Hala Bir Zamanımız Var

Ağustos ayı, tarihi boyunca Türk ordusunun zaferler ayıdır. Zaferlerimiz milletimizin kalbinde hala derin birer hatıra olarak yaşıyor.

1683 yılındaki Viyana bozgunundan sonra, basiretsiz, iradesi zayıf, devlet idaresinden habersiz devlet adamlarının büyük hataları sonucunda imparatorluğumuz yıkıldı. Canhıraş bir mücadele sonucunda kazandığımız İstiklal Savaşı ile yeniden bağımsız bir devlet kurduk.

Şimdilerde bu bağımsız devletin kıymetini bilmeyen yeni nesiller meydana getirildi.

Bundan yaklaşık bir ay kadar önce, Diyarbakır’da yapılan Kürt Kongresi’nde çalınan Kürt İstiklal Marşı beni derinden yaraladı. Bizim topraklarımız üzerinde ortaya çıkan yeni bir devlet, Kürt Devleti ve onun istiklal marşı! Hüzünlendim.

Sonraki Sayfa »

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ

Değerli Dostlar:
HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ ?

Dün 15 Ağustos 2013 tarihi idi. Trabzon bir 15 Ağustos günü Türkler tarafından fethedilmişti. Şimdi tam bir Müslüman Türk şehri olan Trabzon’un bugünkü halini Batı dünyası hiçbir zaman hazmedemedi.

1999 yılında, Fener Patriği ve Rahmi Koç dahil, iki yüz kişilik bir cemaatle Trabzon’a giderek Sümela Manastırı’na çıkıp, ibadet (!) etmek isterler.

Zamanın Trabzon garnizon komutanı bu gemiyi limana sokmaz. Çünkü hedeflerinin aslında siyasi olduğunu bilir. Fener Patriği’nin Pontus düşüncesini bilir.

Gemi limana sokulmayınca, zamanın başbakanı Mesut Yılmaz gemiden aranır. Geminin Trabzon limanına girmesine ve Hristiyanların Sümela Manastırı’na çıkarak ibadet (!) etmelerine izin verilmesi istenir.

Başbakan da izni verir. Buna rağmen o günkü garnizon komutanı olan zat yine de gemiyi limana sokmaz ve gemi Trabzon’dan ayrılır.

Sonraki Sayfa »

Değerli Dostlar

Değerli dostlar,

Hiç düşündünüz mü?

Amerika’da bir Ermeni Enstitüsü’nde yetişen ve halen ülkemizde yazarlık yapan bir hanım kızımız var: Elif Şafak.

Elif Şafak, Zaman Gazetesi’nde dört yıl yazarlık yaptı. Radikal gazetesi yazarlarından Eyüp Can’ın eşi. (İsak Alaton değerli mektuplarını Eyüp Can aracılığı ile yayınlar!)

Yazdığı kitaplardaki bazı fikirlerinden dolayı Elif Şafak geçtiğimiz yıllarda mahkemelik olmuştu.

Zararlı fikirleri dolayısıyla mahkemelik olan Elif Şafak’ı mahkeme önünde protesto eden ve yakînen bildiğim bir avukat var. Kemal Kerinçsiz! Kemal Kerinçsiz, çok yakın bir arkadaşımın can dostu. Vatanseverliğini anlata anlata bitiremiyor.

Sonraki Sayfa »

Siz buna inanıyor musunuz

Değerli dostlar,

Hatırlayacaksınız, geçen hafta Suriye sınırında 350 si atlı olmak üzere 300 (Kaçakçı!) Türkiye’ye saldırmış, çatışma çıkmıştı.

Bugün Genelkurmay açıklama yaptı. Kaçakçılar (!) tekrar saldırmışlar. Bu defa motorlu araçları da varmış. 250 si atlı olmak üzere yine 3000 civarında kaçakçı (!)…

Değerli dostlar, merak ediyorum gerçekten. Siz buna inanıyor musunuz?

Hiç şimdiye kadar bu kadar sayıda kaçakçının geldiği ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile birebir çatışmaya girdiği görülmüş müydü? Sizler ömr-ü hayatınızda buna şahit oldunuz mu?

Değerli dostlar,
Cidden neler oluyor ülkemizde.

Sonraki Sayfa »

Hiç düşündünüz mü?

Değerli dostlar,

Hiç düşündünüz mü?

