Kategori Arşivi Uyarmak Vatan Borcu - Page 4

Uyarmak Vatan Borcumdur 50

Eyvah bu baziçede yine yandık

Zira ki, ziyan ortada, bilmem ne kazandık

Ziya Paşa

Değerli dostlar,

Hiçbir şey, artık hiçbir şey önemli değil!

Devletimiz bir savaş daha kaybetmiştir.

 

Tamam, devletimiz savaşı kaybetmiş olabilir. Ama derler ya; “Dinime küfreden bari Müselman olsa!”

Ağırıma gidiyor.

“Bu savaşı kaybettiniz, ama üzülmeyin. Bakın artık barış içinde bir arada yaşayacağız. Daha büyük bir devlet olacağız Ortadoğu’da! Bundan sonra artık ideoloji, fikir ve siyaset konuşacak!” diye milleti kandırmak için televizyonlara çıkarılan insanların, sahtekârlığı, riyakârlığı, satılmışlığı, yabancılığı ve ihaneti yok mu? Benim ağırıma asıl bunlar gidiyor biliyor musunuz?

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 49 – Bin Yıllık Tarihimizin En Büyük Krizi

“Bin Yıllık Tarihimizin En Büyük Krizi”

Yukarıdaki başlık rahmetli Durmuş Hocaoğlu’nun bir makalesinin başlığıdır.

“Kriz” kelimesi genellikle şöyle tarif edilir: Kriz; normal bir gidişin anormal hale gelmesidir.

“Bunalım veya buhran” kelimelerinin de benzer tarifleri yapılır sosyolojide.

İdeolojinin ve eşyanın kanunlarına aykırı davranmakta ısrar edilirse toplumlarda “bunalım-buhran” meydana gelir.

Her iki kelime de ülkemizin bugün içinde bulunduğu duruma uymaktadır.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 48

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ UYARIYORUM.

Vatan bayrağın dalgalandığı yer değil midir!” demişti kaptan.

Hatırlarsınız.

Şimdilerde vatanımızı maskeli işgal altında tutanlar, iyice “gemi azıya aldılar”. Artık açık açık bölünmeyi konuşmaya başladılar. Kadrolarını kurdular, 5. Kol kuvvetlerini kurdular. Korkusuzca, ellerini kollarını sallayarak,  istedikleri her şeyi yapabiliyorlar. Nasıl olsa “bütün taşlar bağlı!”

Türk Silahlı Kuvvetleri de PKK nın silah bırakması için “çözüm süreci”ne destek vermiş. Bunun için bir “çalıştay” yapmış. Bu çalıştayda alınan kararlara göre;

–          Ders kitaplarındaki aşırı milliyetçilik törpülenmeli,

–          Ortak tarih bilinci geliştirilmeli,

–          Kürtçe vaaz verilmeli, (Fethullah Gülen’in vaazları Kürtçe alt yazılı olarak verilecekmiş!)

–          Kürtçe kullanımı kolaylaştırılmalı,

–          Bölgedeki yer adlarında hızla eskiye dönülmeli.

TSK.nın çözüm sürecine destek için aldığı bu kararları 08 Şubat 2013 günlü basında görebilirsiniz.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 46 – Etraki bi idrak

“Etraki bi idrak”

Bir Fransız akademisyen Batı ile Doğu arasındaki münasebetlerin tarihi seyrini basit örmekle şöyle özetlemiştir:

“Batı ile Doğu arasındaki münasebetlerin tarihi, büyük ilerleme ve itilme hareketlerinin tekerrüründen ibarettir.

-Asya’nın ilerleyişi, Med harpleri ile durdurulur.

-Sonra Makedonya ve Roma karşı taarruza geçer.

-VII. Asırda Müslüman ilerleyişi vardır.

-X. Asırda Bizans’ın karşı taarruzu vardır.

-XI. Asırda Selçuklu Türklerinin ilerleyişi XII. asır HAÇLI SEFERLERİNİ doğurur.

-Osmanlı Türklerinin Bursa’dan Viyana’ya uzanan XIV. Asırdan XVII. Asra kadar olan ilerleyişi, 1912’de nihayet Edirne’ye kadar çekilmeleri ile neticelenir.”

Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi, Cilt 3 Sayfa 216-217 (L.Empire du Levant, Sayfa 8-11)

Yani Asya’nın ilerleyişi Türklerin Edirne’ye geri çekilmesiyle durdurulur.

