2010 yılında yazılan kitapta sorulan soru bu idi. Taraf Gazetesi kimin?
Acaba Ali Karahasanoğlu ve onun temsil ettiği siyasi düşüncenin mensubu iktidar ve bütün yandaş yazarlar bu sorunun cevabını o zaman gerçekten bilmiyorlar mıydı? Biz nereden biliyorduk? Taraf gazetesini ilk olarak İbrahim Betil kurmuş, daha sonra Başer kardeşler devralmış. İbrahim Betil Soros’un sitesinde kurucu üye olarak görünmektedir. Bu vatansever (!) basın bunu neden sorgulamıyor?
Görüldüğü gibi olayın aslı çok derin. Ve bu derinlik hala çözülmüş değil. Hala Bank Asya’ya kira parası yatıranlar tutuklanmaya devam ediyor. Bu resmen olayı mecrasından çıkarma hareketidir.
Lütfen okuyunuz.
Peki, Taraf Kimin Gazetesi?
“Taraf gazetesinin sahibi Başar Arslan, Sabah gazetesine verdiği röportajda, gazeteyi Ergenekon belgelerini yayımlamak için çıkardıklarını söyledi. Arslan, ‘Bu işe bilerek girdik. Rahatsızlık yaratacağımızı biliyorduk’ dedi. Yayınlanan belgelerin kaynağını sormadığını da söyleyen Başar Arslan ‘korkmadığını’ belirtti. Fethullah Gülen cemaati ilişkisi ile ilgili olarak da ‘belge çıkarsınlar’, dedi.”[1]
Taraf’ı çıkaran Alkım Gazetecilik, 1992’ye kadar küçük bir yayınevi iken ve batma noktasındayken birdenbire durumu düzeltti. Alkım Yayınevi’nin borçlarını Fethullah Gülen ve AKP bağlantılı Albaraka Türk çekleriyle ödemesi yayıncıların dikkatini çekmişti. O tarihten sonra, birileri, Savaş ve Başar Arslan kardeşlere “yürü…” dedi. AKP iktidarıyla birlikte ise “kanatlandılar”! Arslan kardeşler, Brüksel’de büro açıp AB’yle de ilişkiye geçtiler. Pentagon, Taraf için de düğmeye bastı. Yasemin Çongar, Amerika’dan görevli olarak gönderildi. Burada, ABD İstanbul Başkonsolosluğu kolları sıvadı. “Vatanı bir kadın memesine satarım” sözüyle meşhur Ahmet Altan, 30 bin YTL maaşla gazetenin kuruluş görevini üstlenmesi için ikna edildi. Taraf yayına başladıktan sonra ayrılacağını söylemişti, ayrılmadı, genel yayın yönetmeni oldu. Gazetenin sahibi, Alkım Gazetecilik adına Başar Arslan oldu. Ahmet Altan’ın belirttiğine göre Başar Arslan yayın çizgine hiç karışmadı, odasını bile Altan’a bırakıp gitti. Ahmet Altan 10 Kasım 2007 tarihli Zaman gazetesinde yayımlanan röportajda, Taraf gazetesinin ilan gelirlerine dayanacağını söylemişti. 15 Kasım 2007 tarihinde yayına başlayan Taraf’taki ilanlara bakıyoruz, “Alkım Yayınları” dışında, 2008’e kadar ilk bir ayda “Kimse Yok mu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği” ağırlıkta. Kimse Yok mu Derneği 2002 yılında Samanyolu Televizyonu bünyesinde “Kimse Yok mu?” programı ile başladı. Her nedense devlet, Kimse Yok mu Derneği benzeri vakıf ve dernekler için gelir vergisi kanununu değiştirdi. Bu derneklere yapılan bağışlar vergiden muaf tutuldu.
Gazeteyi çıkaran Alkım Yayınevi’nin sahibi Savaş-Başer Arslan kardeşler, Brüksel’deki büroları kanalıyla Avrupa Birliği’yle de ilişkiye geçtiler. Taraf gazetesi’nin satır satır çevirisi yapılıp her gün Avrupa Birliği’nin önüne konuluyor! Taraf’ın tanıtım ilanları Zaman gazetesi tarafından yayımlandı. Hem Zaman ve hem de kardeş haftalık yayın organı Aksiyon, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar röportajlarıyla gazetenin tanıtımını yaptı. Aynı zamanda Zaman gazetesinin iki yazarı Etyen Mahçupyan ve Amerika’da Fethullah Gülen bursuyla eğitim gören Leyla İpekçi. Demek ki Taraf Gazetesi ile Zaman Gazetesi arasında bir illiyet bağı var. Aksiyon dergisinde de Çongar ile röportaj yapılıyor. Aralarındaki bağı zaten saklamıyorlar!
