Değerli dostlar,
“Açık Konuşalım, Savaştayız” başlılğı Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül’ün dünkü makalesinin başlığı idi.
Yazının içeriği başlığından daha vahim.
Bu zat-ı muhterem 13 yıldır bu günlerin hazırlandığını anlamadı. Biz anladık, dağdaki çoban anladı, sağır sultan anladı, bunlar anlamadılar.
Yapılan hatalar yüzlerce defa anlatıldı.
Bu beyefendinin aklı yeni başına geldi. Nedamet mi getirdi bilmiyorum. Bari sözcülüğünü yaptığı hükümet uyansa.
Bazı AKP milletvekilleri uyandı aslında. Açıkça uyarıyorlar da! Ama devlet idarecilerinin bataklılğa sapladıkları devlet politikalarından geri dönmesi herhalde artık mümkün değil.
Bazı dostlar “Milletim Uyan” kapakları paylaşıyorlar. Dertli insanlar biliyorum. Bu saatten sonra milletin uyanması nasıl olacak, neye yarayacak bilmiyorum.
“Tartışmanın faydası yoktur, bu bir iç savaştır” diye yazmıştım. “Bir iç savaşı nasıl kazanmak gerekiyorsa öyle poitikalar takip etmek gerekir” diye yazmıştım. “Yavuz Sultan Selim’in veya Dördüncü Murat’ın içerideki kaosu önlemek için aldıkları tedbirlere benzer tedbirlerin alınması gerekir” diye yazmıştım. En yakınlarımız duymadı!
Rahmetli Durmuş Hocaoğlu uyarmıştı. “Burası ya İkinci Ergenekon ya da ikince Endülüs olacaktır” demişti. Şimdi İkinci Endülüs olmakla karşı karşıyayız malesef.
“Bu bir asimetrik savaştır, uyanın”, demiştim. Şiddetli egolar, dünya malı hırsı, Kur’an okuyan liderlere halkın teveccühü onları şımarttı ve kaçınılmaz son geldi.
Asimetrik savaşı yürüten devletler içeriden ve dışarıdan devletimizi kuşatmış bulunmaktadır. Çok açık bir şekilde hedef olarak tespit edilen ülkemize artık açıkça saldırmaktadırlar. Yetkililerimiz bu günleri hiçbir şekilde öngörmediler.
Hata üstüne hata yaptılar. Yapılan hataları defalarca sıraladık.
Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra 20 devletle birden savaşmak zorunda kalmıştı. Bu yirmi devleti ayrı ayrı yendi. 16 yıl süren savaşta bütün düşmanlarını birbirine düşürerek hepsini yenmeyi başarmıştı.
Tehdit altında bulunan Türkiye yetkilileri, kendisini tehdit eden ülkelerin başkentlerinde bombaları patlatmasını bilmiyorlarsa, Çeçenler vasıtasıyla Moskova havaya uçurulamıyorsa, ABD’de Hispanik ayaklanma yapmayı, yeni 11 Eylülleri meydana getirmeyi bilmiyorlarsa, Paris’i, Londrayı sarsacak dünya çapında örgütleri kullanmayı bilmiyorlarsa, yeni ETA’lar, yeni IRA’lar kurmayı bilmiyorlarsa etrafınızı saran kuşatmayı kırmanız mümkün değildir. Ukrayna’nın, Polonya’nın, Orta Asya’daki bütün Türk illerinin Rusya’yı her taraftan sıkıştırmasını sağlamak gerekiyordu. Gürcistan’ın harekete geçirilmesi gerekiyordu. Hiç olmazsa Rusya’nın Karadenizden ülkemizi kuşatmasına engel olmak gerekiyordu. Düşman gemilerinin Akdeniz’de bu şekilde konuşlanmasına daha başından engel olmak gerekiyordu.
Ama ne gezer. Devlet ortalarda yok. Yeni bir Kaht-ı rical dönemi yaşıyoruz. Yeni bir “inhitat devri” yaşıyoruz.
Fatih Sultan Mehmet, Uzun Hasan’ın Venedik’le yaptığı anlaşmayı anında haber almıştı. Ona göre yeni stratejiler çızmişti.
Şimdi sizin istihbaratınız yok. Askerî istihbaratınız yok. Askerî istihbaratın bütün cihazları MİT’e devredilmişti. Değerli dostlar; MİT’in CIA’dan, Mossad’dan bağımsız hareket etmesi mümkün mü?
Dolayısıyla kara günler gelip çatmıştır.
Bugünkü en büyük yetkili adam bari çıksa milletimize dese ki;
“Ben vatanıma, milletime, dinime hizmet etmek için yola çıkmıştım. Ama durum şimdi vahimdir. Bu iş artık beni aşmıştır. Vatanınıza sahip çıkın!”
millet belki bir şekilde hayatını kurtarmak için tedbir alacaktır. Vatanını kurtarmanın yollarını bulacaktır. Ama böyle yapmıyor, hala manipülasyon yapmaya devam ediyor. Türkiye eski Türkiye değil diyorlar. Ümmet rüyaları görmeye devam ediyorlar. Katar’ın ve Suudi’lerin dostluğuna güveniyorlar hala. Acaba Katar ve Suudlar Amerika’dan habersiz bir adım atabilirler mi?
Evet kara günler gelip çatmıştır.
Türk milleti başının çaresine bakmalıdır.
Aziz milletim, resmen büyük bir savaşın içindeyiz. “Onursuz bir yalnızlıkla” başbaşayız. Lütfen tedbirlerinizi buna göre alınız.
Son Yorumlar