Sonraki Sayfa »

UYARMAK VATAN BORCUMDUR 45 – Biz Türklüğümüzden İstifa Etmiyoruz

Biz Türklüğümüzden İstifa Etmiyoruz

(Çok Önemlidir, lütfen ihmal etmeyiniz, okuyunuz)

Değerli dostlar,

Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök “Türklüğümden istifa ediyorum!” diye bir yazı yazdı. Türkleri bugünkü Kürt açılımının önünde engel görenlerin önünden çekilmek için okuyucularına istifasını sundu. Kendisi bir göçmen çocuğu imiş! Babası; “Burası bizim son vatanımızdır!” diye kendisine telkinde bulunmuş. Ama “Eğer benim Türklüğüm Kürt açılımına engel ise, aha da ben Türklüğümden istifa ediyorum” diyerek güya Kürt açılımının önünden çekildi.

Emperyalizm, yani “Yedi Düvel”, yeni Tanzimat Fermanları, yeni Islahat Fermanları ilan ettiriyor.

Değerli dostlar, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’nı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) herhalde bilmeyeniniz yoktur.

Tanzimat Fermanı Gülhane Parkı’nda okunduğu zaman yoldan geçen iki vatandaş kalabalığı görürler. Biraz durup okunan Fermanı dinlerler. Tabii ki okunmakta olan Fermanın dili çok ağırdır, vatandaşlar bir şey anlamazlar. Biri diğerine sorar; bunlar ne diyorlar? Diğeri de şu cevabı verir. “Aslında pek bir şey anlamadım ama GALİBA BUNDAN SONRA GÂVURA GÂVUR DENMEYECEKMİŞ!”

Şimdi “İlahlar yine kurban istiyorlar”. Tanzimat Fermanı yetmedi, Islahat Fermanı (1856) yetmedi, Sultan Abdülaziz’in “hal” edilmesi yetmedi, 31 Mart Vak’ası yetmedi, Sultan Abdülhamit Han’ın “hal” edilmesi yetmedi. Balkan Savaşları, İstiklal Savaşı, Menemen olayı, darbeler yetmedi. Bunların hiçbiri Türk milletini yok etmeye yetmedi.

İlahlar yine kurban istiyor!.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 44 – Feraset

Feraset

Değerli dostlar,

Her fırsatta milletimi uyarmaya çalışıyorum. Araştırmaya, okumaya fırsatı olmayanlar genellikle gelişen olayların sebep-sonuç ilişkilerini anlayamamaktadırlar.

Özellikle son zamanlarda ülkemizde alabildiğine sürdürülen psikolojik ve asimetrik savaşın farkında olamamaktadırlar.

Ülkemizde derin bir asimetrik savaş sürdürülmektedir.

Bu savaşın elbette ki tarafları vardır.

Şunu iyi anlamak gerekir. Bu taraflardan biri biziz. Ancak, karşı taraf o kadar teknik bir propaganda yapmaktadır ki, bizim tarafımızda olması gereken insanlar nerede bulunduklarını, kim olduklarını adeta anlayamamaktadırlar.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 43 – Çekin Gidin

Değerli dostlar, yazı biraz uzun oldu, biliyorum. Sabırla okuyacağınız ümidini taşıyorum. Yazının uzun olmasının sebebi, “belki bir sorumlu okur düşüncemdir.”
Saygılarımla.

“Türklüğü dayatacaksınız, Müslümanlığı dayatacaksınız, Sünniliği dayatacaksınız ve hem de Hanefi olmak zorunda kalacaksınız. Başka halkların egemenlik, özerklik, yabancı dilde savunma hakkı ve genel af isteklerine ise hayır diyeceksiniz. Bu olmaz işte!”

Bu cümleleri Saba Tümer’le televizyonda konuşan, Türkiye’nin ünlü profesörlerinden biri sarf etti!

İsmini elbette hepiniz biliyorsunuz. Tabii ki Doğu Ergil!

Bu düşüncelerle paralel olan ifadeleri, Murat Karayılan’ın ifadelerini de almak istiyorum. Lütfen sizler karşılaştırınız.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 42 – Harp Hiledir

Değerli dostlar, son olaylarla ilgili olarak bazı görüşlerimi sizlere aktarmak istiyorum.