1839 yılında, zamanın şanlı Masonu Mustafa Reşit Paşa, henüz 16 yaşında bir çocuk olan Osmanlı padişahını (Sultan Abdülmecid) önüne katıp bugünkü Gülhane Parkı’nda bir ferman ilan ettirdi. Tanzimat Fermanı.

Tanzimat Fermanı’nın ana konusu Osmanlı ülkesindeki azınlıkların hakları idi.

(Tabii ki Batı bugün bile kendi ülkelerinde hiçbir azınlığın hakkına hala baktığı yok. Batıda insan hakları asla söz konusu olmamıştır.)

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 70 – Bu Yazı Sadece Türkler İçindir

Bu Yazı Sadece Türkler İçindir

 

Bu yazıyı sadece Türkler için yazdım. Çünkü “Türkler vatanlarına sahip çıkmıyorlar”. Bu şuuru kaybetmiş durumdalar. Bu sebeple uyarı görevimi yapmak istiyorum.

Çocuklarımız halen; “Vatan sevgisi hezeyandır!” diyenlerin büyük ölçüde etkisi altında. “Vicdani ret”çilerin etkisi altında! “Her Türk sivil doğar” diye hezeyan içinde bulunan sorumsuzların, hainlerin, cahillerin, kendini bilmezlerin etkisi altında.

Öyle büyük, öyle etkili propaganda yapıyorlar ki, çocuklarımızın aklı başından çıkıyor. Beyefendi kitap yazmadan önce abdest alırmış, ondan sonra iki rekât namaz kılarmış, sonra kitabını yazmaya başlarmış. Peh peh peh! Bunu duyan Müslüman ne düşünecek? İşte en güvenilir adam, değil mi? Ama yazdığı kitabın içinde neler var! AAAAAH AH! Bir okusanız!

Sonraki Sayfa »

Yuh Olsun Ervahına

Sen Sen Sen!

Sizler! Hepiniz… Lütfen beni iyi dinleyin!

Batı 21. Yüzyıl Haçlı Seferleri yaparak İslam alemini, bütün Doğuyu ve Ortadoğu’yu bir güzel dövüyor, terbiye ediyor ve bir güzel Hıristiyanlaştırıyor.

Sudan ikiye ayrıldı. Güney Sudan bir Hıristiyan devleti oldu.

Haçlı Seferleri’ni yapan emperyalist güçler bu işleri yaparken, Müslüman toplumlara hiçbir zaman “Biz sizi Hıristiyanlaştıracağız!” demiyorlar. “Size demokrasi getireceğiz, medeniyet getireceğiz!” diyorlar.

Ama bir şekilde Hıristiyanlaştırıyorlar.

Ülkemizdeki misyoner faaliyetlerine dikkat edin. Rumların, Ermenilerin faaliyetlerine dikkat edin. Fener Patrikhanesi’nin faaliyetlerine dikkat edin. Ermeni-Kürt yayınlarına dikkat edin.

Yapılan bütün vatan bölme hareketleri, bütün saldırılar, bütün ihanetler çok güzel gizleniyor sizlerin gözlerinizden.

Süleymaniye’de 10 yıl önce askerlerimizin başına çuval geçirdiler. Sonuç ne oldu?

Çuval geçiren Amerikalılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hiçbir şey.

Milli Görüş camiasının saygın yazarlarından Ahmet Akgül, “Çuval geçirme” olayını bir kitapta anlattı. (AKP İntihara Gidiyor-Ahmet Akgül) Amerikalıların Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’den görüş istediklerini yazıyor Ahmet Akgül. Ve bu şahısların; “Türk askerinin başına çuval geçirin, akılları başlarına gelsin!” dediklerini kaydediyor. Herhangi bir aksilik olursa bu iki kişiyi Amerikalıların Türkiye’den kaçıracaklarını yazıyor.

Bu olay üzerine “Amerika’ya nota verelim!” diyenlere Recep Tayyip Erdoğan “Müzik notası mı veriyorsunuz?” diye cevap vermiş. Alay etmişti.

Her ne ise!

Askerlerimizin başına çuval geçiren Amerikalılar hakkında ve onlara “bu işi yapın” diye olur verenler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hiçbir şey!

