Uyarmak Vatan Borcumdur 81

Firkateynler Afrika’ya Neden Gönderiliyor?

Yazmasam olmaz. Vicdan azabı duyarım. Duyuyorum!

Kırım’da şu anda büyük bir “ilhak” olayı yaşanırken, Türkiye devletinin kuzeyinde Rusya, vaktiyle Türk toprağı olan, halen büyük bir Türk nüfusun bulunduğu toprakları fethederken (evet, bu Ortaçağ’da olduğu gibi bir fetih olayıdır!), donanmamızdan dört savaş gemisinin, durup dururken Ümit Burnu’na gönderilmesi aklın alacağı bir şey değildir.

Tarihî tecrübesi olmayan, devlet disiplini olmayan, ihmalci, kolay aldanan, kendi ordusunun dağılmasına dahi sebep olan, “strateji”, “taktik” nedir bilmeyen, askerlikle hiç ilgisi olmayan, mağlubiyetler karşısında kılı bile kıpırdamayan devlet adamları yüzünden Osmanlı Devleti’nin başına gelmeyen kalmamıştı. Koca imparatorluk dağılmış gitmişti.

Bugünkü devlet ricalimizde de aynı basiretsizliği görüyorum. Bu gidiş hayra alamet değildir.

Osmanlı yöneticilerinin nasıl aldatıldıklarını gösteren birkaç örnek vermek istiyorum. Bu örnekleri bugünkü devlet idaresi ile herhalde karşılaştıracaksınız!

Konu Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki 1768 – 1774 yılları arasında geçen savaşlardır.

Biliyorsunuz ki bu savaşlar sonunda Kaynarca Muahedesi yapılmıştır.

Reconquista ve Türk Milleti’nin Mukadderatı adlı kitabımdan aynen aktarıyorum.

“Rusya, Lehistan’ı işgal edince elbette ki savaş başladı. Ancak Türk ordusu hazırlıksız idi. İyi komutanlar yoktu. Hele Sadrazam’ın askerlikle hiçbir ilgisi yoktu.

Hem Hotin harekâtında, hem de Mora harekâtında, şans eseri Türk Ordusu üstün geldiği halde, Rusların ani ve sinsi saldırıları ile her iki savaş ta kaybedildi. (…)

Ordu galip geldiği halde galibiyet mağlubiyete nasıl dönmüştü!

1-Hotin Bozgunu:

Hotin savaşını Ruslar kaybeder, geri çekilir. Ancak Türk vezir, asi askerle işbirliği yapar ve idam edilir. Yani içeri karışıktır. Rus ordusu bunu fırsat bilir, geri döner ve boşaltılmış olduğunu gördüğü Hotin’i 300 topla birlikte işgal eder. Böylece Türk başarısı ile başlayan savaş, mağlubiyetle biter.

2-Çeşme Bozgunu:

1770 yılında “Mora Harekâtı” yapılır. Bakınız ibret dolu bir tarih sayfası size. Görünüz ve anlayınız ki, Osmanlı devletinin düşmesi öyle kendi kendine olamazdı. Bu ancak ihanetlerle, bazen Türk milletinin karakterinde var olan, devlet ve askerlik işlerinde olmaması gereken safdil olmak ve merhamet duygularının yersiz bir şekilde kullanılması ile mümkün olabilirdi. Ve öyle olmuştu.

Savaş başlar başlamaz Rus donanması, Baltık Denizi’ni, Kuzey Denizi’ni, Atlas Okyanusu’nu, Cebelitarık Boğazı’nı geçerek Akdeniz’e girer. Fransız büyükelçisi, Rus donanmasının bu harekâtını Bab-ı Ali’ye bildirir. Ancak devlet tedbir almaz. Kimse inanmaz ve kulak asmaz. Ruslar Güney Mora’da “Maynot” denen Rumlara güvenmiştir. Bu Rumlar, Ruslar Mora’ya asker çıkarırlarsa isyan etmeye söz vermişlerdi. Ruslar karaya çıkar çıkmaz Maynot’lar ayaklanmışlardı. Eli silah tutan 70 bin kadar Maynot erkeği Ruslara katılmıştı.

