Kategori Arşivi Uyarmak Vatan Borcu - Page 5

Uyarmak Vatan Borcumdur 39 – Sorun Bizdedir

Cahil Osmanlı yöneticilerinin koca imparatorluğu nasıl parça parça edip tarihin karanlıklarına gömdüğünü her fırsatta anlatmaya çalışıyoruz. Bunu yapmamızın sebebi; şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenlerin de aynı hatalara düşmekte olduklarını milletimize anlatmaktır.

Koca Sinan Paşa bir seferden dönerken, bir köprüden (Yerköy) geçmeden önce askerleri sıraya dizip, üzerlerini aramak ister. Amacı savaşta alınan ganimetleri askerden toplamaktır. Ancak, bulundukları yer son derece tehlikeli bir yerdir. Bir kısım subaylar kendisini uyarır. “Burası tehlikeli bir yerdir, karşıya geçelim, güvenli bir yere gidelim, bu işi orada yapalım” derler. Çünkü düşman tarafından saldırıya uğramaları ihtimali çok yüksektir. Ve gerçekten de öyle olur, saldırıya uğrarlar. Düşman, dağınık haldeki Osmanlı ordusunu yakalar. Saldırır. Köprüyü yıkar. Askerlerin büyük bir kısmı suda boğulur. Kaçabilenler kaçar. Kaçamayanlar düşman saldırısında şehit olur.

Bu bozgunda 25 bin akıncı şehit olmuştur. Tarihçiler, bu çapta büyük bir akıncını nüfusun heba edilmesinden sonra, Osmanlı Devleti’nin belini bir dahai doğrultamadığını söylerler. Koca Sinan Paşa 80 yaşları civarındadır. Çok zengindir. Ama görüldüğü gibi, hala ganimet peşindedir.

Kıssadan hisse olsun diye yazdım.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 38 – Aziz Milletim, Sorun Bizdedir

Aziz Milletim, Sorun Bizdedir.

“Ey Türkler!

Gökleri ve yeri yaratan ve onları direksiz ayakta tutan Rabbim, ki amenna ve saddakna, her şeye gücü yeter, amma, kendisini değiştirmeyenleri kendisi değiştirmez; ol sebebe binaen kendinizi değiştiriniz, değiştiriniz de elinizi kolunuzu bağlayarak boş yere dua etmeyiniz; burası duanın hükmünün batıl olduğu noktadır.

Ey Türkler!

Ve dahi yine O, Halık-ı Zü’lcelal, devirleri insanlar arasında döndürür, bazan birini yükseltir, bazan da diğerini; liyakatini kaybeden, uyuşan kavimleri yere indirir, genç ve dinamik olanları tepeye çıkarır.

Onun için, vicdanınız olarak haykırıyorum:

Ey Türkler!

Liyakatinizi kaybetmek ve uyuşmak üzeresiniz. Sakın ha!

Ey Türkler!

“Bu da geçer” demeyiniz! Sakın ha!

Aksi takdirde, elbet de geçer; lakin unutmayınız ki, “geçer amma deler de geçer” ve ölüyü diriye, geceyi gündüze dönüştüren Rabbim, efendileri kula, kulları da efendiye dönüştürür; sizi indirir, ve hatta yere çakar, çakar da dün yönettiklerinizi başınıza geçirir.

Ey Türkler!

Milletler yükseldiği yerden düşer; amma, düştüğü yerden de yükselir.

Ey Türkler!

Sizlerde yükselecek güç var; sizde her şey var. Yeter ki gerçek ile sahteyi, gerçek aydın ile propagandistleri ve lobicileri, gerçek lider ile fareli köyün kavalcılarını ayırdedebilecek bir bilinç ve ferasete kavuşunuz; gücünüzü keşfediniz ve iradenizi hareket geçiriniz.”

Durmuş Hocaoğlu.

  Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 37 – Sessizliğin Sesi

Sessizliğin Sesi

 Değerli dostlar,

Yazmayacaktım, rahat edemedim. Bir kişi okusa dahi yazmalıyım. Yazmadan edemezdim. Bu bilgiyi sizlerle paylaşmasam kendimi suçlu hissederdim. Kendimi vatana ihanet eden biri olarak telakki ederdim.