Muavenet gemimizin kaptan köşkü vuruldu. 5 subayımız şehit oldu. Sonuç ne oldu? Gemimizi vuran Amerikalılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hiçbir şey…

PKK-KCK doğrudan doğruya Kürt devletini kurdu. 15-16 Haziranda kongre yaptılar. PKK ölüleri için şehit muamelesi yaptılar. Ölen PKK’lılara saygı duruşu yaptılar. Açılışta Kürt istiklal marşı okundu. Orada konuşulanların hepsi suç teşkil ediyordu aslında.

Vali ne yaptı?

Savcılar ne yaptı?

Hiçbir şey!

Ülkemizde bunun gibi binlerce olaya meydana geliyor. Hiçbirinin sebebini ve sonucunu araştırmıyor, görmüyor ve değerlendirmiyorsunuz.

Varsa yoksa “Ümmet!” diyorsunuz. Başka bir şey demiyorsunuz.

Sen… Sen… Sen…

Bütün bunlar sizin gözünüzün önünde oldu. Siz hiçbir şey anlamadınız. Sizden ustalıkla gizlediler bunları. Siz bütün bu olanları normal olaylar zannettiniz.

Daha dün, 28 Haziran’da PKK Erzurumlu bir uzman çavuşu kaçırdı. Dağa çıkardı. Tam dört gün sonra serbest bıraktı. Bu dört gün içinde neler oldu? Uzman çavuş işkence gördü. Devlete, vatana, bayrağı, millete, ne kadar değerimiz varsa her şeye sövüp saymışlar. Uzman çavuş bunları tek tek anlatıyor.

Devlet ne yaptı?

Hiçbir şey!

Bunları yapanlar Türk devletinin “barış süreci” içinde olduğu, barıştığı kuvvetler değil mi? Akil insanlar bunlarla bizi barıştırmamış mıydı? Bunlar bu ülkeyi terk etmesi gereken kuvvetler değil miydi?

Bu kuvvetler polis teşkilatı kuruyorlar, diploma törenleri düzenliyorlar. Trafikte çevirme yapıyorlar. Normal “devlet” fonksiyonu görüyorlar.

Vali bey ne diyor. Haberim yok. Bir araştırayım.

Bakanlık müfettiş gönderip araştıracakmış. Kargalar bile güler buna.

Siz ne düşünüyorsunuz bu konularda Allah aşkına! Sahi sizin değer yargılarınız nedir?

Siz! Sizler için önemli olan şey nedir sahi?

Her ihanette, her yanlışta sizi bir güzel uyutuyorlar. Bu uyutma işi düşmanın sanatı. Bir tek siz bilmiyorsunuz bunu. Çünkü önemsemiyorsunuz. Düşmanı dost olarak görüyorsunuz. Yada size öyle gösteriyorlar.

“Ümmet” diyorsunuz ama dikkat etmiyorsunuz. Ne buyurmuştu Peygamberimiz S.A.V. “Harp hiledir!”.

Düşman bölgemizde yürüttüğü harpte bütün hilelerini kullanıyor. Vatanımızı bölüyor, tapumuzu deliyor. Dinimizi, ırzımızı, namusumuzu heder ediyor. Haberimiz yok.

İşte en yakın örnek Irak, Libya, Suriye… Hala ders almıyorsunuz.

Ya Mısır! İşte Mısır’ın başına bir Hıristiyan getirdiler. Yani yeni bir Fravunumuz da oldu Maşallah! Nur topu gibi!

Şimdi bağırın bakayım “Mısır’ı yedirmeyiz!” diye! Nereye bağıracaksınız? Kime bağıracaksınız? Boşluğa. Değil mi?

Sahi bütün bunları kim yapıyor? Sizler bu olanları neden anlayamıyorsunuz?

Vallahi çok merak ediyorum!

Uyanınız! Her ihaneti sizden gizliyorlar. Farkında olmuyorsunuz.

Çünkü sizin beklentilerinizi çok iyi biliyorlar. Ona göre hareket ediyorlar.

Sizler ne bekliyorsunuz? Ne beklediğinizi biliyor musunuz?

Asla!

Yeni Osmanlı Devleti kurulmasını bekliyorsunuz. “Ümmet”in büyük bir devleti olacağını zannediyorsunuz.

Biliyorum, bunu istiyorsunuz. Büyük devlet olmayı istiyorsunuz!

Bunun aslında hayali bile çok güzel.

Ama gerçek değil bunlar. Sizi aldatıyorlar. Sizler saf saf bunların olacabileceğini sanıyorsunuz.

Aslında sizin beklentilerinizin neler olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu bir psikoloji! Toplum psikolojisi!