Genç Siviller örgütünün lideri ve Soros’çu Yıldıray Oğur’la kol kola olan Yasemin Çongar Amerika’da eşini bırakarak Türkiye’ye görevli gelmişti. Çongar, devleti enterne ederek artık sivil toplum kuruluşları ile temas kuran Batının Türkiye ilişkisini ve kendi görevini Aksiyon dergisinde şöyle anlatıyor:
“Batı artık Türkiye ile ilişkilerini tamamen devlet üzerinden değil, iş dünyası ve sivil toplum üzerinden de kurmaya başladı. Sadece İstanbul ve Ankara’yla değil, Anadolu ile de temas ediyorlar artık. Taraf için döndüğümden beri 7 ay içinde birkaç kez Güneydoğu’ya gittim, Orta Anadolu’yu 10 yıl aradan sonra gördüm.”[2]
Yasemin Çongar Mason, “Baydemir’in Çığlığı” başlığını attığı makalesinde herhalde çok endişe ile karşıladığı(!) Türk-Kürt ayrışması tehlikesini bertaraf etmek için nasıl bir lidere ve bu liderin kim olabileceğine ilişkin olarak bakın neler yazıyor. Osman Baydemir’le Milliyet’te yayınlanan bir söyleşiye dayanarak diyor ki;
İki Türkiye var, iki Türkiye’de de hem Türkler hem Kürtler var diyebilirim tabii; birinin demokrasi, barış, eşitlik isteyenlerden, diğerinin demokrasiden korkan, şiddetten çıkar sağlayan, eşitliğe inanmayanlardan” oluştuğunu söyleyebilirim. Bunda bir doğruluk payı da olur; zira Baydemir’in “çığlığı”nı kendi hançeresinde hisseder Kürtler gibi Türkler de, çok eminim! Ama bu bilgi, Türkiye’de belki de ilk defa, devletin uygulamalarını da aşan bir Türk-Kürt ayrışmasına, bir tür “segregasyon[3]” tercihine, karşılıklı bir ırkçılık dalgasına kapılma tehlikesi yaşadığımıza ilişkin gözlem ve sezgilerimizi çürütmüyor. Yeni bir tehlike bu… Vahameti kadar, aciliyeti de var. Bu tehlikeyi bertaraf etmek, her şeyden çok özgüvenli, güçlü, kararlı ve birleştirici bir liderlik gerektiriyor. Emine Aynalarla olmaz, Deniz Baykallarla olmaz… Reşadiye saldırısı ve KCK operasyonları öncesinde, Diyarbakır’da Osman Baydemir’le sıcak bir görüşme yapan; evvelinde de, Kandil’den dönen bir PKK’lıya, bir insan, bir anne, bir kadın olarak bakabildiğini, onu dağa çıkmaya zorlayan koşullara isyan ettiğini ifade etmekten çekinmeyen Bülent Arınç gibi bir lider gerek mesela…
Yaradılanı sevdik Yaradan’dan ötürü” sözünü, fazla gecikmeden, gidip Diyarbakır’da yeniden söyleyecek ve ne olursa olsun açılımda ısrar etmekten vazgeçmeyecek bir Recep Tayyip Erdoğan gerek.”[4]
Vahameti ortadan kaldırabilecek liderler, Taraf, ABD ve belki de Fethullah Gülen ittifakı ile güven ve itibar kazanmış liderler olarak temayüz eden liderlerdir! Kim bilir?
[1] Sabah Gazetesi, mülakat, 22 Temmuz 2007
[2] 02 Haziran 2008 Aksiyon Dergisi
[3] Araştırdım, betonun bozulmuş olması gibi bir anlam ifade ediyormuş. Buradaki anlamını lütfen siz tayin ediniz.
[4] Taraf, Yasemin Çongar, 12 Ocak 2010
0 Yorumlar.