Firatnews.com adlı Kürt sitesinde yayınlanan bir haberle ilgili olarak yazmam gerekiyordu. Sizinle derdimi paylaşmam gerekiyordu. Artık siyasi telakkileri, farklı tarikat telakkilerini, sun’i bölünme noktalarını lütfen bırakınız. Bizler Müslüman insanlarız. Elimizde tahriften azade muazzam bir KİTABIMIZ var. Sünnet-i Seniyye var. İcma-ı ümmet var. Lütfen politize olmuş dini tarikatları bırakınız. Bizlerin düşüncelerimizi “iğfal” ediyorlar. Peşlerine gittiğiniz insanların kimliklerine bakınız. Derinliklerine bakınız.

(Tabii ki “politize” olmuş tarikatlar için söylüyorum. )

Sonraki Sayfa »

UYARMAK VATAN BORCUMDUR 18 – TÜRKİYE’DE KİLİSELER ONARILIRKEN, HIRİSTİYANLIK YÜKSELİRKEN BİZ NE YAPIYORUZ ?

TÜRKİYE’DE KİLİSELER ONARILIRKEN, HIRİSTİYANLIK YÜKSELİRKEN BİZ NE YAPIYORUZ ?

Değerli dostlar,

Biliyorsunuz ki, devletin bütün sath-ı mailinde kiliseler onarılmaktadır. Bugün yine bir Ermeni kilisesi açıldı. Bakan Hayati Yazıcı açılışta yaptığı konuşmada “Ermeni kardeşlerimiz” ifadesini kullandı. Bu ifadeyi belki politika gereği kullanmıştır, bilemem. Ancak, vatan toprakları üzerinde MİSYONER faaliyetleri almış yürümüş bulunmaktadır. Bu durum, hükümetin “açılım” ve “dinler arası diyalog” politikaları ile izah edilmektedir. Gerçekte “dinler arası diyalog” projesinin Türkiye ayağını yürüten kuruluşun “Cemaat” olduğu bilinmektedir. Fethullah Gülen’in bu konuda ne kadar çaba sarf ettiğini, Vatikan’la ilişkilerini herhalde bilmeyen kalmamıştır.

Bendeniz, bu dinler arası diyalog meselesini tehlikeli buluyorum. Özellikle Fethullah Gülen’in ABD’de oturması, bu projenin bir ABD projesi olması, ABD’nin yayılma stratejisinde bu gibi konuları öne çıkarması ve Hıristiyanlığın Asya’ya yayılması konusunda Cemaat’in ön ayak olması bütün gerçek vatanseverleri düşündürmektedir. Ve arayışa sürüklemektedir. Bu sebeple aşağıdaki soruların cevabını öncelikle biz gerçek vatanseverlerin bulmamız gerekmektedir.

Fethullah Gülen hareketinin temel hedefi nedir?

Türk milletine ve Türk devletine karşı tutumu nedir?

Cemaat’in ABD ve AKP ile illiyet bağı nedir?

Cemaat Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin lehinde mi aleyhinde mi çalışmaktadır?

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 36 – FGM-148 Meselesi

FGM-148 Meselesi

Harp Hiledir.

Değerli dostlar,

“Harp Hiledir” cümlesi Hadis-i Şerif’tir.

Bu Hadis-i Şerif’i aslında Müslümanların iyi bilmeleri, ne anlama geldiğini öğrenmeleri ve buna göre yaşamak için tedbir almaları gerekmektedir.

Her konuda olduğu gibi, bu konuda da Müslümanlığımız taklididir. Üzgünüm ki durum böyledir.

Bu yazıda bazı örnekler vererek, düşmanın nasıl bu “hile”  yöntemini kullanarak İslam âlemini aldattığını anlatmaya çalışacağım.

Sonraki Sayfa »

UYARMAK VATAN BORCUMDUR 18 – TÜRKİYE’DE KİLİSELER ONARILIRKEN, HIRİSTİYANLIK YÜKSELİRKEN BİZ NE YAPIYORUZ ?

TÜRKİYE’DE KİLİSELER ONARILIRKEN, HIRİSTİYANLIK YÜKSELİRKEN BİZ NE YAPIYORUZ ?