Neden sizi yönetenlerin, sizi aldatanların hain olabileceğini, düşmanla işbirliği yapmış olabileceğini düşünmüyorsunuz. Tarih bunların örnekleri ile dolu.

Düşmanlarınızın kapınızın eşiğinden  girdiğinde mi anlayacaksınız bunları?

Sizlerin ferasetinize, idrakinize güvenmek istiyorum.

Sizler!

Sizlere ihtiyacımız var. Sizlerle birlikte olmaya, aynı duyguları paylaşmaya ihtiyacımız var.

Bu feryadı anlamayanların yuh olsun ervahına…

Daha ne diyebiliriz ki!

Dualarım sizler için.

 

 

5 Temmuz 2013

 

HAFAZANALLAH!

İşte En Büyük Tehlike! Bir şeyi bilmediğini dahi bilmemek!

Ben gönül koymadım ama İnşallah Gönlümün Sahibi gönül koymuştur! Evet, niyazım budur.

Vatanları, toprakları, tapuları ellerinden gitmek üzere olan milletimizin çocukları çok kötü bir şekilde aldatılıyorlar.

Göz göre göre teskin ediliyorlar. Kavl-i leyyin (yumuşak söz-tatlı söz) ortaya çıkmalıdır denerek aldatılıyorlar.

Aman ha!

Sakin olun. İşleri uhuletle ve suhuletle halledin. Birbirinizi kırmayın! Özür dileyin.

Ön yargılardan kurtulun.

Gelişmeleri sakın “bölünme hassasiyeti” olarak algılamayın.

Düşmanın ajan olarak kullandığı insanların dahi “itibarlarını iade edin!”

“Batı doğuyu tanısın!” (Ne demekse!)

Tek dil, tek din gibi söylemleri dile getirmeyin. Artık bu ülke bu söylemleri kaldırmıyor.

“Kalıplaşmış deyimlerden vazgeçin. Türk Bayrağı, Türk milleti, ne mutlu Türküm diyene, Türkün Türkten başka dostu yoktur, Türkiye Türklerindir, bir Türk dünyaya bedeldir.”

Aman ha bu gibi söylemlerden vazgeçin!

Yukarıdaki ifadeler Akil İnsanların raporundan alınan ifadeler.

Rahmetli Durmuş Hocaoğlu derdini milletimize anlatamamış. Sonundan Türklere küstüm demişti.

Ben de küstüm.

Neyi bilmediğini bilmeyen, neyi anlamadığını anlamayanlara ben de küstüm.

Yıllardır “O iki adam rastgele iki adam değil, Fıravun ile Musa, elindeki sopa değil Asa” diye anlattık durduk. İnsanımız anlamadığını dahi anlamıyor.

İşte en büyük tehlike budur.

Aman ha sakin olun. Birbirinizi yemeyin diye telkin edip duruyor düşman. Özel röportajlar yayınlıyorlar. En can alıcı gazetelerde, yayın organlarında özellikle yayınlıyorlar.

Yani resmen bizleri birbirimizle kontrol ediyorlar. Vatanımız bölünüyor. Tapumuz, namusumuz, her şeyimiz elimizden gidecek. Hala görevli Yiğit Bulut’un, görevli asparagas adam Rasim Ozan Kütahyalı’nın yazılarını paylaşıyorlar!

Bizi teselli ediyorlar. Gözlerimize perde çekiyorlar. Korkmayın, bir şey olmaz diyorlar.

Önümüze attıkları çok önemli teselli malzemesi nedir biliyor musunuz? Faiz lobisi, biz ümmetiz, Osmanlı Devletini yeniden kuruyoruz, dünyanın en büyük devletlerinden biri haline geldik, İMF’ye borcumuzu ödedik vs.

Bu sözlerle milletimizi kandırıyorlar.

E milletimiz de kanıyor. Yani kötü bir şey mi Faiz lobisinden kurtulmak, yeniden büyük Osmanlı devletini kurmak, dünyanın büyük devletlerinden biri olmak! Bunları hangimiz istemeyiz.

İyi de önümüzde hiç mi engel yok.

Arap baharı niye var! Libya, Irak niye yıkıldı. Suriye’de neler oluyor.  Mısır’da neler oluyor!

Bizim ülkemizde neler oluyor.

Lice olaylarını “uyuşturucuların işi” diye açıklayan valinin bu işleri bilmediğini veya hedef saptırdığını düşünüyorum.