Osmanlı Devleti’nin 1683 yılında Viyana’da bozguna uğramasından sonra sürekli olarak Avrupa’dan geri çekildik. Avrupalılar, Viyana yenilgimizden sonra, artık Türklerin de yenilebileceği kanaatine varmıştır. Çünkü yüz yıllardır Türk akıncıları Batılıların ruhlarını bile korkutmuştu.

Batılılar, 1683 yılından sonra sürekli bize karşı cepheler açmışlar ve bizi yenmişlerdir.

Osmanlı Devleti parçalandı. Yıkıldı. İmparatorluğun külleri arasından şu anda üzerinde yaşadığımız toprakları kurtarabilmişiz.

Batının Türk milletine karşı yürüttüğü yok etme hareketi bitmemiştir. Bizi Anadolu’dan da atmak için elinden ne gelirse yapmaktadır Batı. Tıpkı Endülüs meselesinde olduğu gibi!

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 41 – Bu Üslup Yanlıştır ve Tehlikelidir

Değerli dostlar,  bu akşam (14 Ocak 2013) haberlerde, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra basın açıklaması yapan, gazetecilerin gündemle ilgili sorularını cevaplayan Bülent Arınç’ın açıklamalarını uzun uzun izledim.

Bülent Arınç; Fransa’da öldürülen PKK (militanları) savaşçıları ile ilgili, “ana dilde savunma hakkı” ile ilgili açıklamalar yaptı. Bu konuları, kendisine has üslubu ile hatta yıkılış dönemlerinin bütün politikacılarına has bir “üslup” ile dile getirdi. Arınç’ın bu açıklamalarını dinleyen normal bir vatandaşın, hiçbir siyasi yönü olmayan, hiçbir endişesi, “vatan” kaygısı olmayan, yandaş insanların “mest” olmaması mümkün değildi. Son derece yumuşak, insanların psikolojilerine hükmeden bir şekilde ve de “şahsi tarzım bu” diyerek, hümanist bir tavır ve yumuşak bir eda ile politikalarını anlatması, insanlarımızın ne kadar büyük bir zihnî işgal, ne kadar büyük bir bilgi çarpıtma (dezenformasyon) ile karşı karşıya bulunduğunu anlatmak bakımından çok büyük bir önem taşımaktadır.

Sonraki Sayfa »

Uyarmak Vatan Borcumdur 40 – Tarih Tekerrürden mi İbarettir.

Değerli dostlar, bundan önceki iki yazımda “Sorun Bizde” konusunu işlemeye çalışmıştım. Ve cahil Osmanlı yöneticilerinin koca imparatorluğu heder ettiklerini anlatmıştım. Özellikle Balkan Savaşları sırasında yapılan hataları izah etmiştim. Gerçekten; İttihatçıların hakim olduğu Osmanlı Devleti Balkanlarda öyle hatalar yaptı ki, bu hataları anlatmak için ciltler dolusu kitap yazılsa kafi gelmez.

Biliyorsunuz ki; İttihatçılar “Kiliseler Kanunu” nu çıkararak, birbiri ile hiç barışık olmayan Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ ve Yunanistan’ın birlikte hareket etmesini sağladılar. Dünkü vilayetlerimizi kendi elimizle devlet yapmıştık. Karşımıza almıştık. Düşmanının birleşmesi için elinden geleni yapması bir yönetimin “akıl tutulması”na uğramasından başka ne ile izah edilebilir. Belli idi ki, birleşen bu Balkan ülkeleri devletimize saldıracaklar, Balkan Savaşı’nı başlatacaklardı. Bu tehlikeyi bile bile cahil İttihatçılar 70 bin Osmanlı askerini terhis ettiler, orduyu zayıflattılar. Bu olacak bir şey mi idi? O zamanki muhalefet daha da cahil davranıyordu. Devletin başının belada olduğunu bile bile hala iktidar mücadelesi yapıyorlardı. Muhalefetin yaklaşımı nasıldı biliyor musunuz. “Edirne’yi Enver (Enver Paşa) alacağına Bulgarlar alsın daha iyi”! Bu söylem aslında bu günkü siyasi ortamı anlatmak için çok önemli bir örnektir. Bunu söyleyenlerin ahlaksız olduklarını ileri sürmek mümkün değildir.

O zaman iktidar da, muhalefet de tamamen hırslı ve cahil davranıyordu. Devlet idaresini bilmiyorlardı. Veya Batının hoşuna gidecek, Batıyı memnun edecek şekilde davranıyorlardı.

Sonraki Sayfa »