Değerli dostlar,

Biliyorsunuz ki, devletin bütün sath-ı mailinde kiliseler onarılmaktadır. Bugün yine bir Ermeni kilisesi açıldı. Bakan Hayati Yazıcı açılışta yaptığı konuşmada “Ermeni kardeşlerimiz” ifadesini kullandı. Bu ifadeyi belki politika gereği kullanmıştır, bilemem. Ancak, vatan toprakları üzerinde MİSYONER faaliyetleri almış yürümüş bulunmaktadır. Bu durum, hükümetin “açılım” ve “dinler arası diyalog” politikaları ile izah edilmektedir. Gerçekte “dinler arası diyalog” projesinin Türkiye ayağını yürüten kuruluşun “Cemaat” olduğu bilinmektedir. Fethullah Gülen’in bu konuda ne kadar çaba sarf ettiğini, Vatikan’la ilişkilerini herhalde bilmeyen kalmamıştır.

Bendeniz, bu dinler arası diyalog meselesini tehlikeli buluyorum. Özellikle Fethullah Gülen’in ABD’de oturması, bu projenin bir ABD projesi olması, ABD’nin yayılma stratejisinde bu gibi konuları öne çıkarması ve Hıristiyanlığın Asya’ya yayılması konusunda Cemaat’in ön ayak olması bütün gerçek vatanseverleri düşündürmektedir. Ve arayışa sürüklemektedir. Bu sebeple aşağıdaki soruların cevabını öncelikle biz gerçek vatanseverlerin bulmamız gerekmektedir.

Fethullah Gülen hareketinin temel hedefi nedir?

Türk milletine ve Türk devletine karşı tutumu nedir?

Cemaat’in ABD ve AKP ile illiyet bağı nedir?

Cemaat Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin lehinde mi aleyhinde mi çalışmaktadır?

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 35 – Zaruri Bir Durum Muhakemesi

 Zaruri Bir Durum Muhakemesi

Değerli dostlar,

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın “Abdullah Öcalan namaz kılardı” ve “Ben de olsam dağa çıkardım” tarzındaki sorumsuz açıklamaları göstermektedir ki, Türkiye; dış güçlerin uyguladıkları stratejilerle yeni bir safhaya girmektedir. Bunun için zaruri bir durum muhakemesi yapmak amacı ile aşağıdaki düşünceleri sizlerle paylaşmak istedim.

Gerçekten de, Başbakanın, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, bazı milletvekillerinin, hatta emniyet müdürlerinin son zamanlardaki açıklamaları, ülkemizdeki vatan bölme senaryolarının yeni bir safhaya girdiğini göstermektedir.

Açıktır ki, milletimizin Müslüman oluşu, dini konularda duyarlı oluşu, siyaseten ikna edilmesi bakımından son derece uygun bir “zemin” yaratmaktadır.

Sonraki Sayfa »

UYARMAK VATAN BORCUMDUR 34 – Kerkük Ve Filistin Olaylarının Hatırlattıkları

Kerkük Ve Filistin Olaylarının Hatırlattıkları

Her gün televizyonlarda arz-ı endam eden, değerli bir hoca efendiye bir soru sormuştum. Hocam, Ashab zamanını çok iyi biliyorsunuz. En ufak detayı bile çok iyi anlatıyorsunuz. Belki de o zaman yaşayan bütün çocukların bile adlarını, yaşlarını, ne işler yaptıklarını biliyorsunuz. Çok güzel de anlatıyorsunuz. Allah razı olsun. Sağ olunuz. Ama bir hoca olarak, eğer meramınız İslam’ı anlatmak ise, Türklerin, yüzlerce yıldan beridir İslam’a yaptığı katkı ile ilgili olarak neden ufak bir “menkıbe” olsun, anlatmıyorsunuz?
Verdiği cevabı çok manidar bulmuştum. “Biz Türk tarihini okumuyoruz!”
İslam’ın gelişinden itibaren sürekli olarak Müslüman toplumlar içinde çatışmalar, iç çekişmeler devam etmiş, gelmiştir. Şu anda da aynı çatışmalar devam ediyor.
Bundan bin sene önce yaşanan olaylar, bugün, aynı nesillerin uzantıları tarafından devam ettiriliyor. Bu çatışmalar bu gün daha da tehlikeli bir hal almıştır.
Çağımızda Batılı güçler, hiçbir zaman olmadığı kadar, çok daha etkili bir şekilde geldiler İslam dünyasının üzerine.
Batılılar bu manada savaş yaparken, dinleri ve mezhepleri de çatıştırarak toplumları aldatıp, birbirine düşürürken, bizzat sahnede bulanan Müslümanlar hala neyin ne olduğunu anlamadan, bilinçsizce çatışmaya devam ediyorlar.
Müslüman toplumlar hallaç pamuğu gibi sağa sola savrulup duruyor.
Sonraki Sayfa »

UYARMAK VATAN BORCUMDUR 33 – Devlet Taviz Vermez

Devlet Taviz Vermez

 Değerli dostlar,

Sizlere, hepinizin çok iyi bildiğini düşündüğüm tarihi bir menkıbeyi anlatacağım.

