlamaktadır. Bendeniz şahsen geleceğimizden son derece kaygılıyım. Milletimin, torunlarımın geleceğini son derece karanlık görüyorum.
Bu arada değerli bir akademisyen dostum bir öneri ileri sürdü. Bu öneriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Elbette birçok yorum gelecektir. Yorumlarınızı bekliyorum.
Dostumun önerisi şu:
“Öncelikle; Rusya ile gelinen bu tehlikeli noktadan geri dönelim. Ne olursa olsun, Rusya ile eski günlmerimize dönelim. Yeniden dostluk kuralım. Özür dileyelim, tazminat ödeyelim. Ne yapıp edip Rusya ile yeniden dostluk bağları kuralım.
Bunun yanında Amerikan üslerinin ülkemizden çıkarılması için karar alalım. Yeni bir kuvvet dengesi oluşturalım. Bu kuvvet dengesinde Batı ve Amerika olmasın. Rusya ve diğer doğu ülkeleri olsun. (Avrasya ittifakı kuralım demek istiyor).
Böyle bir yöne girilirse başarılı olabilir miyiz? Üzerimizde dolaşan karabulutları dağıtabilir miyiz? Savaş tehlikesini atlatabilir miyiz?
Ne dersiniz?
Akademisyen dostumun önerisini sizlerin takdirine sunuyorum.
Yorumlarınızı bekliyorum.
0 Yorumlar.