Etiket Arşivi Cizre’de İki Hafta

Cizre’de İki Hafta – Dr. Murat K. Topçu’nun Gözlemleri – 6

Altıncı Bölüm

Ve Doktor Murat Kadir Topçu’nun görüşleri.

14 gün içinde Cizre’de yaşadıklarımdan kesitler anlatmaya çalıştım. Yaşam şartlarımızın ağırlığını, o eksik, bu yetersiz, şu yanlış gibi şeyleri anlatmaya gerek yok. Yaklaşık iki aydır her gün ölümle kol kola gezen asker – polisin yaşadıkları yanında bizim “sorun” olarak bunları konuşmamız yakışık almaz. Bu süre içinde üzüldüğüm konuları madde madde özetleyerek yazıyı bitireyim.

1.Şırnak iline giden 20 doktor içinde tek “Gönüllü Doktor” bendim ve bu beni ziyadesiyle üzdü. Tek kişi ben olmamalıydım diye düşünüyorum. Memleketin yarısı Ak Parti’ye oy verdi. Ak Parti’nin bu memleket için çalışan tek parti olduğunu ve hatta liderleri için ölmeye hazır olduklarını meydanlarda kefen giyerek gösteriyorlardı. CHP’liler Ak Parti’nin memleketi sattığını, hükümettekilerin hain ve satılmış olduğunu söylüyor. Gerçek vatanperverlerin kendileri olduğunu söylüyorlar. MHP ve Saadet Partili kardeşler de, diğer partililerde ve herhangi bir cemaat mensubu olan insanlar da bu vatanı çok sevdiklerini hatta ölmeye hazır olduklarını söylüyorlar. Ama iş “Şırnak’ta (savaşmaya değil) hastanede sadece 14 gün çalışmaya “ bile gelince tek gönüllü benim öyle mi? Bu durum bana göre sorgulanması gereken acı bir durumdur.

2. Bu sürede en çok üzüldüğüm olay şüphesiz Şehidlerimiz olmuştur. Bu operasyonlarda 27 asker – polis kardeşimiz şehid olmuştur. Tüm şehidlerimize Allah rahmet eylesin. Ailelerine sabır versin.
3. Başta annem, babam ve eşim olmak üzere pek çok akrabam ve arkadaşım başıma bir şey gelecek diye korkup günleri zor tamamladılar. Üstelik annem babam ve kardeşlerim Cizre’de olduğumu bilmiyordu. Beni Şırnak’ta zannediyorlardı.

Sonraki Sayfa »

Cizre’de İki Hafta – Dr. Murat K. Topçu’nun Gözlemleri – 5

Beşinci Bölüm

Sağlık Bakanı ve GATA komutanı Hastaneye ziyarete gidiyorlar

Sağlık Bakanı bir sabah hastaneye ziyaretimize geldi. Beraber kahvaltı yaptık. Daha sonra hastanede çalışanlarla yaklaşık bir saat süren sorulu cevaplı bir toplantı yaptı. Bakanın gelmesi ve sağlık çalışanları ile toplantı yapması ekip üzerinde olumlu etki yaptı.
Daha sonraki günlerde GATA’nın Dekanı Tümgeneral de acili ziyaret etti. Kısa bir konuşma sonrası acilden ayrıldı. Bu ziyaret de çalışanları olumlu etkiledi.

Operasyon süresince sivillere zarar vermeme konusunda çok dikkatli davranıldı. Öyle ki bir evden ateş açılmaktadır. Mermisi bitene kadar ateş eden kişi, mermi bitince silahını evin dışına atar. Sesler kesilince güvenlik güçleri eve girer. Evde olan kişi terörist olmadığını, ateş eden kişinin başkası olduğunu söyler. Seni buradan çıkartalım önerisine “Evden çıkarsam örgüt ailemi infaz eder, beni bırakın” der. Bu kişiye bile dokunulmaz. Evde bırakılan bu adam daha sonraki günlerde çatışma esnasında silahı ile beraber ele geçirilir.