Bu menkıbe Anadolu Selçukluları döneminde, Alpaslan döneminde geçer. Alpaslan, Bizans sarayına nüfuz etmek istemektedir. Bizans Sarayı’na çok güvendiği bir yakınını sokmak ister. Bunun için bir mizansen hazırlar. Bu mizansen; çok güvendiği iki Selçuklu beyini savaştırarak, birinin mağlup olup kaçması ve saraya sığınması şeklinde hazırlanmış bir senaryodur. Senaryo uygulanır. Alpaslan’ın beyleri arasında hainliği kabul eden kişi amcasının yeğeni Ersagun Bey’dir. Ersagun Bey, savaşı kaybeder, Selçuklu’dan kaçar ve Bizans’a sığınır. Tabii ki Bizans kralı ona çok güvenir. Ersagun Bey’i kullanarak Selçuklulara istediğini kabul ettirebileceğini zanneder. Gerçekte Bizans kralı durumdan gafildir. Ersagun Bey, Alpaslan’ın kurgulamış olduğu bir senaryo ile Bizans sarayına bir şekilde sokulmuş olur. Ebedi hainliğe talip olan Ersagun Bey, yıllarca Bizans sarayından Selçuklulara istihbarat sızdırır. Hatta derler ki, Perşembepazarı’ndaki Arapcami Selçuklu ajanlarının o zamanlar üssü durumda idi.

Değerli dostlar, düşünüyorum, Bizans sarayında ikamet eden, her gün Bizanslıların kontrolünde olan Ersagun Bey, Bizans devletinin içinde iken, acaba siyasi demeçler vermeye kalksaydı, nasıl demeçler verirdi!

Hiç düşündünüz mü?

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 32 – YAŞASIN MİLLİ DEVLET

YAŞASIN MİLLİ DEVLET

“İngilizler bir kurşun atmadan İstanbul’dan çıktılar. Ankara hükümetine İstanbul’u teslim ettiler”.

Bu ifadeyi TBMM ’nde vekil olan bir zat söylemiş. Ve de değerli ağabeyim Sayın Zeki Önsöz Bey de üzülmüş. Bu söz üzerine bir makale kaleme almış. Anlaşılıyor ki, çok da içerlemiş.  Milliyet Blog’ta yayınladığı yazıyı ayrıca nezaket göstermiş, bizim okumamız için paylaşmış.

Kendisine buradan teşekkür ediyorum.

Tabii ki bu konu tarihi bir konudur. Birbirlerinin hasmı olan milletler, tarihi olayları kendi lehlerine yorumlayarak aynı zamanda geleceklerini de hazırlamaya çalışırlar.

Bizim aydınımız, hala sömürge aydını ruhunu üzerinden atamadığı için, tarihi kendi lehine çevirecek yüksek basirete de sahip bulunmamaktadır. Velev ki öyle bile olsa, yine de politik programlar için, devletin istikbalde tarihi anlamda bir kuvvete, haklılığa sahip olması için, tarihi belgeleri kendi lehine kullanabilecek versiyonları seçmek gerekir. Bu durum, toplumun moralinin yüksek tutulması, birlik içinde bulunulması ve hasmın tarihi emellerinin unutulmaması için çok gereklidir.

Ama görülmektedir ki, İngilizlerin İstanbul’u işgal ettiği yıllarda etkilediği aydın prototipi aynen bugün de mevcuttur. Ve bu aydın tipi, hala İngiliz entelijansiyasının etkisi ile İngiliz tarihi emellerinin tahakkukuna yardım edecek tarzda söylemler içinde bulunmaya devam etmektedir..

İstanbul’dan İngilizlerin çekilmesinin sebebini birçok faktöre bağlayan tarihçiler var.

Sonraki Sayfa »