Zenci Musa’yı Tanıyır Musunuz?

Her teklif herkese yapılmaz!

TRT muhabiri Metin Turan’la ilgili olarak basında çıkan haberleri konu alan bir yazı yazmıştım. Herhalde hatırlarsınız! Önce o yazıyı tekrar okumanızı istirham ediyorum. “Bir Deniz ki Gözlerin” başlıklı yazı!

Metin Turan; “Eğer burada şehit edilirsem, beni Kahire’deki Galif Mezarlığı’nda yatmakta olan Mustafa Sabri Efendi Hazretleri’nin üzerine defnedin” diye TRT Genel Müdürlüğü’ne haber göndermiş. (Tweet atmış.)

Yazdığım makalede sizlere Mustafa Sabri Efendi’nin kim olduğunu anlatmıştım. O, Türklüğünden istifa eden, “Türklüğümden istifa ediyorum, tövbe tövbe, beni Türk olarak addetme!” diyen bir adamdı.

Mustafa Sabri Efendi, İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ni kurmuştu. Zamanının işgal kuvvetleri ile yani İngilizlerle beraber hareket eden bir haindi.

Milli kuvvetlerin (Kuvayi Milliye) komutanlarının, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in idamını imzalayan bir adamdı.

Bugünkü Mustafa Sabri ahfadı, yeniden mütareke günlerinin teslimiyet ruhunu nasıl kabul eder! Nasıl bu hale gelirler! Bu eğitimi nereden alırlar! Neden “beni Galif mezarlığındaki Mustafa Sabri Hazretleri’nin üzerine defnedin” derler,  bilemeyiz.

Demek ki hain haini dakkada (!) buluyormuş.

Mustafa Sabri ile ilgili bilgileri hafızanızda tutun. Size, onun zamandaşı olan bir kahramanla ilgili bilgileri aktarayım. Sonra sizler bu iki insanı karşılaştırın lütfen. Ve sizlerin kahramanının kim olduğunu tayin edin!

Sudan’lı Zenci Musa!

Tabii ki onu tanımıyorsunuz. Önce tanıtayım.

Zenci Musa Sudan’lıdır. 1880 yılında Girit’te doğar. Kahire’de yaşayan dedesi onu, İslam’ı iyi öğrensin, Osmanlı’yı yakından tanısın, diye yanına alır. Onun eğitimine büyük önem verir.

Türk mahallesinde büyür Zenci Musa, Türkçeyi iyi öğrenir.

O zamanlar, Trablusgarp’ta Türk subaylar ve Şeyh Sunusi’nin önderliğinde İtalyanlara karşı verilen mücadele bütün İslam dünyasında yankı bulur. Zenci Musa bu savaşa katılmak için Kahire’den Libya’ya gider.

Zenci Musa artık Osmanlı Devleti için nerede tehlike baş göstermişse bütün heybetiyle orada biter.

Zenci Musa ile ilgili olarak bir araştırmacının yazdığı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Teşkilat-ı Mahsusa’nın (o zamanki MİT) başına getirilen Eşref Bey’e Yemen’deki 7. orduya 300.000 altın götürme görevi verilir. Değişik kıyafetlerle yola çıkan kervan büyük zorluklar çekerek Medine’ye varır. Burada Fahrettin Paşa bütün yolları İngilizlerin kestiğini ve Yemen’e gitmenin intihardan öteye geçmeyeceğini söyler. Ancak Eşref Bey kararlıdır. Çünkü Yemen’de yüzüne sürdüğü fosfor ile kendisini şeyh ilan eden  cahil halkı etrafında toplayarak Osmanlı’ya karşı kışkırtan Şeyh İdris ve işbirlikçisi İngiliz ajanı Lawrence’in planlarını bozmanın tek yolu, bu altınların 7. ordu komutanı Ahmet Tevfik Paşa’ya ulaştırılmasıdır.

Yola çıkan 43 kişilik bu kervanı Cembele mevkiinde 2500 kişilik İngiliz-Bedevi kuvvetleri kıstırır. Yapılan savaş tam bir gün bir gece sürer. 12 Ocak 1917 de yapılan bu savaşı London Times gazetesi manşetten verir. Savaşın sonunda Eşref Bey yaralı olarak esir düşer. Fakat hengâmeden ve gecenin karanlığından yararlanarak emireri Sudanlı Zenci Musa, grubu ile birlikte Yemen’e gitmeyi başarır.

Altınları Ahmet Tevfik Paşa’ya teslim eden Musa gözyaşlarına hakim olamaz. Bunun nedenini soran paşaya; ‘Kumandanım Eşref Bey’i kaybettim’ cevabını verir.