Güvenlik güçlerinin moral düzeyini değerlendirmeye çalıştım kendimce. Zor şartlarda yaşıyor ve çalışıyor olmalarından dolayı abartılı bir şikâyetleri yoktu. Bir kısmı gayet neşeli idi, bir kısmı da çöküntü içinde idi. Ama bu iki grup sayıca fazla değildi. Geride kalan çoğunluk idare eder bir durumdaydı. Uzun süreden beri olan yorgunluk dışında genel anlamda herkes iyi durumdaydı.

Operasyonlar bittiğinde operasyondan dönen asker ve polisin yüz ifadelerini merak ettim. Zaten acilin önünden geçip odalarına çıkacaklardı. Beklemeye başladım. Dönenlerin hiç birinin yüzünde “Bak işte, biz hallettik, hepsini geberttik, zafer kazandık…” vb bir algıya sebep olacak bir yüz ifadesi yoktu. Görevini yapmış olmanın verdiği huzuru okudum geçen kişilerin yüzlerinde.

Cizre’de İki Hafta – Dr. Murat K. Topçu’nun Gözlemleri – 4

Dördüncü Bölüm

Yabancı savaşçıların varlığı efsane değildi.

Toplam 40 civarı yaralımız oldu. Birkaçını anlatayım. Bomba patlaması sonucu savrulup sırt üstü düşen ve getirilen bir polis vardı. Geldiğinde uyanıktı. Oturdu. Elinin içi daha önce yaralanmış ama kimseye dememiş, etrafta bulduğu bezlerle bağlamıştı. Oturunca “Beni bırakın, ben de bir şey yok, ben görev yerime gideyim” diye tutturdu. Düşme sonucu sağ tarafta kaburgaların olduğu bölgeye dokundurtmuyordu. Eline pansuman yaptık. Akciğer ve kaburgalar için röntgene gönderecektik. Bırakın beni, gideyim, ben de bir şey yok diye tutturdu. Sakın rapor falan da vermeyin diye ekledi. Odanın içi zaten ana baba günü gibi idi. Bir dünya adam vardı. Ortam gergindi. Havanın yumuşaması lazımdı. Yaralıya; Abi sen Trabzonlu musun diye sordum. Herkes bir anda sustu. Bana dikkat kesildi. Amacıma ulaşmıştım. “Abi senin gibi rahatsızlar ancak Trabzon’dan çıkar, Allah aşkına bir sus bir dur da işimizi yapalım” dedim. Gergin hava dağıldı, yüzlerde tebessüm oldu. “Ben Antepliyim hocam. Haritayı katlayınca Trabzon’a denk geliyor yeri, ondandır” deyince hepimiz güldük. Neyse ki röntgen sonucu akciğerde hasar ve kırığı yoktu. İstemese de ilaç verip 5 gün istirahate zorla ikna edip gönderdik.

Bir başka gün “3 yaralı geliyor” mesajı üzerine 3 oda hazırlayıp beklemeye başladık. Peş peşe 3 yaralı geldi. İlk ikisi kol ve bacaktan hafif yaralıydı ve gençtiler. Daha yaşlı olan 3. yaralı sırtından yaralıydı. Daha acil kapısından girmeden “Ben de bir şey yok, diğerlerine bakın, diğerlerine bakın, beni bırakın” diye bağırıyordu. Kurşun kürek kemiği bölgesindeydi. Kanamayı durdurup akciğerde bir hasar var mı diye röntgene gönderecektik. Diğer 2 arkadaşını görüp iyi olduklarını anlayıncaya kadar röntgene gitmeye razı olmadı.