Bundan sonra gelişecek olaylara bakın şimdi siz! Bakın neler olacak! Görünen köy klavuz istemez. Keşke olmasa hiçbir şey!

Ama bizim ülkemizde bir iç savaş olduğunu anlamamız gerekir. Bunu perdelemek, savaşa müdahil olmamızı önlemek için “aman ha!” diyorlar.

Bütün partilerin içinde, legal veya illegal, bütün örgütlerin içinde mutlaka devletin adamı vardır. Şu anda meydana gelen olaylar ülkemizi bölmek isteyen güçlerin kontrolünde yürütülmektedir. Hükümetin de (Amerikan ittifakı içinde olması sebebiyle) bu işlerden haberi vardır. Sakın ha bunu unutmayın.

Sorosçu solcu kuvvetlerin özellikle işin içine sokulması, bizlerin birbirimize düşmemiz içindir.

Bizleri de Ulusalcı veya solcu gibi gösterip, mevcut birlikteliği parçalamak istiyorlar. Bu çok basit bir düşman uygulamasıdır. Basit bir stratejidir.

Artık “bu oyunlara gelmeyin” demiyorum. Allah’a havale ediyorum.

Batı ittifakına, İsrail, Amerika ve İngiltere ittifakına karşı gelmek sanki İslam’a karşı gelmek gibi algılanıyor ve bizi (haşa) “gâvur” yerine koyuyorlar.

En büyük tehlike insanın neyi anlamadığını anlamamasıdır.

Ben şahsen insanımızın beynini ele geçiren bu derin düşman propagandasından korktum.

Neyi anlamadığını anlamayanlara da daha bir tek lafım yok. Siz en iyisini biliyorsunuz.

Sizleri Allah’a havale ediyorum. Uyandığınızda iş işten geçmiş olacak.

Hafazanallah!

01.07.2013

 

Sonun Başlangıcı

Ülkemizde bir bahane ile başlatılan isyan hareketleri hala devam ediyor.

İsyan edenlerin, CHP ve İşçi Partisi patronajında olması, bu partilerin televizyon kanallarının isyan hareketlerini naklen vermesi, elbette insanların aklına bütün Cumhuriyet dönemi boyunca Müslümanlara yine aynı zihniyeti taşıyan siyasi iktidarların hayat hakkı tanımadığını hatırlatmıştır.

Bu “kanaati” mevcut iktidar muhalefete karşı çok güzel kullanmış ve artık “acaba” demeye başlayan kitleyi bir araya getirmeyi başarmıştır. Şimdi bu kitleye ne anlatırsanız anlatın, bu saatten sonra gerçekleri anlaması mümkün değildir.  Çünkü insanlar;  CHP ve Sol düşüncelerin şahsında Müslümanların sürekli devlet tarafından horlandığı, aşağılandığı, Müslümanlara hayat hakkı tanınmadığı şeklinde yorum yaparak, başkaca bir izaha ihtiyaç duymamaktadır.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 68 – Eyvah Derim

Eyvah Derim

Türkiye Cumhuriyeti Devleti nihayet yeni bir döneme girdi. Bütün endişem, düşüncem, kaygım, tasam bu idi!

Bana göre bu durum “hesap edilmiş” bir durumdur.

Zaman Gazetesi’nde 4 Haziran 2013 günü yazdığı makalesinde Mümtazer Türköne şöyle söylüyor: “Başbakan’ın öfkesi ise hesap edilmiş bir sonuca odaklı. Başbakan, öfkeyi sadece bir “hitabet sanatı” için değil, aynı zamanda “siyaset sanatı” olarak da kullanıyor. Öfkeli kitleleri öfke ile durdurmaya çalışıyor”.

Başbakan’ın bu olayda sergilediği öfkeli tutum, bilerek takip edilen bir stratejidir. Ve bana göre 3. Köprünün adının Yavuz Sultan Selim olarak tespit edilmesi bile, Türkiye’yi, Arap Baharı’na benzer bir Türk Baharı sendromuna sokmak için farklı mezheplerin, kitlelerin ayaklanmasına yönelik bir stratejik tasarruftur.

3. Boğaz köprüsünün adının Yavuz Sultan Selim Köprüsü konulduğu günün ertesi günü, İstanbul’da yayınlanan BirGün Gazetesi’nin manşeti aynen şöyle idi.

Sonraki Sayfa »