Milli mücadele için İstanbul’a dönen Sudan’lı Zenci Musa kendisine teklif edilen emekli maaşını “Ben bu fakir milletten emekli maaşı alamam!” diyerek geri çevirir. Daha sonra kendisine Karaköy Gümrüğü’nde kâhyalık teklifinde bulunan Ferit Bey’e: “Ben kâhyalık yapmam! Onu yaşlı bir Müslüman’a verin. Orada hamallık varsa yaparım” diyen o kahraman Sudanlı, artık gümrükte hamallık yapmaya başlar. Gündüz hamallık yapan Musa, gece milli mücadele için Anadolu’ya silah sevkiyatı yapanlara yardım eder.

Hamallık yaptığı günlerde limanı gezen işgal kuvvetleri komutanı General Harrington’a; “İşte 300.000 altını Yemen’e kaçıran Zenci Musa bu!” denildiğinde hemen onun yanına gider ve şöyle der: “Eğer  bizimle çalışırsan seni altına boğarım.”

 Bu sözler karşısında kaşlarını çatan Zenci Musa “Her teklif herkese yapılmaz. Bu sözleriniz beni ancak rencide eder. Benim bir devletim var. Devlet-i Ali Osmaniye; bir bayrağım var, ay yıldızlı bayrak ve bir kumandanım var Eşref Bey. Bu iş daha bitmedi. Sizinle mücadelemiz devam edecek” diyerek sırtındaki yükle birlikte yoluna devam eder.

Bu iri cüsseli kahraman Sudanlı Zenci Musa çektiği sıkıntılardan ve canından daha çok sevdiği kumandanı Eşref Bey’den ayrı düşmenin verdiği üzüntüyle verem hastalığına yakalanır.

Bütün ısrarlara rağmen hastaneye yatmayan Sudanlı Zenci Musa bavulunu alarak Üsküdar’daki Özbekler Tekkesi’ne yerleşir. Ateşler içinde yanarken her gece rüyasında kumandanı Eşref Bey’i görür. Yine bu rüyaların birinin sabahında ruhunu Yaradan’a teslim eder.

Defin işlemini yapmak için gelenler bavulunda yalnızca bir Osmanlı haritası, kefen bezi ve Eşref Bey’in resmini bulurlar.”  Suat ARSLAN / Haber7 / Sudan

Değerli dostlar, Zenci Musa’yı şimdi Mustafa Sabri Efendi ile karşılaştırınız lütfen.

Televizyonlarda bangır bangır bağıran değerli hoca efendilerimiz acaba Türk tarihinden, Osmanlı tarihinden Zenci Musa gibi kahramanlar çıkarabilirler mi? Kendilerini “ümmet” diye vasıflandıranlar acaba bizlerin ne olduğumuzu zannediyorlar? Türk milleti bin yıldır İslam için mücadele etmiyor mu? Osman Bey’in sözünü hatırlayınız:

“Baka Orhan; bizim kavgamız, kuru kavga, şan, şöhret kavgası değildir. Bizim kavgamız İlayi Kelimatullah (Allah’ın Kelamının yayılması) kavgasıdır.”

Gerçekten de bizim bin yıldır kavgamız bu olmamış mıdır? Şimdi bu yeni İngiliz muhiplerine, Amerikan muhiplerine ne oluyor?

Değerli dostlar,

Acaba birileri bu vatanın zannedildiği kadar ucuz bir şekilde mi bize vatan yapıldığını zannediyor?

Bu vatanı gerçekten bize İngilizler mi hediye etti zannediliyor?

Vatan sath-ı mailinin, acaba bir belediyenin mücavir alanı olduğu mu zannediliyor?

Bu vesileyle;

Zenci Musa’yı rahmetle anıyorum.

Adı-sanı bilinmeyen daha nice kahramanlarımıza, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Bu kahramanların ruhunun yolumuzu aydınlatması için dua ediyorum.

Yaşasın Zenci Musa’nı Osmanlı davası!

Yaşasın Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in aziz ruhu!

Yaşasın Milli Mücadelemizin şehitlerinin mukaddes ruhları, mukaddes hatıraları!

İttihad-ı İslam’ı sağlayacaklarmış! Siz önce kendinizi Amerikalılardan kurtarın, ondan sonra İttihad-ı İslam’ı ilan edersiniz! (Hakan Albayrak’ın davası İttihad-ı İslam imiş! Sancaktar Dergisi)

İslam’ın daha asırlarca sancaktarlığını yapmak için Türk milletinin bağımsız ve özgür olması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güçlü olması şarttır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilelebet var olması şarttır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin müdafaa ve muhafazası şarttır.

Bugünkü beyni küçük zavallılara “ümmet” fikrini, “Osmanlıcılık” fikrini Amerikalılar “rüşvet” olarak vermektedirler. Bu böyle bilinmelidir.

Zenci Musaların ruhu, şehitlerimizin ruhu yolumuzu aydınlatacaktır İnşallah!

Mikdat Topçu

12 Eylül 2013

Yorum Yap