Siz, ulaşabildiğim insanlar! Lütfen okuyunuz! Unutmayınız!
Günlük meşguliyetler içinde farkında olmayabilirsiniz. “Herkes kendi işini yapsın, devleti idare edenler herhalde her şeyin doğrusunu bilirler. Hiç mi aralarında vatansever yok, hepsi mi hain!” diye düşünebilirsiniz.
Bu topraklar bizim vatanımız. Coğrafya bakımından dünyanın en önemli yeri! Bu topraklara Orta Asya’dan göç ettik geldik. Burada irili ufaklı birçok devlet kuruldu, yıkıldı. Bu topraklarda ancak büyük devletler, imparatorluk haline gelmiş büyük devletler uzun süre yaşayabilmiş!
Türkler, bu topraklara geldikleri bin yıldan beridir, nice harpler gördü, nice zaferler ve de nice felaketler gördü. Bu yüzden bu topraklarda yaşayan milletler daima uyanık bulunmalı, devamlı hazırlıklı olmalıdır. Bu toprakların düşmanları, gaflet içinde bulunan idarecileri asla affetmemiştir.
Bu sebeple Türkiye Devleti’nin, dünya çapında hedef koyan bu emperyalist güçlere karşı ne yapabileceğini düşünüyorum. Türkiye Devleti’nin aydınını ve kendimi adeta sorgulamak istiyorum. Bin yıllık çekişmenin bugün ulaştığı noktanın, gerçek bir hesaplaşmanın sonucu olduğunu düşünüyorum. Türkiye Devleti’nin gerçek bir tehditle karşı karşıya bulunduğunu düşünüyorum. Vaktiyle bağımsızlığımızı Mohaç’ta münakaşa ve ispat ettiğimiz güçler, bugün kendi hâkimiyetlerinin kavgasını bizim topraklarımızda vermeye başladılar. Bu durum aslında millet hayatımız için çok tehlikelidir. Bugün Batı ile kendi topraklarımızda hesaplaşma zorunda kalmış olmamız askeri bakımdan da son derece tehlikeli ve vahimdir.
Bu sebeple kafamda bir yığın soru ve içimde bir yığın ıstırap var. Ruhumda adeta fırtınalar kopuyor. 21. Yüzyıl Haçlı seferlerinin Türkler tarafından nasıl püskürtüleceğini ciddi ciddi ve derin derin düşünüyorum.
Türkiye Devletinin elitleri, vatanımıza saldıran, canlarımızı alan düşmanlarımızla “stratejik ortak” olduklarını söylüyorlar ve “Vizyon Belgeleri” imzalıyorlar. Tarihî, ilmî ve askerî realitelere tamamen zıt olan bu yaklaşım, yaklaşan tehlikeyi görmekten çok uzaktır. Doğrudan doğruya askerî harekât yapan Batılı güçlerin mutlaka durdurulması ve kesinlikle geri itilmesi gerektiğini artık anlamalı idarecilerimiz.
Türkiye Devletinin bu denli saldırılara maruz kalışı, bu denli çözümsüz kalışı bütün Türk çocukları gibi beni de elbette üzüyor. Batının başlattığı yeni Haçlı Seferleri insanı düşündürüyor. Batı bütün gücünü seferber ederek, Orta Çağ’da olduğu gibi, yönünü yeniden Doğuya çevirmiş bulunmaktadır. Vaktiyle Papaların kışkırtmasıyla yirmi devletin birden Doğuya doğru harekete geçtiği gibi, bugün de aynı güçler yeniden harekete geçmiştir. Batı, cadı kazanı gibi kaynamaktadır. Batı bütün gücüyle Doğunun üzerine bu denli fütursuzca yürürken, insan böyle eli kolu bağlı kalmak istemiyor!
Türkler nasıl İslam’ı kabul etmekle tarihlerinin belli dönüm noktasını aşmışlarsa, bu gün de aynı Büyük Türk Hakanlığı mensubu millet, kendisine dayatılan “Islahat, Avrupa Medeniyeti” adı altındaki aldatmacalarla, din ve milli kültürümüzü değiştirmek suretiyle tarihinin şu andaki dönüm noktasında yeni, ama çok tehlikeli bir viraja, bir “kırılma noktasına” girmiş bulunmaktadır.
Süper güçlerin üzerimizde hâkimiyet mücadeleleri var. Büyük Ortadoğu Projesi ile bizim ülkemizi de şekillendirmek istiyorlar. Bizim tarihi yerli kültürümüzü de Irak gibi, Somali gibi, Afganistan gibi geri buluyorlar ve kendi kültürlerini bize dayatmak istiyorlar.
Batılı güçlerin Doğuya karşı giriştikleri hücumları kesemiyoruz.
Bunun için askerî kuvvet kullanmak zorunda kalacağımız gayet aşikâr. Kuvvet kullanma ilim ve sanatını bilmeyen devletler, kuvvet kullanmayı daha iyi bilen başka iradelerin, başka orduların müdahalesi ile çöker. Bizim ülkemizde, şu an saldırı halinde bulunan düşmanlarımız, Ergenekon tertibi ile, 15 Temmuz tertibi ile kuvvetlerimizi zayıflatmış bulunuyor. Hala ordumuz içinde yüzlerce tutuklamalar yapmak zorunda bulunuyoruz.
Düşman, yapacağı büyük savaşa hazırlık olmak üzere ordumuzu zayıflatmış, kozmik odalarımıza girmiş, ülkemizin bütün savunma mahremini eline geçirmiştir.
Suriye sınırının açılarak ülkemize giren çıkanı kontrol edemediğimiz günlerde, içeriye sızan ajanlar, büyük şehirlerimizde toplu katliamlar yapmaya başladılar. Unutulmamalı ki bu tam bir savaş halidir. Tam bir düşman saldırısıdır.
Bugün Kayseri saldırısı yapıldı. 13 askerimiz şehit oldu, 48 askerimiz yaralandı. Başımız sağolsun.
Bu saldırıların bir kurmay planlaması olduğunu, bir savaş hali olduğunu asla akıldan çıkarmamalıyız. Türk Genelkurmayı, Türk savunma mekanizması durumu bu anlayışa göre yeniden gözden geçirmelidir.
Allah devletimize, milletimize zeval vermesin.
Yaklaşan tehlikeyi anlayınız.
Son Yorumlar