YAŞASIN MİLLİ DEVLET
“İngilizler bir kurşun atmadan İstanbul’dan çıktılar. Ankara hükümetine İstanbul’u teslim ettiler”.
Bu ifadeyi TBMM ’nde vekil olan bir zat söylemiş. Ve de değerli ağabeyim Sayın Zeki Önsöz Bey de üzülmüş. Bu söz üzerine bir makale kaleme almış. Anlaşılıyor ki, çok da içerlemiş. Milliyet Blog’ta yayınladığı yazıyı ayrıca nezaket göstermiş, bizim okumamız için paylaşmış.
Kendisine buradan teşekkür ediyorum.
Tabii ki bu konu tarihi bir konudur. Birbirlerinin hasmı olan milletler, tarihi olayları kendi lehlerine yorumlayarak aynı zamanda geleceklerini de hazırlamaya çalışırlar.
Bizim aydınımız, hala sömürge aydını ruhunu üzerinden atamadığı için, tarihi kendi lehine çevirecek yüksek basirete de sahip bulunmamaktadır. Velev ki öyle bile olsa, yine de politik programlar için, devletin istikbalde tarihi anlamda bir kuvvete, haklılığa sahip olması için, tarihi belgeleri kendi lehine kullanabilecek versiyonları seçmek gerekir. Bu durum, toplumun moralinin yüksek tutulması, birlik içinde bulunulması ve hasmın tarihi emellerinin unutulmaması için çok gereklidir.
Ama görülmektedir ki, İngilizlerin İstanbul’u işgal ettiği yıllarda etkilediği aydın prototipi aynen bugün de mevcuttur. Ve bu aydın tipi, hala İngiliz entelijansiyasının etkisi ile İngiliz tarihi emellerinin tahakkukuna yardım edecek tarzda söylemler içinde bulunmaya devam etmektedir..
İstanbul’dan İngilizlerin çekilmesinin sebebini birçok faktöre bağlayan tarihçiler var.
Ortada İngiliz belgeleri var.
O zaman İngilizler’i İstanbul’u terk etmeye zorlayan bir den çok sebebin var olduğunu birçok tarihçi yazmaktadır. Bu sebeplerin en belli başlıları şunlar olarak zikredilmektedir.
İngiltere’yi Ateşkese Zorlayan Etkenler :
1) Bütün desteklerine rağmen Yunan ordusunun Türk ordusu karşısında ağır bir yenilgi alması.
2) Müttefikleri Fransa ve İtalya’nın Anadolu’yu işgalden vazgeçerek İngiltere’yi yalnız bırakması
3) İngiliz kamuoyunun, yeni bir savaşa karşı çıkması.
4) İngiliz sömürgelerinin yeni bir savaşı desteklememesi!
5) Mustafa Kemal’in, diplomatik atağa geçerek dünya kamuoyunu Türkler lehinde etkilemesi!
Ayrıca, Mustafa Kemal’in Rusya’yı de etkilemiş olduğunu, Rusların; İngilizlerin, Fransızların ve İtalyanların, Rusya’nın hemen güneyinde toprak sahibi olmalarını istemediğini, bu sebeple Rusya’nın Mustafa Kemal’i desteklediğini yine tarihçiler yazmaktadırlar.
Bu veya bunun gibi birçok sebep olabilir. Burada önemli olan; Türk siyasetçisinin, Türk aydınının bu konuya bugün yaklaşma tarzıdır.
Bu tür iddialarda bulunan siyasetçi ve aydın takımının amacı; devletimizin içinde bulunduğu değişim-dönüşüm süreci içerisinde, mevcut iktidarın politikalarına destek vermek için, Türk Milleti’nin kafasını karıştıran, beyinlerde travma yaratan, milletimizi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuranlara karşı düşman ederek, devletin yıkılmasına ses çıkarmayan bir ruh ortamına, kozmopolitan bir ortama çekmeye çalışmaktır.
Bu politikaların; o zamanlar İstanbul’u işgal eden İngiltere’nin uyguladığı politikalardan farkı yoktur. Bu düşünceye sahip olan aydın kesiminin de, o zamanki “mütareke basını” nda yazan Ali Kemal ve benzerlerinden farkı yoktur.