Sonraki Sayfa »

Cizre’de İki Hafta – Dr. Murat K. Topçu’nun Gözlemleri – 3

Üçüncü Bölüm

 

Cizre Hasatanesi’nde yaşananlar

Çalışma şeklimiz belli olmuştu. Acilde gün aşırı 24 saat nöbet tutacaktık. Nöbetçi olmadığımız günde sokağa çıkma yasağı olduğundan hastane dışına çıkamadığımız için yine acilin etrafından ayrılmıyordum. Haberleşmemiz, kurulan “Whatsapp” grubu üzerinden oluyordu. “Yaralı geliyor” şeklinde mesaj atılınca herkes acil önünde hazır halde bekliyordu. Yaralı sayısı birden fazla ise o kadar sayıda oda hemen en kötü senaryo için hazır hale getiriliyordu. Yaralı geldiğinde hemen hızlıca müdahale ediliyordu. Bu organizasyon orada kaldığım süre içinde saat gibi işledi çok şükür. Yaralı asker ve polislere hızlı ve etkili tedavi yapıldı.

Orada kaldığımız 14 gün boyunca 3 şehidimiz oldu. İlk nöbetimde 6 yaralımız oldu. En ağır yaralımız karnından kurşun yiyen bir polisimizdi. (Asker polis ayırımını kıyafete bakıp yapamadığımdan ve gelenlerin çoğu polis olduğundan herkes için “Polis” diyeceğim ) Kurşun karına girmeden önce koluna çarpıp ön kol kemiğini parçalayıp hızı azalmıştı. Doğrudan karına gelse burayı paramparça ederdi. Bu haliyle bile ameliyata alındığında bağırsaklarının yarıdan fazlasının alınmasına sebep olmuştu. 6 yaralımız olsa da “Şehidimiz” olmamıştı. Buna şükrediyordum.

Sonraki Sayfa »

Cizre’de İki Hafta – Dr. Murat K. Topçu’nun Gözlemleri – 2

İkinci Bölüm

 

Cizre Hastanesi
Ankara’dan Mardin’e uçtuk. Havaalanında Mardin Sağlık Müdürlüğü’nün 2 aracı bizi bekliyordu. Bu araçlara binip hareket ettik. Midyat’ta öğlen yemeği için durduk. Canım yemek istemiyordu. En yakın camiye gidip namaz kılıp bu görevi hakkımızda hayırlı kılması için Rabbime dua ettim. Özellikle annemin ve eşimin çok üzülüp çok endişelendiğini biliyordum. Arkada bıraktıklarıma sabır ve metanet vermesini istedim. Zaten anneme söyleyip söylememe konusunda kararsızdım. Eşimin “Söyle, ana baba duası alarak git, iyi olur” demesi üzerine söylemiştim. Ve tabii en küçük oğlumun ispiyonlaması ile zorunlu olarak söylemiştim. Onlarla konuşurken “Şırnak” demiştim gideceğim yere. “Olaylar yok orası sakin demiştim” Cizre olunca bunu söylemedim. Yine Şırnak’tayım dedim. Zaten Cizre Şırnak’ta değil miydi?

Midyat’tan hareket edip Cizre’ye doğru yola çıktık tekrar. Şırnak il sınırından geçtikten sonra ilk arama noktasına geldik. Ekipte ki diğer arkadaşların çoğu endişelense de ben bu aramaların normal olduğunu biliyordum. Gerçekten son derece sakindim. Cizre’ye ulaşana kadar belki 7-8 yerde durdurulup “Kimsiniz, nereye gidiyorsunuz, kimliklere bakalım” sözlerine muhatap olmuştuk. Bazen 5 dakika bazen yarım saat bekletildik. İdil girişinde biz gelmeden önce yola döşenen bombanın patlaması sonucu polis aracı kaza yapmıştı. Silahlı çatışma ihtimalinin olması sebebiyle epeyce bekletildik orada. Sonra ön ve arkamıza iki zırhlı araç verdiler. Şoförlere; “Polis araçlarına saldırı ihtimali yüksek, hızla yola çıkıp öndeki aracı takip edin. Sakın fazla yaklaşmayın.” demeleri ekipte huzursuzluğu artırdı. Hızla yola çıkıp İdil Devlet Hastanesi’ne ulaştık. Orada çalışacak arkadaşları bırakıp, beklemeden tekrar Cizre’ye yollandık. Yine birkaç arama noktasından geçtikten sonra Cizre Devlet Hastanesi’ne ulaştık.

Sonraki Sayfa »