Türk ordusu Rusların desteklediği bu 70 bin Maynot’u imha etmişti. Ruslar, Kapdan-ı Derya Hüsameddin Paşa’nın yaklaşması üzerine Mora sularından çekilmişlerdi. Savaş 4 saat sürmüştü. Türk toplarının üstünlüğü sayesinde Rus donanması geri çekilmişti.

Kapdan-ı Derya Hüsameddin Paşa donanması ile, Rusların yeniden bir savaşı göze alamayacakları düşüncesiyle, gün batarken Çeşme Limanı’na girmişti. Gece yarısına doğru, iki küçük Rus yardımcı gemisi Çeşme Limanı’na girdi. Türkler, iki küçük geminin donanmalarına zarar verebileceğini akıllarına bile getirmediler. Bu gemileri, düşman donanmasından kaçıp kendilerine sığınıyor sandılar. Bazı reisler bu gemileri batırmak istedilerse de, diğer reisler, bunların batırılmamasını, İstanbul’a götürülüp zafer alayında teşhir edilmesini teklif ettiler.

Aslında bu iki düşman gemisi “ateş gemisi” idi. Düşman amirali çılgın ve cesur bir şekilde Türk gemilerine iyice yaklaştı. Bu teknelerden atılan “kundaklar”, bir Türk gemisinin yelkenlisini tutuşturdu ve ambarına sirayet ederek cephanesini infilak ettirdi. Yangın yanaşık nizamdaki bütün gemilere sıçrayarak, çok kısa zamanda Türk donanmasını yaktı. Türk cephaneliklerinin patlaması 230 km. uzaklıktaki Atina’da bile duyuldu.

3-Kartal Bozgunu:

Kartal Bozgunu’nda da yine Ruslar, ümitsiz bir durumda iken ve ikinci Prut gerçekleşmek üzere iken, kalleşçe bir karşı saldırı ile 50 bin Türk askerini şehit ettiler.

Daha nice büyük hatalar yapıldı Osmanlı Devleti yıkılırken. Boşuna yıkılmadı koca imparatorluk.

Osmanlı yöneticileri, kaptanları, reisleri, generalleri bu hileleri anlayamadılar. Aldandılar. Rahatlıkla oyuna getirildiler.

Çünkü başlarında artık Fatih, Yavuz, Kanuni gibi büyük devlet adamları yoktu.

Düşman propagandasına kapılarak Milli Güvenlik derslerinin kaldırılması, çocuklarımızın zihninden “etrafımız düşman çemberi ile çevrili değil” imajı verilerek “düşman” algısının kaldırılması, “and”ımızın kaldırılması, TC.nin kaldırılmak istenmesi, devletimizle ilgili bir sürü milli olayı “inkarın bile inkarı” anlayışıyla tamamen yok sayma olayları bana hep Osmanlı yöneticilerinin yaptıkları hataları hatırlatıyor. Türklerin, nasıl gerçekten “etrak-i bi idrak” olduklarını hatırlatıyor.

Düşmanınızı bilmezseniz, ciddiye almazsanız hangi yok oluşla karşı karşıya kalacağınızı bir gün size tarih anlatır. Ama geç olur, değil mi?

Bugün, durup dururken donanmanın bir bölümünün Ümit Burnu’na gönderilmesi haberini okurken bu tarih sahneleri gözlerimin önüne geldi.

Aziz milletim, yöneticilerimiz üç yüz yıllık tarihi hatalarını yapmaya hala devam ediyor. Onları uyarmak bile artık bir mana ifade etmiyor. Gözlerinin önüne perde inmiş. “Dünya malı” hırsı ile gözleri dönmüş bulunuyor.

Bendeniz ise hala asil milletimin çocuklarını uyarmaya gayret ediyorum.

Aziz milletim,

Uyarmak vatan borcumdur.

Uyanınız.

19.03.2014

Yorum Yap