Bu tür iddialarda bulunan aydınlar, öncelikle kendi şahsiyetlerinden ve kimliklerinden vazgeçmektedirler. Çünkü insanlar, yeryüzünde görülmeğe başladığı andan itibaren, birlikte yaşamanın belli kanunlarına sahip olmuşlardır. Her insan, bir ana-babanın çocuğudur. Her insan, belli bir milletin evladıdır. Aynı zamanda her insanın elbette ki bir inancı vardır.
Bu saiklerle her insan, aynı zamanda maddi manevi özellikleri sebebiyle kendisini borçlu hissettiği ortak bir millete de bağlıdır. Her insan belirli bir kavmin parçasıdır. Tabii ki, inançları sebebiyle, aynı zamanda bir “ümmet”in de parçasıdır.
Bu demektir ki, aynı ortak atalara, aynı millete bağlı insanlar, bağlı oldukları milletin maddi ve manevi ortak özelliklerini taşırlar. İşte bu “MİLLET”tir.
Şu andaki Misak-ı Milli sınırları içinde bulunduğumuz devleti meydana getiren millet Türk Milleti’dir. Ve tarihçiler bu millete “Batı Türk Hakanlığı” demektedirler.
Bu devlet de, Batı Türk Hakanlığı’nın devletidir. Ve devletimiz “Milli Devlet”tir. Milli devlet, milletin devletidir. Bu devlet, bir ailenin, bir kıytırık tarihçinin veya basit bir siyasetçinin aklından geçirdiği hezeyanlar sonucu ortaya çıkan bir devlet değildir. Bu devlet, milletimizin asırlardır biriktirip getirdiği “devlet” kültürünün ortaya koyduğu en son ve en muktedir bir devlettir.
Bir toplumun “millet” olma özelliği kaybolmuşsa, devlet yerini başka bir devlete bırakır. Bu durumda; eski devletin mensubu olan millet, yeni getirilmek istenen devletle çatışır ve yeni gelenleri kabul etmeyerek mücadeleye girer.
İşte şu anda içinde bulunduğumuz durum tam da budur. 300 yıldır, bizi mağlup eden emperyalist güçlerin, hala Türk milletini geri çekilmeye mecbur ettikleri şu anda milletimiz içinde bulunduğu bu ikilemi, bu var olma veya yok olma mücadelesini aynen yaşamaktadır.
“İngilizler bir kurşun atmadan İstanbul’u teslim ettiler, demek ki….” Diye düşünce beyan eden insanlar, bu anlamda çatışan iki taraftan birini temsil etmiş olmaktadırlar. Bu durumu basit bir “fikir beyan etme” tarzında ele alamayız.
Bu çatışan iki taraftan biri elbette ki biziz.
Mutlak surette, toplumumuzun tarihi akışına uygun bir şekilde, mağlubiyetlerimizi galibiyete çevirecek bir çaba içinde olacağız.
Bu sebeple; ABD’nin ve İngiltere’nin halen kullanmaya devam ettiği içimizdeki bu tip Beşinci Kol mensubu insanları iyi bellemeli, iyi analiz etmeliyiz.
Bilinmelidir ki, bu tür düşünceleri ortaya koyanlar kim olurlarsa olsunlar, devletimizi yıkmak için emperyalistlerle işbirliği içinde bulunmaktadırlar. Bu tip düşünceler asla iyi niyetle ortaya atılmış düşünceler değildir. Onların yanlışını düzeltmek gibi bir psikolojiye girmemeliyiz. Çünkü yanlış yapmıyorlar.
Burada bize düşen görev, bunları iyi tanımak ve gerekli tedbirleri almaktır.
Bu devlet milletimizin devletidir. Bu böyle bilinmelidir. Türk milleti, Batı Türk Hakanlığı mensubu bu millet var oldukça bu ideallerimiz asla bitmeyecektir. Sonsuza kadar vatanımızı savunacağız.
Atalırımız “İt ürür, kervan yürür” demişlerdir.
Bu sebeple bütün vatanseverleri şuurlu bir uyanışa, uyanık olmaya davet ediyorum.
Bütün vatanseverler birleşiniz.
Bütün vatanseverler uyanınız.
Uyarmak vatan borcumdur.
Mikdat Topçu
13.12.2012
0 Yorumlar.